24 Nisan 2004 Cumartesi
 
 
 BİZE ULAŞIN | ARŞiV | KÜNYE | HABER İNDEKSİ |  SIK KULLANILANLARA EKLE |  AÇILIŞ SAYFASI YAP  
  ·  SON DAKİKA       
  ·  ANA SAYFA    
  ·  GÜNCEL         
  ·  SİYASET         
  ·  EKONOMİ         
  ·  YAZARLAR         
  ·  SPOR         
  ·  DÜNYA         
  ·  YAŞAM         
  ·  MAGAZİN         
  ·  SAĞLIK         
  ·  KADIN & MODA         
  ·  ASTROLOJİ         
  ·  OTOMOBİL         
  ·  ÇİZERLER         
  ·  BİLİM & TEKNİK         
  ·  TV'DE BUGÜN         
  ·  İŞ YAŞAMI         
  ·  OMBUDSMAN         
  ·  HAVA DURUMU         
  ·  CUMARTESİ         
  ·  PAZAR         
  ·  BUSINESS   
  ·  POPULER KÜLTÜR   
  ·  EGE   



   
'Barış ateşi'

   
Güzelyurt'un Doğancı köyünde 25 Mart 2003 akşamı barış ateşi yakılır, ortaya sembolik bir referandum sandığı konur. Bu sırada çevik kuvvet meydanı basar...

        Referanduma doğru Kıbrıs - 8 / GİRNE
   
        Kıbrıs'ta bugün referandum var. Hem Güney'de hem Kuzey'de. Herhangi bir halkoylaması değil bu. Çünkü Kıbrıs yalnız Kıbrıs değil. Bu oylama Kıbrıs'la birlikte örneğin Doğu Akdeniz ve Ege'de de barış ve istikrarı etkileyecek. Türk - Yunan ilişkilerine, Türkiye'nin Avrupa Birliği'yle yakın geleceğine, yıl sonunda müzakere tarihi alıp alamayacağına dönük sonuçları da olacak bugünkü referandumun.
    Onun için kritik bir oylama.
    Bugünlere nasıl gelindi?
    Hiç de kolay gelinmedi.
    Bu açıdan bir referandum öyküsü dinlemek ister misiniz? Yaşanmış bir olay. Özellikle Kuzey Kıbrıs'ta 24 Nisan'a hangi engebeli yollardan geçilerek ulaşıldığını anlatan ilginç bir öykü.
    Referandum hakkının elde edilmesi için de şöyle ya da böyle bir bedel ödendiğini gösteren, Kuzey Kıbrıs'ta barış hareketinin nasıl doğup büyüdüğünün ipuçlarını veren bir olay.
    Ya da olaylardan biri...
   
   
Sandığın başına gelenler
    Tarih, 25 Mart 2003.
    Yer, Güzelyurt'un Doğancı köyü.
    Narenciye bahçeleri içinde, patatesiyle ünlü Doğancı, Osmanlı'dan beri bir Türk köyüdür. Akşam vakti köyde bir hareketlilik başlar. Köy meydanında yüz elli, iki yüz kişi toplanır.
    Bu bir eylem hazırlığıdır.
    Devlet ise olan bitenden haberlidir. Asker polis kuşatması altına alınmıştır Doğancı köyü...
    Meydanda önce barış ateşi yakılır. Daha sonra konuşmalar başlar. Kuzey Kıbrıs'ta barış ve çözüm hareketinde başı çekecek olan siyasal parti ve sivil toplum kuruluşlarının liderleri, bugünkü Başbakan Mehmet Ali Talat, Mustafa Akıncı, Ali Erel olmak üzere sırayla konuşma yaparlar.
    Konu, referandum hakkıdır.
    Annan planı çerçevesinde yer alan bu hakkın kullanılmasını savunurlar. O tarihte planın üçüncü versiyonudur gündemde olan. BM Genel Sekreteri Annan, "Sizin anlaşmaya niyetiniz yok. Gelin benim hakemliğimi kabul edin. Sonra da referanduma gidin" demiştir. Klerides evet derken, Denktaş hayır yanıtını verir. Ama Kuzey'de de Annan planını, referandumu savunanlar vardır. İşte Doğancı köyünde bunun için düğmeye basmışlardır.
    Gece vakti konuşmalar biter, köy meydanının orta yerine bir sandık konur.
    Portakal sandığı...
    Sandığın önünde sıraya girilir. Ve sembolik bir halkoylaması başlamak üzereyken, çevik güç baskın yapar, coplarla topluluğun içine dalar. Bir polis, portakal sandığını kapar, "Yakaladık komutanım, yakaladık!" diye koşmaya başlar.
    Gülünç bir manzaradır.
   
   
Yazana 'hain' suçlaması
    Bu arada altı kişi tutuklanır. Güzelyurt Polis Karakolu'nun önü bir anda anababa gününe döner. Binlerce kişi gece boyunca, gün ışıyana kadar slogan atar:
    "Kıbrıs'ta barış engellenemez."
    "Referandum hakkımız engellenemez."
    Gazeteci milleti baskına tepki gösterir. Bazı köşe yazarları, "Yapmayın etmeyin. Polisi, askeri halkın üzerine sürmeyin. Yazıktır" diye yazınca, güvenlik kuvvetlerini eleştirince, Güvenlik Komutanı'nın emriyle haklarında davalar açılır.
    Malum gerekçelerle:
    Kamu düzenini bozmak... Kaos yaratmak... Hatta vatan hainliği... Bugün de devam etmekte olan bu davalarda onar yıl ağır hapis istemiyle sanık olarak mahkemeye çıkanlar arasında Süleyman Ergüçlü, Başaran Düzgün, Hasan Hastürer, Mehmet Davulcu da vardır.
    Ertesi gün Lefkoşa'da on binlerce kişinin katıldığı dev bir barış mitingi yapılır. Girne'de, Gazimağusa'da, Lefkoşa'da, birçok köy ve kasabada eylemler devam eder, meydanlara sandıklar konur, sembolik halkoylamaları düzenlenir.
    Ve kalabalıklar büyüdükçe, meydanlar doldukça, sandıklara el koymak güçleşir.
    Barış hareketi böyle doğar.
    Yıl sonunda oy sandıklarında toplam yüzde 50'nin üstüne çıkacak bu barış ve çözüm hareketini Türkiye'de büyük medya maalesef görmez ya da yeterli dikkati göstermez.
    Bir referandum öyküsü böyle.
   
   
Kamplara bölünmemeli
    Niye mi anlattım?
    Kıbrıs'ın uzak bir köşesinde, küçük bir köyde bu barış ateşi eğer yakılmasaydı, Kuzey Kıbrıs'ta barış hareketi meydanları doldurmaya başlamasaydı, Ankara'da hükümetin Kıbrıs'ta çözümle ilgili siyasal kararlılığı da sahneye kolay çıkamazdı.
    Bugün referandum günü.
    Demokratik bir hak kullanılacak. Kimi evet, kimi hayır diyecek.
    Ve hayat devam edecek.
    Bunu göz önünde tutmak gerekiyor. Herkes sandıktan çıkacak çözümü içine sindirmek zorunda. Demokrasinin gereği bu. Evet ve hayır yüzünden cepheleşmek, düşman kamplara bölünmek, ancak barışın düşmanlarına yarar. Karanlık odakların değirmenine su taşır. Böyle bir oyuna aklı başında kimsenin geleceğini sanmıyorum.
    Kıbrıs yazıları devam edecek...
   
    h.cemal@milliyet.com.tr
   
   
   
   





Taha AKYOL
Allah rızası için

Çetin ALTAN
Dananın kuyruğu, KKTC'nin uyruğu, "insan hakları"nın buyruğu...

Melih AŞIK
Devlete gözlük...

Fikret BİLA
Denktaş İngiliz modeli önerdi

Hasan CEMAL
'Barış ateşi'

Güneri CIVAOĞLU
Ertesi gün

Can DÜNDAR
"Dünya ile bütünleşmek istiyoruz"

Abbas GÜÇLÜ
YÖK kazanı kaynamaya başlıyor

Sami KOHEN
Neden 'hayır' diyecekler?

Hasan PULUR
Helal olsun Rumlara!

Derya SAZAK
CHP'den Zana teklifi

Tamer HEPER
Faydalı bir yenilik

Güngör URAS
Tasarrufun yüzde 44'ü cepte - yastık altında

M. Ali BİRAND
Kıbrıs Türk'ü evet demeli...