21 Nisan 2004 Çarşamba
 
 
 BİZE ULAŞIN | ARŞiV | KÜNYE | HABER İNDEKSİ |  SIK KULLANILANLARA EKLE |  AÇILIŞ SAYFASI YAP  
  ·  SON DAKİKA       
  ·  ANA SAYFA    
  ·  GÜNCEL         
  ·  SİYASET         
  ·  EKONOMİ         
  ·  YAZARLAR         
  ·  SPOR         
  ·  DÜNYA         
  ·  YAŞAM         
  ·  MAGAZİN         
  ·  SAĞLIK         
  ·  KADIN & MODA         
  ·  ASTROLOJİ         
  ·  OTOMOBİL         
  ·  ÇİZERLER         
  ·  BİLİM & TEKNİK         
  ·  TV'DE BUGÜN         
  ·  İŞ YAŞAMI         
  ·  OMBUDSMAN         
  ·  HAVA DURUMU         
  ·  CUMARTESİ         
  ·  PAZAR         
  ·  BUSINESS   
  ·  POPULER KÜLTÜR   
  ·  EGE   



   
Pazar mezar sonbahar

       
    "Pazara kadar mı... Mezara kadar mı?"
    Kıbrıs'ta referandum sandıklarından çıkacak sonuçlar için - genelde - kafalar sadece bu ikisine takılmış.
    Oysa ne o, ne öbürü. Galiba ekime kadar..." Şimdilik bu üçüncü olasılık da göz önünde tutulmalı.
    Rum AKEL Partisi'nin - belki - "tornistan" yapmasına neden olabilecek uygulamalar için, BM garantisi bile, bu üçüncü olasılığı büsbütün gündemden kaldırmıyor.
    Yani...
    Rum tarafı da - hani mesela - EVET derse, bu durumda. Annan Planı'nın en duyarlı görülen maddelerinin BM Anlaşması 7. maddesine göre güvenceye alınması... Sözgelişi, "Alternatif konutlar hazır değil gerekçesiyle, Türkler, bırakmaları gereken taşınmazlarda kalmak icin direnirlerse... Ya da TSK, adadaki sayısını azaltmaz ve Annan Planı üzerinden anlaşmanın öngördüğü diğer kısıtlamaları da uygulamazsa?"
    Bu soru işaretleri BM tarafından "tam" karşılandığında AKEL de kesin EVET tavrını açıklarsa, o zaman yüzde 50'nin üzerinde EVET çıkma olasılığı var.
    Ayrıca...
    Bitkisel hayat sürdürmekte olan Başpiskopos Krisostomos'un yerine oynayan Kykos Manastırı piskoposu Mikiforos'un yazgısı da çoğunluk partisi AKEL'in desteğine bağlı. O nedenle, kilise rüzgarlarını da EVET için arkasına alabilir.
    Ama gene de üçüncü olasılık hala en kuvvetli olanı.
    Yani ne pazara ne mezara kadar...
    "Ekime kadar" hesapları da ağırlıklı görünüyor.
   
   
AB aşkı
    Bu hesabı açayım:
    Bizim açık seçik gördüğümüzü, Kıbrıs Rum Kesimi de görmüyor mu?
    AKP hükümeti neden EVET için ağırlık koymakta?
    Çünkü...
    Kıbrıs'ta çözümün, AB'ye üyelik görüşmelerine başlama tarihi için alınması gereken bir zorlu viraj olduğu kanısında.
    Peki KKTC'de EVET oyları neden çoğunlukta görünüyor?
    Gene aynı sebeple... KKTC halkı, artık AB yurttaşı olmak istiyor.
    Türkiye ve KKTC çoğunlukları arasındaki bu ortak irade, Annan Planı'na EVET dedirttiğine göre, Rum tarafı, pazar günü sandıklardan HAYIR çıkartır. Ama KKTC'nin EVET'ini ve de - eğer alabilirse - BM'den "uygulama garantisini" cebine koyar.
    1 Mayıs'ta tek başına AB üyesi olur.
    Yaz sonunu bekler.
    Ekim 2004, AB'nin Türkiye'ye tam üyelik görüşmelerinin başlaması için takvim verilmeye hazır olup olmadığını belirleyecek son rapor tarihi...
    Yeni üye Kıbrıs da oy kullanacak.
    Türkiye'nin elinin "en mahkum" gibi göründüğü 2004 yazının sonunda Rum tarafı atak yapabilir. Türk ve Rum taraflarının üzerinde anlaşacakları yenilenmiş bir Annan Planı için ikinci tur referandumu gündeme getirebilir.
    Olur mu öyle şey?
    Rum tarafının penceresinden bakınca olabilir.
    "Annan Planı'nı 24 Nisan'da KKTC'liler neden kabul ettiler?
    Onlara AKP hükümeti neden yeşil ışık yaktı?
    AB aşkları nedeniyle...
    Şimdi gene AB aşkı nedeniyle başka ödünler içerecek 5. Annan Planı'na da EVET diyeceklerdir. AKP, hem Rum kesiminde HAYIR duvarına çarpmak hem de görüşme tarihi alamamak durumunda, çok zora düşer. Bunu göze alamaz."
    İşte "Ne pazara ne mezara kadar... Belki ekime kadar" formülü için sezgilerin mantığı.
    Elbette, siyaset ve diplomasi daha pek çok parametrenin etkisi altında ama bazen yalın ve sade çizgiler belirleyici olur.
    Ecevit'ler, Bahçeli'ler, hatta Denktaş'lar sis perdesi yaratsalar da, siyasetin kader çizgilerinde - neredeyse - yoklar.
    Serdar Denktaş'ın bile hala, "babamla aynı çizgideyim" diyememesi işarettir.
    Çok şeyin değiştiği gerçeğinin altını çiziyor.
   
    g.civaoglu@milliyet.com.tr
   
   
   





Taha AKYOL
Kıbrıs ve Türkiye

Çetin ALTAN
Politikadan uzak, mööö sesleri...

Melih AŞIK
Baykal'a muhalefet

Fikret BİLA
AKEL'in durumu

Hasan CEMAL
Bu topraklar artık barışı hak ediyor

Güneri CIVAOĞLU
Pazar mezar sonbahar

Abbas GÜÇLÜ
ÖSYM'ye göre gençler sadece bir rakam

Hurşit GÜNEŞ
IMF ile yola devam etmek ve Stiglitz

Nail GÜRELİ
Bilin bakalım kim?

Fatoş KARAHASAN
'Tanıtım oksijen gibidir'

Sami KOHEN
Referandum gariplikleri

Mehmet Y. YILMAZ
Büyük bir ustaya gönül borcu ödedik

Hasan PULUR
Zerrin Özer neye ağlıyor?

Ece TEMELKURAN
Büyük firar

Yaman TÖRÜNER
Hiçbir şey eskisi gibi olmayacak

Osman ULAGAY
'Evet' ile 'hayır' arasında

Güngör URAS
Zengin ekmek, tam ekmek

M. Ali BİRAND
Kıbrıs'ta artık taksim dışı çözüm olmaz