|


AKEL 'evet' diyebilir ama yeterli olur mu?
Referanduma günler kala 'evet'çi Türklerin gözü AKEL'de. Önce 'hayır' diyen, sonra tavrını yumuşatan partinin, son dakika sürpriziyle Güney'den 'evet' çıkarıp çıkaramayacağı merak konusu
Referanduma doğru Kıbrıs - 3
LEFKOŞA
Yakın Doğu Üniversitesi'nin büyük salonu ağzına kadar dolu. Her yanda evet sözcüğü. Tişörtlerin önünde arkasında, kasketlerde, duvarlarda, sahnede, bayrakların üstünde, her yerde evet...
Genç kızlar, genç erkekler, çocuklar, analar babalar, ellerinde evetli, barış güvercinli, zeytin dallı bayraklar, mavi üstüne sarı yıldızlı Avrupa Birliği bayrakları neşe içinde bir o yana bir bu yana dalgalanıyorlar. Hep bir ağızdan barış şarkıları söyleniyor. Ve belirli aralıklarla, avaz avaza hep aynı slogan atılıyor:
"Kıbrıs'ta barış engellenemez!"
Arada bir başka slogan patlıyor:
Mevsimi geldi artık,
Baharda Avrupa!
Baharda, 1 Mayıs'ta Avrupa için bir değil, iki evet gerekiyor ama... Bir tek Kuzey'in 'evet'i yetmiyor. Rumlardan da evet çıkması lazım. Oysa şimdi hayır ağır basıyor Güney'de...
Can sıkıcı bir konu.
AKEL eleştiriliyor.
Düş kırıklığı uç vermiş...
Barış ve Demokrasi Hareketi'nin (BDH) cumartesi akşamı Yakın Doğu Üniversitesi'nde düzenlediği barış şöleninde sohbetler daha çok Rum tarafındaki hayır eğilimin etrafında dönüyor. AKEL bir son dakika sürprizi yapabilir mi? Bu sorunun ortaya atılma nedeni, AKEL'de cumartesi sabahı su yüzüne vuran yumuşama havası.
AKEL lideri Hristofyas anlaşmanın uygulamasıyla ilgili olarak BM Güvenlik Konseyi'yle Avrupa Birliği'nden daha somut güvence istedi. Bunlar hafta ortasına kadar verilirse, partisinin 24 Nisan referandumu için evet kararı alabileceğini açıkladı.
AKEL'in 'evet' ihtimali...
Neydi bu güvenceler?
(1) 24 Nisan'da referandumdan geçecek anlaşmanın Türkiye tarafından onayının ve uygulanmasının garanti edilmesi... (2) Anlaşmanın uygulamasıyla ilgili büyük mali bedelin uluslararası topluluk tarafından karşılanacağının garantisi...
BM Güvenlik Konseyi'nden ilk açıklama cumartesi günü gecikmeksizin geldi. Ancak Konsey'in en geç çarşamba günü yine toplanması bekleniyor. Bunun gibi AB'den de bir açıklama gündemde. Bu iki gün içinde AKEL'in yetkili organları da toplanacak. BM ile AB'den istediği yazılı güvenceleri alırsa, AKEL'den evet kararı çıkabilir mi?
Bu ihtimal var.
Ama böyle bir karar çıksa bile, Güney'deki hayır eğilimi bu saatten sonra tersine dönebilir mi? Bu konuda farklı görüşler var. Kimine göre artık çok geç.
İyimserler diyor ki:
"AKEL çok disiplinli bir parti. Seçmen tabanına büyük ölçüde hakim olabilir. 48 saat içinde havayı değiştirebilir. Zaten evet oyları yüzde 40 civarında. AKEL'in eveti hayırları aşağı bir anda çekebilir."
Rumların üç yalanı
Farklı düşünenlere gelince:
"AKEL bu saatten sonra istese de, evete dönse de fazla bir şey yapamaz. Rumlar çeyrek yüzyıldır üç yalan ile yaşadılar. Rum siyasetçiler bu yalanı beslediler. Dediler ki: (1) Bütün Rum göçmenler Kuzey'e geri gidecek, bütün mallarına sahip olacaklar. (2) Bütün Türkiyeli göçmenler Anadolu'ya geri dönecekler. (3) Adada Türk askeri kalmayacak. Annan Planı'yla birlikte bu üç konuda büyük hayal kırıklığı yaşadı Rumlar... Bu nedenle çoğunluk baştan beri hayırdan yana. Türklerle paylaşmak istemiyorlar. Türkleri azınlık görüyorlar, kendilerini de devletin gerçek sahibi... Bu saatten sonra evetlerin yüzde 50'yi geçmesi uzak ihtimal..."
'Evimizin efendisi olalım'
BDH lideri Mustafa Akıncı da AKEL'den henüz umudunu tümüyle kesmiş değil. Pazartesi sabahı Rum tarafına geçeceğini, AKEL lideri Hristofyas'la son bir görüşme yapacağını, hayırdan, böylesine büyük bir tarihi yanlıştan dönmeleri için kendisini ikna etmeye çalışacağını, çünkü Kıbrıs'ta çözüm için tek evetin yetmeyeceğini söylüyor.
İkna olabilir mi Rum lider?
Karamsar değil Akıncı. "Yolun sonuna geldik" diye başlıyor konuşmasına, "Bizi ne Rumlar yönetsin, ne de Türkiye'nin sivil - asker bürokrasisi... Biz kendi evimizin efendisi olmak istiyoruz. Kıbrıs ne üniter devlet olsun, ne de konfederal devlet... En iyisi mevcut Annan planındaki, anlaşmadaki federal devlet... Gençlerimizin, çocuklarımızın geleceği için evet evet evet..."
'En derin yaramız CHP'
Evet konusunda kuşku yok.
"Teslim oldu hayır!" diyorlar.
"Heyecan bizde, evetçilerde. Hayırın basacağı zemin yok çünkü... Onlar çoktan teslim oldular. 24 Nisan'a, cumartesi gününe kadar yüzde 70'e doğru yükselir evetler. Daha şimdiden yüzde 60'ı geçtik."
Genç kadın salonu coşturuyor:
"Biz büyük bir koroyuz. Hep birlikte daha çok barış şarkıları söyleyeceğiz."
Bir ara CHP konuşuluyor.
Barış ve Demokrasi Hareketi'nin üst düzeyde bir yetkilisi kulağıma eğiliyor:
"Bizim en derin yaramız CHP, Halk Partisi... Kahroluyoruz. Bırakın barış hareketini... Biz adada demokrasiyle ilgili büyük sorunlar yaşarken dahi Baykal elini uzatmadı, yanımıza gelmedi. Ankara'ya gidip kapısını çaldığımız vakit, 'Bana Denktaş aleyhine tek bir söz söyletemezsiniz' demekle yetindi. Kapıyı yüzümüze kapattı demokrasi konusunda bile... Kıbrıs Türkü'nün Tayyip Erdoğan'ı bu kadar sevebileceği hiç aklımıza gelmemişti."
Akıncı, Papadopulos'la Denktaş'ı eleştiriyor.
Arkamdan biri bağırıyor:
"Karagöz'le Hacivat!"
Kulağıma eğiliyor:
"Bizim yakın zamana kadar anavatan yağcıları dediğimiz kesim şimdi Denktaş'la birlik olmuş anavatana küfrediyorlar. Devir değişiyor, ilginç..."
Kıbrıs'ta kader haftası!
Bunun ilk bir iki günü AKEL'i evete ikna etmekle geçecek anlaşılan...
Kıbrıs yazıları devam edecek...
h.cemal@milliyet.com.tr
|
|

|