|


Denktaş İngiliz modeli önerdi
Denktaş, Türkiye ile KKTC arasında İngiliz Uluslar Topluluğu Commonwealth benzeri bir birlik oluşturmak düşüncesinde
LEFKOŞA
Referanduma 24 saat kala KKTC'de, "Bundan sonra ne yapmalı" sorusuna yanıt aranıyor. Türklerden "evet", Rumlardan "hayır" çıkarsa ne yapmalı? Türkiye ne yapmalı? KKTC ne yapmalı?
Rumların hayır demesi halinde Annan planının ortadan kalkması gerekiyor. Ancak, böyle bir sonuca rağmen, görüşmelerin yeniden başlaması, Rumları tatmin edecek yeni değişiklikler yapılması gerektiğini savunanların yanı sıra, KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş da, böyle bir sonuç halinde izlenmesi gereken yol haritası konusunda kafa yoruyor.
Kuzey'den evet, Güney'den hayır sonucu alınması halinde Denktaş'ın kafasında geliştirdiği proje Türkiye ile KKTC arasında "İngiliz Uluslar Topluluğu (Commonwealth)" benzeri bir birlik oluşturmak. Başbakan Erdoğan'ın böyle bir sonuç alınması halinde Türkiye'nin KKTC ile özel bir anlaşma yapacağını ilan etmesi. KKTC'nin egemenliği korunarak Türkiye ile askeri güvenlik anlaşması imzalaması, İngiliz Uluslar Topluluğu modeli bir birlik oluşturarak Avrupa Birliği'ne birlikte girilmesi. Avrupa Birliği'ne de bu modelle girildiğinde Kıbrıs'ın da AB zemininde birleşmiş olacağını iletmesi.
'Hayır'la yapılacaklar
Denktaş ayrıca Türkiye ile KKTC arasında oluşturulacak bu bölgeye sonradan Yunanistan ve Güney Kıbrıs'ın da katılmasının mümkün olacağını düşünüyor. Böylece AB içinde ortak çıkarlara dayalı dörtlü bir birlik oluşturulmasının yararlı olacağı kanısında.
KKTC Cumhurbaşkanı Denktaş, Rumların hayır demesiyle birlikte ayrıca Türkiye'nin, KKTC'ye uygulanan ambargoların hemen kaldırılması için harekete geçmesi gerektiğini de vurguluyor. AB ve ABD bakımından verdikleri sözlerin yerine getirilmesi için baskı yapılması gerektiğini belirtiyor. Böylece Avrupa Birliği'nin de, "Rumlar hayır derse Türkler cezalandırılamaz" şeklindeki sözlerinde samimi olup olmadıklarının da anlaşılacağını kaydediyor. Denktaş, Türkiye'nin bir yandan da KKTC'nin tanınması için güçlü bir kampanya başlatmasının gerektiği üzerinde de duruyor.
Denktaş, bir evet, bir hayır sonucunun çıkması durumunda Başbakan Erdoğan'dan beklentilerini dünkü görüşmemizde şöyle özetliyor:
Başbakan'dan beklenen..
"O zaman ben, Kıbrıs'taki seçim yasaklarını bile bozarak, halkı evet demeye çağırmış, ABD'ye karşı her türlü talebi yerine getirmiş biri olarak Türkiye Başbakanı'ndan şu yaklaşımı beklerim. Demelidir ki; Rumların bu tutumu AB üzerinden Kıbrıs'ın tümüne sahip olma emeli taşıdıklarını bir daha göstermiştir. Demek ki, 40 yıldır izledikleri politika budur. Ben elimden geleni yaptım. Rumlar yine de hayır dediler. O halde ben de KKTC ile özel bir ilişkiye giriyorum. Özel bir askeri anlaşmayla savunmalarını devralıyorum. Madem siz garanti anlaşması da yoktur diyorsunuz. Ben de bu özel anlaşmayla güvenliklerini sağlamayı üstleniyorum. Güney Kıbrıs benzeri bir anlaşmayı Yunanistan'la çoktan yapmıştır. Ben de bu anlaşmayı yapıyorum. Askıya aldığımız Gümrük Birliği anlaşmasını hemen uygulamaya başlıyorum. KKTC'nin egemenliğine dokunmaksızın Türkiye Cumhuriyeti ile KKTC arasında Commonwealth tipi bir birlik kuruyorum. Ve Avrupa Birliği'ne de bu şekilde birlikte girmeyi öneriyorum. Bu yolla AB, dolayısıyla Kıbrıs da barış içinde bütünleşmiş olur."
İngiliz oyunu
KKTC Cumhurbaşkanı Denktaş, AKEL'in isteği ve İngiltere'nin girişimi ile BM Güvenlik Konseyi'ne sunulan ancak Rusya'nın vetosu nedeniyle kabul edilmeyen karar tasarısının üzerinde durulması gerektiğini belirtiyor. Rusya'nın vetosunun referandumu etkilememe gerekçesiyle tasarının oylanmasının ertelenmesine dayandığını referandumdan sonra bu tasarının yeniden gündeme gelebileceğine işaret ediyor. İngiltere'nin girişimiyle hazırlanan bu tasarının ileride kabul edilmesi halinde Türkiye'nin KKTC ile ilgili garantörlük haklarının ve gerektiği hallerde müdahale olanağının tümüyle ortadan kaldırılacağına vurgu yapıyor. Denktaş'ın bu konudaki değerlendirmesi şöyle:
"Bu tasarı, askeri garanti konusunu Birleşmiş Milletler sözleşmesinin 7. bölümüne alıyor. Bu telafisi imkânsız vahim bir durum yaratıyor. Türkiye'nin garantörlüğünü kâğıt üzerinde bile bırakmaz. Bir taraftan Türkiye'nin garantörlük konumunu ve gerektiğinde askeri müdahalesini tümüyle devre dışı bırakırken, Birleşmiş Milletler'in barış gücünü silahlı müdahale gücü haline dönüştürüyor. Bu aynı zamanda Annan planının felsefesine bile aykırılık oluşturuyor. Kurduğu sisteme ağır bir tecavüz niteliği taşıyor. Kabul edilemez. Yine bu karar taslağının giriş paragrafı bugüne kadar alınmış olan kararların varlığını ve geçerliliğini savunmak suretiyle Kıbrıs Cumhuriyeti olarak anılan Rum idaresinin meşruluğunu Avrupa Birliği'ne taşıyor. Bizi kandırmak için uydurulmuş olan bakir doğum yaklaşımına ve felsefesine de ters düşüyor."
Planı yeni aldı
KKTC Cumhurbaşkanı, Annan planı ve eklerinin oluşturduğu 9 bin sayfalık metni henüz yeni aldığını kaydederek, şöyle devam ediyor:
"9 bin sayfalık Türkçeye çevrilmiş metni ben Cumhurbaşkanı olarak daha dün alabildim. Türkiye'nin talebi üzerine Başbakan Mehmet Ali Talat tasdik yazısıyla birlikte metni yeni iletmiş oldu. Bu metnin tümünden ne benim, ne de halkımın haberi var. Referanduma böyle gidiyoruz. Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin önüne bu metin getirilecek ve onaylanması istenecektir. Nereden bakarsak bakalım evvelden verilmiş kararların, birtakım çevrelerce bir halka da zorla kabul ettirilmesi eylemi ile karşı karşıyayız. 1960 Anayasası'nı bizler yapmıştık. Gönülsüz Rum tarafı bir yorum kargaşasıyla 3 yılda bu Anayasa'yı kalbura çevirip işlemez hale getirmişti. Şimdi zorla empoze edilen Anayasa'nın ve anlaşma belgelerinin yorum kavgası ile mal mülk kavgaları bizi süratle kavgaya götürecektir. Yapılacak oylama kavganın ne zaman yapılacağına dair bir oylama gibidir. Oysa biz kavga istemiyoruz, barış istiyoruz. bu usulle barış elde etmek ise mümkün değildir."
fbila@milliyet.com.tr
|
|

|