|


Rum'a kim 'evet' dedirtir?
KKTC'de ve Türkiye'de, Annan planına karşı olanlar, referandumda Rumların "hayır" demesini canı gönülden diliyorlar ve böylece, çözümsüzlüğün bütün sorumluluğunun karşı tarafa yükleneceğine, Türk tarafının da kendi yoluna devam edeceğine inanıyorlar.
Doğrusu Rumların "hayır"ından, KKTC ve Türkiye açısından, ne kadar hayır geleceği sorulmaya değer. Daha önce de yazdığımız gibi, çözümsüzlük anlamındaki böyle bir durumun yaratacağı komplikasyonları, maddi manevi kayıpları da iyice hesaba katmak lazım...
Rum tarafının referanduma "hayır" demeye hazırlanması, ilk bakışta mantıksız görünebilir. Ama Rumların - rasyonel olmasa da - Annan planına karşı çıkmaları için, kendilerine göre nedenleri var. Tassos Papadopulos gibi vizyonu kıt, aşırı milliyetçi bir liderin veya tamamen duygusal davranan bir kısım halkın çözüm fırsatını tepmelerine diyecek yok. Ancak başta Annan planı temelinde uzlaşmaya taraftar görünen güçlü AKEL'in (ve muhalefetteki DİSİ'nin) şimdi "Ret Cephesi"ne katılması, gerçekten bütün umutları dağıtıyor.
***
REFERANDUMA 9 gün kala, bütün belirtiler Güney Kıbrıs'ta "hayır" havasının giderek yaygınlaştığını gösteriyor. Artık bunun "evet"e dönüşmesi, bir Batılı diplomatın deyişi ile, "mucize" olur...
Bunu kim, nasıl sağlayabilir? AB mi? ABD veya BM mi? Yoksa Yunanistan mı?
• AB'den başlayalım: Aslında bugünkü açmazın başlıca sorumlusu odur. Eğer daha baştan "çözüm olmasa dahi, sadece Rum kesimini üye olarak alırız" demeseydi ve tüm baskılarını Türk tarafına yöneltmeseydi, herhalde bu noktaya gelinmezdi. Şu anda dahi, Papadopulos 1 Mayıs'ta AB üyesi olmanın güvencesi ve rahatlığı içinde hareket ediyor ve "neden Türklere taviz vereyim" diye düşünüyor...
AB yetkilileri izledikleri politikanın yanlış olduğunu şimdi fark ediyorlar, bu durumda 1 Mayıs'tan itibaren Kıbrıs'la ilgili çıkacak hukuki ve siyasi sorunların başlarını epey ağrıtacağını da seziyorlar... Ancak artık durumu değiştirecek (pratikte Güney'de "hayır"ı "evet"e çevirecek) bir güce ve etkinliğe sahip olmadıklarını da itiraf ediyorlar...
• ABD Rum kesiminden de bir "evet" çıkması için yoğun çaba harcıyor. Amerikan yetkilileri çeşitli baskı araçlarını kullanıyor, ama onlar da ters bir sonuçla karşılaşabileceklerini biliyorlar. Bu arada Washington, herhangi bir "erteleme"ye de karşı çıkıyor.
• BM de "erteleme"den yana değil. Ama Annan planı, Rumların hedef tahtası haline geldi. BM diplomatlarının söz geçirme gücü de kısıtlı. Ancak, ABD'nin önayak olması ile, Güvenlik Konseyi'nden önce Annan planını destekleyen bir karar çıkarması mümkün.
• Yunanistan nispeten sessiz kalıyor. Herhalde Yorgo Papandreu iktidarda olsaydı, devreye daha aktif olarak girer ve Papadopulos'u etkilemeye çalışırdı.
Şimdiki Başbakan Karamanlis, 1960'ta Makarios'u Londra Anlaşması'nı imzalamaya zorlayan amcası gibi hareket edebilse, belki çok şey değişir; ama böyle bir işaret de yok...
Kısacası Rum kesiminde referandumdan "hayır" çıkması olasılığı fazla. Bakalım yukarıda saydığımız başlıca "aktörler"in bu trendi değiştirmesi mümkün olacak mı?
skohen@milliyet.com.tr
|
|

|