13 Nisan 2004 Salı
 
 
 BİZE ULAŞIN | ARŞiV | KÜNYE | HABER İNDEKSİ |  SIK KULLANILANLARA EKLE |  AÇILIŞ SAYFASI YAP  
  ·  SON DAKİKA       
  ·  ANA SAYFA    
  ·  GÜNCEL         
  ·  SİYASET         
  ·  EKONOMİ         
  ·  YAZARLAR         
  ·  SPOR         
  ·  DÜNYA         
  ·  YAŞAM         
  ·  MAGAZİN         
  ·  SAĞLIK         
  ·  KADIN & MODA         
  ·  ASTROLOJİ         
  ·  OTOMOBİL         
  ·  ÇİZERLER         
  ·  BİLİM & TEKNİK         
  ·  TV'DE BUGÜN         
  ·  İŞ YAŞAMI         
  ·  OMBUDSMAN         
  ·  HAVA DURUMU         
  ·  CUMARTESİ         
  ·  PAZAR         
  ·  BUSINESS   
  ·  POPULER KÜLTÜR   
  ·  EGE   



   
Sabancı ve coğrafyaların ruhları

       
Dünyanın en ünlü şirketleriyle ortaklığı başaran köy çocuğu Sakıp Ağa, son ortaklığını bir batılı ile yapıyor

   
    İstanbul Guide'ın hafta sonu piyasaya çıkan son sayısı için, İstanbul'un turizm açısından en iyi ve en kötü 10'unu sıralamamı istemişlerdi. Birinci sıraya dünyanın başka hiç bir kentinde benzeri olmayan, 2 kıtayı kucaklayan Boğaziçi'ni, ikinci sıraya da İstanbul Kültür ve Sanat Vakfı'nı (İKVS) koymuştum. Dergi piyasaya çıktıktan sonra gördüm ki, mimarlık fakültesinden hocam Prof. Doğan Kuban, Fest Turizm'in sahibi Faruk Pekin gibi İKSV'yi sıralamanın en tepelerine koyan başkaları da varmış.
    40 yıl öncesinin Türkiyesi'nde, ancak Eczacıbaşı Holding'in kurucusu rahmetli Dr. Nejat Eczacıbaşı gibi üniversite eğitimini yurt dışında yapmış, keman çalan, batı kültürünü içselleştirmiş, sanatsal faaliyetleri gençliğinden beri izleyen bir işadamının vizyonu olabilirdi bu. Klasik müzikle başlayan İstanbul Festivali, sinema ve tiyatrodan, caza ve bienale her yıl çeşitlenerek zenginleşiyor ve giderek dünyanın önemli uluslararası festivallerinden biri haline geliyordu.
   
    Çürümeye terk edilmişti
    Ayağaza'daki İstanbul Kültür ve Kongre Merkezi ise, dünyadaki benzerlerine dudak ısırtacak kalitesiyle Eczacıbaşı'nın İstanbullulara son armağanı olacaktı. Nejat Bey'in ölümüne Türkiye'nin peşpeşe girdiği ekonomik krizler, değişen iktidarlarla birlikte kültür ve maliye bakanlığı koltuğuna oturanların ilgisizliği de eklenince, İKSV Başkanı Şakir Eczacıbaşı'nın tüm uğraşlarına rağmen inşaat yarım kaldı. Kaderine ve neredeyse çürümeye terkedildi.
    Sabancı'nın epeyce bir süredir, kendi adıyla anılması koşuluyla inşaatın tamamlanması için gerekli parayı İKSV'ye vermek istediği biliniyordu. İKSV üst yönetimi ise sadece İstanbul Festivali'nin değil, -Türkiye'nin en önemli düşünce üreten kuruluşlarından Türkiye Ekonomik ve Sosyal Etüdler Vakfı TESEV- gibi fikir babası olduğu ve hayata geçirdiği diğer kurumların da, kentle ya da ülkeyle özdeşleşmesi görüşünde olan Dr. Nejat Eczacıbaşı'nın bu ilkesinin dışına çıkmak istemiyordu.
   
    İKSV'ye 40 milyon dolar
    Haber, önceki günkü Milliyet'in manşetinde yer aldı: Sabancı, 9 ay önce New York'ta ağır bir böbrek ameliyatı geçirdikten sonra "hıçkırıklar içinde" kaleme aldırdığı mektubunda, İstanbul Kültür ve Kongre Merkezi'nin tamamlanmasını istemiş. Ölümünden bir - iki gün önce bu isteğini yinelemiş. Şimdi Sakıp Sabancı'nın vasiyeti olarak VakSA'dan aktarılacak 40 milyon dolarla inşaat tamamlanacak. İstanbulumuz, tarihine ve özgün coğrafi konumuna yakışır bir Kültür ve Kongre Merkezi'ne nihayet kavuşacak. Adı da Sakıp Sabancı Kültür ve Kongre Merkezi olacak.
    Tam bir Batılı gibi yetiştirilen Eczacıbaşı'nın başlattığı hayalleri zorlayan düzeydeki proje, bir köylü çocuğu olarak dünyaya gelen, tanıdık - tanımadık herkesle birinci dakikada sıcak ilişki kurmayı başaran Kayserili, Sakıp Ağa sayesinde bitirilebilecek.
   
    Coğrafyanın ruhu
    Girişimci babasının kurduğu işi, dünya çapında adından söz ettiren şirketler topluluğuna dönüştürme başarısını gösteren ortaokul mezunu Sakıp Bey, tümüyle bizim coğrafyamızın ürünüydü.
    İKSV'nin hafta sonu başlayan Film Festivali'nin açılışında izlediğim Rus yönetmen Andrey Zvyagintsev'in Dönüş filminden çıkarken, coğrafyaların da ruhları olduğunu, Slav coğrafyasının ruhuna çoğu zaman pek nüfuz edemediğimi düşünmüştüm. Japon coğrafyasının ruhuyla da kolay bağ kuramam. Hatta zaman zaman üzerinde yaşadığım coğrafyanın ruhuna bile yabancı bulurum kendimi...
    Bizim coğrafyanın ruhunu tümüyle yansıtan Sakıp Bey ise, diğer coğrafyaların ruhlarıyla yakınlık kurmakta çok yetenekliydi. Sabancı Grubu onun sayesinde Japonya'dan Belçika ve Fransa'ya dünyanın dört bir yanından kuruluşlarla % 50 - 50 ortaklıklar kurmayı başardı. Sakıp Bey son ortaklığını, aynı topraklardan ama farklı coğrafyaların ruhunu yansıtan Eczacıbaşı ile yapacak.
    Dün Sakıp Ağa'nın cenazesine koşan İstanbul halkı, adı Sakıp Sabancı olan Kültür ve Kongre Merkezi'ni, muhtemelen kendine daha yakın hissedecektir. İKSV'nin uzun yıllardır müdavimi olan benim gibilerin gönlünde yatan isim ise, her zaman için Eczacıbaşı'nın öngördüğü gibi İstanbul Kültür ve Kongre Merkezi'dir.
   
    mtamer@milliyet.com.tr
   
   





Taha AKYOL
Sarıldığı bayrağa layıktı o

Melih AŞIK
Felluce gezintisi

Fikret BİLA
Denktaş: Evet çıkarsa durmam

Hasan CEMAL
Tehlikeli oyun!

Güneri CIVAOĞLU
Beyaz ense

Can DÜNDAR
'Nereden Sevdim O Zalim Kadını...'

Abbas GÜÇLÜ
Güle güle Sakıp Ağa

Hurşit GÜNEŞ
Sakıp Ağa'yı uğurladık

Sami KOHEN
Güney'de "hayır" havası değişir mi?

Mehmet Y. YILMAZ
Kıbrıs'ta bu fırsat kaçmamalı

Derya SAZAK
AKEL, Kıbrıs, AB

Meral TAMER
Sabancı ve coğrafyaların ruhları

Serpil YILMAZ
Helal olsun! Helal olsun! Helal olsun!

M. Ali BİRAND
Rumlar Kıbrıs'ı elleriyle bölüyor