18 Nisan 2004 Pazar
 
 
 BİZE ULAŞIN | ARŞiV | KÜNYE | HABER İNDEKSİ |  SIK KULLANILANLARA EKLE |  AÇILIŞ SAYFASI YAP  
  ·  SON DAKİKA       
  ·  ANA SAYFA    
  ·  GÜNCEL         
  ·  SİYASET         
  ·  EKONOMİ         
  ·  YAZARLAR         
  ·  SPOR         
  ·  DÜNYA         
  ·  YAŞAM         
  ·  MAGAZİN         
  ·  SAĞLIK         
  ·  KADIN & MODA         
  ·  ASTROLOJİ         
  ·  OTOMOBİL         
  ·  ÇİZERLER         
  ·  BİLİM & TEKNİK         
  ·  TV'DE BUGÜN         
  ·  İŞ YAŞAMI         
  ·  OMBUDSMAN         
  ·  HAVA DURUMU         
  ·  CUMARTESİ         
  ·  PAZAR         
  ·  BUSINESS   
  ·  POPULER KÜLTÜR   
  ·  EGE   



   
Kov bostancı danayı, yemesin lahanayı...

       
    BUNDAN yıllar ve yıllar önce, ABD'den uzaya "Yolcu 1", "Yolcu 2" adlarında iki füze gönderileceği yayımlanmıştı basında.
    Bu füzeler güneş sisteminin de dışına çıkacaklar, özel olarak donatıldıkları aygıtlarla, 1 milyar yıl boyunca, durmadan demeçler yayımlayarak dolaşıp duracaklardı evrende.
    Yayımlayacakları demeçler de şöyleydi:
    - Biz dostluktan, kardeşlikten yana olan, iyi niyetli insanoğullarıyız...
    Bilmiyoruz o füzeler gönderildi mi, gönderilmedi mi; uzayda dolaşıyorlar mı, dolaşmıyorlar mı?
    Şayet gönderilmişlerse ve hala uzayda dolaşıyorlarsa, hemen Dünya'ya geri döndürülmelerinde büyük yararlar olduğu kanısındayız.
    Çünkü duruma bakılırsa Dünya'mızda, epey zamandan bu yana unutulmuşa benziyor onların sürekli yayımladıkları demeçler:
    - Biz dostluktan, kardeşlikten yana olan, iyi niyetli insanoğullarıyız...
    ***
    Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Kofi Annan'a sormuşlar:
    - Sizin Kıbrıs için, Güney'i ve Kuzey'iyle, iki kanatlı tek bir devlet olarak yeniden biçimlenmesi konusunda yaptığınız planlara; hem Güney'den hem Kuzey'den karşı çıkan politikacılar var; onlar hakkında ne düşünüyorsunuz?
    Kofi Annan gülümsemiş ve:
    - Her iki tarafın da "hayır"cıları, bana Temel Reis'in bir fıkrasını hatırlatıyor, demiş.
    Arkasından da anlatmış Temel Reis'le ilgili fıkrayı.
    Çeşitli fırtınalarla damı ve kiremitleri darma duman olmuş bir evin tepesine, çatıyı düzeltmek için bir yığın usta çıkmış. Çoğu pek bir şey kıvıramadan inmişler aşağıya. Sadece ikisi, dik çatının kıyısında kalakalmış. Geri dönmesine dönemiyorlar, yere inmesine inemiyorlarmış.
    Oradan geçmekte olan Temel Reis:
    - Hemen bir ip koşturun bana, demiş.
    İpi getirmişler. Temel Reis, ipi damdaki adamlara fırlatarak:
    - Birlikte bağlayın şu ipi belinize, demiş.
    Her ikisi de, sırt sırta yanaşıp, aynı ipi bağlamışlar bellerine.
    Temel, asıldığı gibi ipe, damdaki iki adam yere düşüp ölmüşler.
    Temel Reis, cesetlerin başında kafasını kaşımaya koyulmuş:
    - Allah Allah, geçende iple böyle birilerini kurtardılardı. Ama kuyudan mı çıkardılardı, damdan mı indirdilerdi, orasını tam hatırlayamıyorum.
    Kofi Annan:
    - Kıbrıs'ta da, demiş; her iki tarafın "hayır"cıları, tek tek tıpkı Temel Reis'in kurtarıcılığına benziyor...
    ***
    Oldukça eski zamanlar... Doğum yapacak hanımlar için, evlere ebeler çağrılıyor.
    Yine bir gün genç bir hanımın doğum sancıları tutmuş. Kendi mesleğinde usta geçinen, ama biraz şapşalca olan bir ebeyi çağırmışlar.
    Ebe hanım, içinde gerekli aletlerin bulunduğu çantasıyla koşup gelmiş ve doğum odasına girer girmez de odadaki kocaya:
    - Siz, demiş, hemen dışarı... Size göre bir iş değil bu...
    Koca, süklüm püklüm, doğum odasından dışarı çıkmış. Kapı kapanmış üstüne...
    ***
    Aradan beş - on dakika geçince ebe hanım, başını odanın kapısından dışarı çıkarmış:
    - Bir kerpeten getirin hemen, demiş, evde var mı bir kerpeten?
    İyice kaygılanan koca:
    - Siz kerpetenle ne yapacaksınız ebe hanım, demiş; neler oluyor içeride?
    - Kerpeten istiyorum, kerpeten. Hadi çabuk olun. Anlamaya çalışmayın. Güvenin bana. İyi bilirim ben bu işi...
    Erkek, koşturup bir kerpeten getirmiş ebeye...
    ***
    Aradan on beş dakika ya geçmiş ya geçmemiş; ebenin başı yine uzanmış kapıdan:
    - Evde büyük bir ingiliz anahtarı var mı?
    Büsbütün kaygıları artan koca:
    - Şimdi de büyük bir ingiliz anahtarı mı? Kuzum neler yapıyorsunuz orada, diyormuş.
    Ebe:
    - Yok bir şey, diyormuş; meraklanmayın, ben diplomalı bir ebeyim. Ama şimdi ihtiyacım var bir ingiliz anahtarına...
    Ebeye bir de ingiliz anahtarı getirmişler. Odanın kapısı tekrar kapanmış. İçeriden birtakım korkunç madeni sesler gelmeye başlamış: Çırınk, tırınk tank! Klank! Trumm!
    ***
    Müstakbel babanın yüzü mosmor, ne yapacağını bilemez durumda, çaresiz bekliyormuş.
    Bir çeyrek de böyle geçmiş. Ve kapıdan kan ter içinde ebenin başı bir kez daha görünmüş:
    - Hemen, demiş, bir başka ebe çağırın. Çok uğraştım ama bir türlü alet çantamı açamadım...
    ***
    Şimdi bu fıkrayı kimlere yakıştıracağız; Kıbrıs konusunda kendi hesaplarını tutturamayanlara mı? Irak'ta bir türlü huzuru, özgürlüğü, demokrasiyi gerçekleştiremeyenlere mi? Başkan Bush'un, kendi seçimleriyle ilgili yaptığı birtakım görünmez çabalara mı?
    Artık sizin keyfinize bağlı bu... Hangisine isterseniz, ona yakıştırın.
    ***
    Yaratıcı duygu insanlarının, Fikret Otyam'a yazdıkları belgesel bir anılar senfonisinden; Fikret'in, büyük bir titizlikle derleyip toparladığı "Dosttan Gelen Selamsın" yapıtında; Otyam'ın da, sık sık tekrarladığı kendisine ait dizelerle bitirelim bu pazar da, yazıyı:
    "Bir bir uzaklaşıyor sevdiğim insanlar
    Ne zaman bir dosta gitsem
    Evde yoklar"
   
    c.altan@prizma.net.tr
   
   





Çetin ALTAN
Kov bostancı danayı, yemesin lahanayı...

Melih AŞIK
Zeki ve aptal

Fikret BİLA
Nereye gider?

Hasan CEMAL
Göçmenler de 'evet' diyor

Güneri CIVAOĞLU
Düdüğünü asmayan adam

Can DÜNDAR
'Asıl mafya hortumcular'

Abbas GÜÇLÜ
Bu cinayetin failleri kim?

Mehmet Y. YILMAZ
Türk çocukları 70'lerinde de böyle olursa...

Hasan PULUR
İnsanların da ikinci baskıları vardır...

Derya SAZAK
Kırık kupa

Meral TAMER
Sponsorluk harcamalarının % 69'u spora

Ece TEMELKURAN
Sezer'in sıkıntısını paylaşıyorum!

Tamer HEPER
Yanlış iş yapıyorlar

Osman ULAGAY
Dünyada para bolluğu biterken ucu bize dokunacak

Güngör URAS
Yozgat fabrikasız kaldı

Serpil YILMAZ
Erdoğan MÜSİAD'da Sabancı'yı övdü