|


Avrupa solu ve CHP
24 Nisan öncesi Kıbrıs'ta 'hayırcı' cepheyle bütünleşen 'CHP solu', 2004'ün ikinci yarısında Türkiye'nin AB'den takvim alma sürecinde 'ulusalcı' refleksle AKP politikalarına karşı çıkmaya devam edecek mi?
CHP yönetimi 28 Mart seçimlerini 'kaybedilmiş' saymadığı için son dönemde izlenen siyasete ilişkin özeleştiriden kaçındı. Tartışmalar daha çok Baykal'a odaklandı. Oysa 3 Kasım seçimleriyle Meclis'teki tek muhalif parti konumundaki CHP'nin sergileyeceği sol açılımlara, Türkiye'nin hem iç hem dış politikadaki yönelimleri nedeniyle ihtiyacı vardı.
CHP bunu yapmak yerine AKP'nin önünü kesmeye dönük 'derin' beklentilerin 'taşeronluğuna' soyundu.
AB hedefinden koptu, Kıbrıs'ta çözümsüzlüğe oynadı. Demokrasi ve özgürlükler alanını AKP'ye terk etti. Ulusalcı oylara bağlanan umutların 28 Mart sonuçlarına yansımasını gördük, Kıbrıs ve AB karşıtlığı MHP ve DYP'yi yükseltti. CHP statükoculuğun bedelini ödedi!
Aynı yanlışın seçimden sonra da sürdürüldüğünü gözlemliyoruz. AKP karşıtlığı CHP'yi AB rotasından da çıkaracağa benziyor, bu kompleksle Kıbrıs'ta askerin bile gerisine düşen Baykal yönetimi, 2004 AB takvimi sürecini de ağırdan alarak bir 'ideolojik kırılma'ya doğru gidiyor.
Haziranda Avrupa Parlamentosu seçimleri yapılacak. Fransa, yaklaşan seçimleri de gözeterek Türkiye'nin üyeliği konusunda ayak sürümeye başladı. Almanya'da sol kaybederse aynı tepki Berlin'i de kuşatacak. Oysa CHP, Sosyalist Enternasyonal üyesi. Avrupa Sosyalist Partileri (PES) ile yakın ilişki içinde. CHP'nin süratle Fransa ve Almanya'daki Türk kökenli seçmenleri de etkileyecek şekilde devreye girmesinin tam zamanı değil mi?
CHP, Avrupa kampanyası için ne bekliyor?
Kemal Derviş ve Yusuf Işık'ın hazırladıkları Sosyal Demokrasi Raporu'nda Avrupa soluyla ilişkiler konusunda akılcı öneriler var: CHP'nin AB açılımı, Türkiye'nin yıl sonunda alacağı takvimin yanı sıra, haksız da olsa uğradığı 'CHP eşittir yasakçı devlet' imajını değiştirmek için de fırsat oluşturacak. Avrupa sosyalistleri ile geliştirilecek ilişkiler, CHP'ye özgürlükler konusunda yöneltilen eleştirileri de azaltacaktır.
CHP'nin Avrupa solunun bir parçası olması bir seçimlik bir siyaset değildir. Türkiye, 2005'te AB ile tam üyelik müzakerelerine başlarsa, AKP'nin 'merkez'e kayması karşısında CHP'nin solda seçenek hale gelmesi çok daha kolaylaşacak. CHP tarihi bir fırsatla karşı karşıya. Cesur davranır, program ve kadrolarını sola açarak işsizlik başta olmak üzere Türkiye'nin gerçek gündemiyle ilgili çözümler üretebilirse, 2007'de iktidar alternatifi haline gelebilir.
Umarız CHP, Kıbrıs'ta izlediği hatalı siyaseti AB'de yinelemez!
dsazak@milliyet.com.tr
|
|

|