21 Nisan 2004 Çarşamba
 
 
 BİZE ULAŞIN | ARŞiV | KÜNYE | HABER İNDEKSİ |  SIK KULLANILANLARA EKLE |  AÇILIŞ SAYFASI YAP  
  ·  SON DAKİKA       
  ·  ANA SAYFA    
  ·  GÜNCEL         
  ·  SİYASET         
  ·  EKONOMİ         
  ·  YAZARLAR         
  ·  SPOR         
  ·  DÜNYA         
  ·  YAŞAM         
  ·  MAGAZİN         
  ·  SAĞLIK         
  ·  KADIN & MODA         
  ·  ASTROLOJİ         
  ·  OTOMOBİL         
  ·  ÇİZERLER         
  ·  BİLİM & TEKNİK         
  ·  TV'DE BUGÜN         
  ·  İŞ YAŞAMI         
  ·  OMBUDSMAN         
  ·  HAVA DURUMU         
  ·  CUMARTESİ         
  ·  PAZAR         
  ·  BUSINESS   
  ·  POPULER KÜLTÜR   
  ·  EGE   



   
Politikadan uzak, mööö sesleri...

       
    HAVA kapalı gibiydi de... Gökte karanlık yağmur bulutları iyice yoğunlaşıyor gibiydi de... Köyceğiz Gölü önce ayna gibiydi de... Derken göl de, mavinin kararan öfkesiyle hırçınlaşmaya başlamış gibiydi de...
    Değişen mevsimlerle asla kendi yeşiline ihanet etmeyen okaliptüslerden bazıları, ne kadar da uzamıştı... Bu arada birkaç tanesi de yeterince büyümeye bile vakit bulamadan, kahvemsi bir sarımtıraklığa dönüşen yapraklarıyla kuruyuvermişti...
    Dağınık saçlara benzeyen ve özgürlüklerini sere serpe kullanan sazlarla çevrili, yeşillikler üstünde; dolgun memeleriyle, bol siyahlı az beyazlı iki inek otluyordu... Ne Kofi Annan planı umurlarındaydı, ne de Kıbrıs referandumu...
    ***
    İstanbul'un dağdağasından; Köyceğiz ve dolaylarının çam ormanlarıyla, günlük ormanlarıyla, çınarları, kavakları ve salkım söğütleriyle ilkbahar doğasına doğru uçuvermek...
    Bir avuçluk bahçede, Gülbin'le eşi Öner'in katmerli begonvili, mucizeler evreninin bir armağanı gibi göz kamaştırıyordu...
    En soylu kırmızının küçük bir şelaleye dönüştüğü begonviller... Ortalarındaki minicik bir çift antenin ucunda iki sarı nokta...
    Genç çift, ne kahırlardan geçti yarattıkları serayı ayakta tutabilmek için...
    Ve başarının bir kartviziti olarak gelen katmerli begonviller...
    ***
    Gördüğüm kadarıyla Köyceğiz, artık iyiden iyiye gelişmekte...
    Belediye Başkanı Salih Erbay da, CHP'nin adayı olarak yeniden kazandı seçimleri. Herhalde kolay olmasa gerek, hem anamuhalefet partisinden olmak; hem de 3 bin yıllık Kaunos uygarlığını, 21. yüzyıla layık bir düzeyde yeniden ihya etmeye adamak kendisini...
    Ne diyelim, Tanrı kolaylık versin.
    ***
    Narenciye bahçelerinde de; bodur portakal, turunç, limon ağaçları benekler halindeki beyaz çiçekleriyle, sevişmeye başlamış bile nisanın ikinci yarısıyla... Sonra yer yer kıpkırmızı gelincik adacıkları... Bazen bir tek gelincik, tek başına...
    Alman ve İngiliz dostlardan sonra, Japonların da Köyceğiz'le ilgilenmeye başlamaları boşuna değil...
    Vaktiyle Halil Nihat'ın da, kendine özgü bir nükteyle fiskelediği gibi; sade bakmasını değil, görmesini de bilenler için, öylesine bir doğa rüyası ki gerek Köyceğiz - Dalyan, gerek Köyceğiz - Ekincik, gerek Köyceğiz - Dalaman, gerek Köyceğiz - Marmaris dolayları...
    Sanki "yazı"nın bittiği yerde başlayan, tanrısal bir tablo, tanrısal bir musiki; tanrısal bir sanat gösterisi hepsi...
    ***
    Öbür gün 23 Nisan...
    Bilmiyorum ilkokul çocuklarını yine "vali", "kaymakam", "müsteşar" makamlarına oturtup; onlara daha o yaşta, üst düzey bir bürokrat olma özenini şırıngalıyorlar mı?
    İlle de Hazine'den geçinmeli bir yönetici olmak...
    Hayatta her gün boğayı boynuzlarından tutup yere çökerten bir meslek sahibi olmak, neden bu kadar hor görülmüş ki?
    Terzi olmak, elektrik teknisyeni olmak, marangoz olmak, aşçı olmak, seracı olmak, eczacı olmak; özetlenirse meslek sahibi bir vatandaş olmak; aylığa muhtaç olmak yerine, kendi kazancını yaratmak; küçümsenecek, dudak bükülecek bir yaşam biçimi mi?
    ***
    Size belki tuhaf gelecek ama, gerek Köyceğiz Gölü kıyılarında yürürken, gerek ormanlar ortasındaki asfaltlardan geçerken, bazen babamı hatırlıyorum...
    O da Edirne'de elimden tutar, ya Sarayiçi'nde, ya Tunca'yla Meriç'in kıyılarında dolaşır ve o zamanın kır kahvelerinde oturup, nargile içerdi...
    ***
    Evet, tabii Kıbrıs sorunu ön planda...
    Gelecek nisanın sonlarında, kimbilir hangi konu olacak ön planda?
    Gerçi Köyceğizliler, yine Köyceğizli gibi olacak; kendi çabaları, kendi hayat serüvenleri, kendi yerel dedikoduları içinde...
    Ama manşetler, bugünkülerden bambaşka biçimde...
    ***
    Hava bir açılıyor, bir kapanıyor gibi...
    Bol siyahlı, az beyazlı iki inekten biri, yok ortalıkta; öteki otlayıp duruyor okaliptüslerin altında...
   
    c.altan@prizma.net.tr
   
   
   





Taha AKYOL
Kıbrıs ve Türkiye

Çetin ALTAN
Politikadan uzak, mööö sesleri...

Melih AŞIK
Baykal'a muhalefet

Fikret BİLA
AKEL'in durumu

Hasan CEMAL
Bu topraklar artık barışı hak ediyor

Güneri CIVAOĞLU
Pazar mezar sonbahar

Abbas GÜÇLÜ
ÖSYM'ye göre gençler sadece bir rakam

Hurşit GÜNEŞ
IMF ile yola devam etmek ve Stiglitz

Nail GÜRELİ
Bilin bakalım kim?

Fatoş KARAHASAN
'Tanıtım oksijen gibidir'

Sami KOHEN
Referandum gariplikleri

Mehmet Y. YILMAZ
Büyük bir ustaya gönül borcu ödedik

Hasan PULUR
Zerrin Özer neye ağlıyor?

Ece TEMELKURAN
Büyük firar

Yaman TÖRÜNER
Hiçbir şey eskisi gibi olmayacak

Osman ULAGAY
'Evet' ile 'hayır' arasında

Güngör URAS
Zengin ekmek, tam ekmek

M. Ali BİRAND
Kıbrıs'ta artık taksim dışı çözüm olmaz