|


Bir fincan Kıbrıs kahvesindeki zehir!..
KIBRIS'a gönderdiğimiz ilk büyükelçilerden Ercüment Yavuzalp (Adnan Menderes'in son Özel Kalem Müdürü) Kıbrıslı bakanlardan Osman Örek'e kahve ikram eder. Örek önce, fincana bir iki damla su damlatır sonra kahvesini yudumlamaya başlar. Ziyaretine gelen diğer Kıbrıslı misafirlerin de aynı şeyi yaptıklarını görünce Yavuzalp merak eder sorar Osman Örek'e:
- Bunu kahveyi sıcak olduğu için mi yapıyorsunuz?
Kıbrıslı bakan:
- Hayır, der, Rum tarafından bize intikal eden bir alışkanlıktır bu... ve sonra anlatır.
Eskiden Kıbrıs'ta kahve ile adam öldürme yöntemi pek yaygınmış. Bunun için Rumlar kahveyi içmeden önce, köpüğün üzerine su damlatırlarmış. Eğer köpük beyazlaşırsa içinde zehir var demekmiş. Bu yöntem yayılmış, bugünlere kadar uzanmış!
Güvensizliğin, entrikaların boyutlarına bakın siz! Dostuna, misafirine kahve ikram ediyor, adam içinde acaba zehir var mı diye şüphe içinde! Böylesine alçakça ihanetleri, entrikaları Bizans yaşamına ait romanlarda okumuşuzdur. Bunları yazanlar mutlaka birtakım gerçek kaynaklara dayanmışlardır. Kıbrıs'ta şu son referandum olayında görüyoruz ki, Bizans'tan farkı yok oynanan oyunların.
Baksanıza, papaz efendiler de ayağa kalktılar... ve Kıbrıs Rum halkına "Evet derseniz cehenneme, hayır derseniz cennete gidersiniz" diyorlar!
Papazların entrikası
Bizim İstanbul müftümüz ezkaza Sultanahmet Meydanı'na çıksa da, "Kıbrıs'ta referanduma evet derseniz cennete, hayır derseniz cehenneme gidersiniz" dese ne olur acaba? Kıyametler kopmaz mı?
AB'de, hani dinle devlet işleri karıştırılmayacaktı? Üstelik bu papaz efendiler Enosis'ten de bahsediyorlar, yani Kıbrıs'ın Yunanistan'a ilhakından! Annan planı bu yolları tıkıyor ama adamların niyeti bu!
Türkiyeli Türk değiliz!
Yarım asırdır Kıbrıs'a en az 10 kez gitmişimdir. Savaştan iki gün sonra Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Kemal Kayacan ile dolaşmıştım oraları. Fazıl Küçük, Denktaş ve arkadaşlarını 1950'de tanımıştım, Kıbrıslıları da.
Kıbrıs'ta büyük çoğunluk İngiliz yönetiminde kalmayı tercih ederdi o yıllar... Biz Türkiye'de sabun, tuvalet kağıdı, çay, kahve bulamazken Kıbrıs'ta İngiliz çikolatası, İngiliz sigarası, tuvalet kağıdı kullanırdı halk. Hala da öyledir.
Bir kısım samimi Türk toplumu hariç, çoğunluk hep İngilizlerin özlemini çeker. Türkiye, soydaşları için hem canlar harcamıştır, hem borç aldığı paraları Kıbrıs'a akıtmıştır. Denktaş Kıbrıs'ı ucuza satıyorsunuz gibi laflar edince söylüyorum bunları.
Mehmet Ali Birand CNN'de Lefkoşa'dan bir açık oturum yapmıştı. Kıbrıslı üniversiteli kızların çığlıkları bugün bile kulağımda.
- Biz Kıbrıslıyız. Türkiyeli Türk değiliz. İstanbul'dan gelip cebinde beş parası olmayan adamlar bizi sömürüyor gibi laflar...
Demek işler bu hale geldi demiştim içimden.
Türkiye'nin tam huzur aradığı, ekonominin rayına oturduğu şu kritik günlerde AB'ye yaklaşmaya çalışırken Rauf Denktaş'ın çıkıp "Kıbrıs'ı AB'ye ucuza satıyorsunuz. Egemen değil idiysek niye tanıdınız, niye büyükelçi gönderdiniz" sözlerine hayret etmemek mümkün değil!
- Köpüklü bir Kıbrıs kahvesi ikram edersiniz diye değerli dostum Rauf Denktaş, bir yudum kahve için!
|
|

|