14 Nisan 2004 Çarşamba
 
 
 BİZE ULAŞIN | ARŞiV | KÜNYE | HABER İNDEKSİ |  SIK KULLANILANLARA EKLE |  AÇILIŞ SAYFASI YAP  
  ·  SON DAKİKA       
  ·  ANA SAYFA    
  ·  GÜNCEL         
  ·  SİYASET         
  ·  EKONOMİ         
  ·  YAZARLAR         
  ·  SPOR         
  ·  DÜNYA         
  ·  YAŞAM         
  ·  MAGAZİN         
  ·  SAĞLIK         
  ·  KADIN & MODA         
  ·  ASTROLOJİ         
  ·  OTOMOBİL         
  ·  ÇİZERLER         
  ·  BİLİM & TEKNİK         
  ·  TV'DE BUGÜN         
  ·  İŞ YAŞAMI         
  ·  OMBUDSMAN         
  ·  HAVA DURUMU         
  ·  CUMARTESİ         
  ·  PAZAR         
  ·  BUSINESS   
  ·  POPULER KÜLTÜR   
  ·  EGE   



   
Saygısızlık ve nankörlük

       
    Ağzınız alışmıştır, hemen her olayda basından yakınır, faturayı basına çıkarırsınız. Basın sorumlu davranmıyor, sansasyon uğruna haberleri çarpıtıyor, ülkede gerilimi artırıyor vesaire dersiniz.
    Bu kez basına hiç laf etmeyin. Ülkede gerilim yaratmamak için çok sorumlu davrandığını fark etmiş olmalısınız.
    Başbakan Erdoğan "Denktaş'ın Türkiye'ye gelip marjinal gruplarla toplantı yapmasını maalesef üzüntüyle karşıladığını" belirterek, "Ne anlatacaksan Kıbrıs'ta anlat" demişti.
    Evet, basının eski sorumsuzluk döneminde olsa, en azından bir - iki gazetenin manşetinde "Erdoğan Denktaş'ı kovdu" şeklinde manşet görebilirdik.
    Elbette Erdoğan, bir başbakan olarak, her ne olursa olsun en azından "dost" bir ülkenin Cumhurbaşkanı sıfatını taşıyan Denktaş'a karşı böyle bir şey söylemezdi. Hatta böyle bir şey düşünmezdi bile. Nitekim, konuşmasını da diplomasi ve nezaket kurallarına dikkat ederek yapmış ve sözcüklerini özenle seçmiştir.
    Ama eskiden olsa, siz bunu bizim "ortalığı karıştırmak isteyen, şeamet tellalı, sorumsuz" basına anlatamazdınız. Erdoğan'ın sözlerini kendi kafalarına göre yorumlayıp "kovdu" anlamına gelecek başlıklar atabilirlerdi.
    Çok şükür ki, artık basınımız, habere yorum katmak alışkanlığından kurtuluyor, o işi yorumculara bırakıyor. Yorumcularımızın çoğu da artık art niyetli davranmıyor, haberleri marjinal biçimde yorumlamıyorlar, efendice yazıyorlar.
    Yine de hızını alamayıp sokak kabadayısı ağzıyla yazıp çizenler, sağda solda konuşanlar var. Birincil hedefleri de Denktaş.
    Elbet Denktaş'ı eleştirebilirsiniz. Bugün dayatılan "çözüme" (ne kadar çözüm ise) elimizin mahkum olduğunu kimseyi suçlamadan anlatabilirsiniz.
    Ama Kıbrıs'ta canları pahasına bir mücadelenin içinden gelenlerin duyarlılığını anlamalı, geçmişlerini, kimliklerini göz ardı etmemelisiniz.
    Denktaş'ı eleştirmek başka, ona saygısızlık etmek başka. Bu, aynı zamanda tarihe saygısızlık olur, nankörlük olur.
   
    Bir şiir
    Bu haftaki tadımlık dizelerimiz Berfin Bahar'ın Mart sayısında Mehmet Sarı'nın "Parıldar Gündoğumlarında Bir Umut" şiirinden:
    "Ve kaybolup gider bir şeyler / Zamanın iniş - çıkışlarıyla / Sisli düşler içinde... / Salınır kelebekçe bir çocuk gülüşü / Mutluluk kırıntıları arasından // Parıldar gündoğumlarında bir umut / Kızışır sevdası çiçeklerin / Yayılır düşler maviye / bulut / bulut"
   
    ngureli@milliyet.com.tr
   
   
   





Taha AKYOL
Kıbrıs, asker, siyaset

Çetin ALTAN
24 saatin içinden kayıp giderken...

Melih AŞIK
Haçlıların özürü

Fikret BİLA
Org. Özkök'ün tutumu

Hasan CEMAL
Atatürk, Selanik, İzmir...

Güneri CIVAOĞLU
Aklın sesi

Abbas GÜÇLÜ
Başbakan'ın bilim ve teknoloji aşkı

Hurşit GÜNEŞ
AB'ye tam üyelik yeni ülkelere ne getirecek?

Nail GÜRELİ
Saygısızlık ve nankörlük

Sami KOHEN
Demokrasi yolu...

Mehmet Y. YILMAZ
Kemal Derviş'in CHP dersleri

Hasan PULUR
Babası Adana'nın, o İstanbul'un ağasıydı...

Meral TAMER
Sabancı, CHP ve sosyal politikalar

Yaman TÖRÜNER
Yeni elli milyon liralık banknot

Osman ULAGAY
Başbakan'ın asıl derdi bilgi teknolojisi ise...

Güngör URAS
Tasarrufta dövizin payı yüzde 28'e düştü

M. Ali BİRAND
Verheugen harekete geçmeli