|


Org. Özkök'ün tutumu
Genelkurmay Başkanı Org. Hilmi Özkök'ün, Kıbrıs konusunda açıkladığı görüşler, Annan planının kabul edilmesini isteyen kesimlerce, hükümetin izlediği politikaya "destek", reddedilmesini isteyen kesimlerce de "karşı çıkış" olarak değerlendirilip sunulacaktır. Ancak her iki yorum da gerçeğin bir kısmını dışında bırakmış olacaktır.
Org. Özkök, ne tam "destek" ne de tam "karşı çıkış" sergilemiştir. Annan planının "olumlu" ve "olumsuz" yönlerini saymış, TSK'nın anayasal zeminlerde görüşlerini muhataplarına ilettiğini belirtmiş ve kararı, "Hür iradeleriyle Kıbrıs Türk halkı ve TBMM verecektir" diyerek, siyaset kurumuna gönderme yapmıştır.
Bu noktada dikkati çeken, Org. Özkök'ün, "Çözüm önerisinin nihai değerlendirmesi ve verilecek karar Türk ulusu adına TBMM'ye aittir" sözleridir. Org. Özkök, son sözü TBMM'nin söyleyeceği ve bunun Kıbrıs Türkü'nü de bağlayacağı vurgusu yapmıştır. TSK'nın durduğu yeri de bu bağlamda "Ordu TBMM'nin ordusudur" sözleriyle işaretlemiştir.
TSK'nın duruşunu belirlemek açısından şu sözleri de önemlidir:
"TSK'nın her konuda tavır koyan taraf olması veya her şeyi kamuoyuyla paylaşması da beklenmemelidir."
Bu sözler her şeyi askerden bekleyen sivillere mesaj niteliğindedir.
Tabii, üç kez Başbakanlığa ilettiklerini açıkladığı ancak kamuoyuyla paylaşılmasının beklenmemesi gerektiğini belirttiği, Kıbrıs konusundaki TSK görüşünün içeriği ve taşıdığı öneriler de önem taşımaktadır.
Org. Özkök'ün, bu süreçte hükümetin TSK'nın görüşlerini aldığını belirtmekle birlikte, "Ancak bu işbirliğinden her konu ve sorun üzerinde aynı noktaya geldiğimiz anlamı çıkarılmamalıdır. New York müzakere sürecinin 23 Ocak Milli Güvenlik Kurulu toplantısında çizilen çerçevenin dışına çıkması da bunlara dahildir" sözü, üzerinde durulması gereken bir bilgi ve saptamadır.
New York sürecinin MGK'da çizilen çerçevenin dışında olduğunu ve her konuda hükümetle aynı noktaya gelmediklerini kayda geçirmekle birlikte, "Referandum treni New York'tan hareket etmiştir ve hızla ilerlemektedir" diyerek de sürecin kesilemeyeceğine işaret etmiştir. Bu noktadan sonra kararın Kıbrıs Türk halkına ve nihai kararın da TBMM'ye ait olacağını vurgulamıştır.
Buradan çıkan sonuç TSK'nın, nihai olarak TBMM'nin vereceği karara bağlı ve saygılı olacağıdır.
Org. Özkök, bu açıklamalarıyla, TSK'nın anayasal yetkileri ve konumu içinde yine anayasal zeminlerde Kıbrıs konusundaki görüşlerini siyasi otoriteye ilettiği, ancak kararın siyasete ait olduğu mesajı vermiştir.
Her konu ve sorun üzerinde aynı noktaya gelmemiş olmakla birlikte, hükümetin Kıbrıs politikası konusunda destek olmak veya karşı çıkmak gibi kesin bir duruş sergilemekten özenle kaçınmıştır.
Sorumluluğun hükümete, kararın Meclis'e ait olduğu mesajı bunu göstermektedir.
fbila@milliyet.com.tr
|
|

|