24 Nisan 2004 Cumartesi
 
 
 BİZE ULAŞIN | ARŞiV | KÜNYE | HABER İNDEKSİ |  SIK KULLANILANLARA EKLE |  AÇILIŞ SAYFASI YAP  
  ·  SON DAKİKA       
  ·  ANA SAYFA    
  ·  GÜNCEL         
  ·  SİYASET         
  ·  EKONOMİ         
  ·  YAZARLAR         
  ·  SPOR         
  ·  DÜNYA         
  ·  YAŞAM         
  ·  MAGAZİN         
  ·  SAĞLIK         
  ·  KADIN & MODA         
  ·  ASTROLOJİ         
  ·  OTOMOBİL         
  ·  ÇİZERLER         
  ·  BİLİM & TEKNİK         
  ·  TV'DE BUGÜN         
  ·  İŞ YAŞAMI         
  ·  OMBUDSMAN         
  ·  HAVA DURUMU         
  ·  CUMARTESİ         
  ·  PAZAR         
  ·  BUSINESS   
  ·  POPULER KÜLTÜR   
  ·  EGE   



   
Ertesi gün

       
    24 Nisan "tarihin sonu" oldu bile. 25 Nisan Pazartesi yeni bir takvim işlemeye başlıyor. Çünkü... 24 Nisan sonuçları "yerle gök birleşmezse" belli... THE DAY AFTER insanlığı ve uygarlığı yerle bir eden bir atom savaşının "ertesi gününü" ve "sonrasını" anlatan filmin adı.
    24 Nisan Pazar, Rum tarafından "HAYIR" "tarihin sonu" ise, 25 Nisan Pazartesi de, bu filmin "ertesi gün süreci gibi algılanmalı.
    25 Nisan'a kadar Ankara'nın 30 yıldır tanımadığı Kıbrıs Rum Cumhuriyeti, bir AB üyesi olarak tanınma zorunluğunun eşiğinde görünecek. 1 Mayıs'ta diğer yeni üyelerle birlikte tanınmak üzere karşımızda olacak.
    Türkiye, Kıbrıs Rum Cumhuriyeti'ni tanımayacak mı?
    Bunun anlamı Türkiye'nin AB sürecinden vazgeçmesi olur.
    Türkiye, Kıbrıs Rum kesiminde elçilik açmayacak ve Ankara'da Kıbrıs Rum Cumhuriyeti'nin elçilik açmasını, İstanbul'da, İzmir'de başkonsolosluklarını kabul etmeyecek mi?
    Bundan böyle AB liderleriyle zirve toplantılarının geleneksel aile fotoğraflarında bizimkiler onlarla beraber poz vermeyecek mi?
    Kıbrıs Rum Cumhuriyeti diğer AB üyeleriyle olduğu gibi gümrük birliğinden yararlanmayacak mı?
    AB ülkesi pasaportuyla vatandaşları, Türkiye'ye serbestçe giriş yapmayacak mı?
    ....
    AB'nin, Türkiye'yle ilgili tüm kararlarında, Kıbrıs oy sahibi olmayacak mı?
    ....
    Bu durumda Türkiye, ya ayranını kabartacak... Ya da ince uzun yoldaki sabırlı yürüyüşünü sürdürecek.
   
   
Alfabe planları
    Ayranı kabarmışlığın bir görüntüsü adanın kuzeyinde ve Türkiye'de ölçüsü kaçmış protesto gösterileridir.
    Ortamı daha da germek için sertleşmektir.
    KKTC ile birleşmek ya da "ilhak" sloganlarıdır. Tıpkı geçmişin ya taksim ya ölüm sloganları gibi.
    Ama... Aradan zaman geçti; adadaki Türklerin çoğunluğu ölümü de, taksimi de istemiyorlar.
    Bu ayranı kabarmış görüntülerden özenle kaçılmalı. Bu kimilerinin "B" planıdır.
    "C" planına gelince...
    AB ve ABD'ye "Görüyorsunuz, KKTC'yi istemeyen ve BM planına HAYIR diyen Rum kesimidir. O halde KKTC'yi devlet olarak artık tanıyın" demektir.
    Bu da çok gerçekçi görünmüyor. AB üyesi bir Kıbrıs, buna EVET oyu kullanır mı hiç? Kıbrıs'ın vetosu bile o yolun önünü tıkar.
    Başkanlık seçimleri arifesinde ABD'nin de güçlü Rum lobisini karşısına almak pahasına KKTC'yi tanıyacağını sanmak saflık olur.
    Ve "D" planı Tayvan modelidir.
    Çin'in yanı sıra Tayvan'ın tanınmaması ama fiili kabul edilmişliğinin ona devlet imkanları sağlaması gibi bir KKTC formülü belki bir yoldur ama diğer tüm seçenekler tüketilirse ve ancak uzun vadede düşünülebilir.
    Daha gerçekçi görünen plan KKTC'ye ambargonun ve mali, siyasi yaptırımların çok hafiflemesi, - neredeyse - kaldırılmasıdır.
    Belki bu arada Türkiye'ye yakın birkaç devlet de KKTC'yi tanıyabilir. Bu da "E" planı...
    Alfabenin harflerini kapsayan başka planlar da var.
   
   
İkinci bahar
    Ancak AB'nin lokomotif büyük ülkeleri, şimdiden devreye girdiler. Türk tarafına "ertesi gün" için akılcı bir sabır süreci tavsiye ediliyor. Kartların bir kez daha dağıtılacağı oyunun yakında yeniden oynanma olasılığı olduğu söyleniyor.
    "İkinci referandumun gündeme geleceği azımsanmayacak bir olasılık" diye dile getiriliyor.
    Köprüler atılırsa, ortam sertleşirse bu seçeneğin ortadan kalkabileceği yolunda söylemler var. Güney Kıbrıs'ta HAYIR ve EVET'ler arasındaki fark ne kadar azalırsa ikinci referandum girişimleri o denli güçlü olacak. Ancak... Bu durumda hiç değilse sorun sadece Rum kesimi olarak kalmalı, aşırı gerginlik ve tepkilerle Türk tarafında da HAYIR olasılığı gaza getirilmemeli.
    Ankara'nın bir 25 Nisan planı olmadığını kimse düşünemez.
    Önemli olan 25 Nisan'da siyaset şovu yapmanın değil aklın ve sağduyunun ağır basmasıdır. Rum kesiminden EVET, zaten Ankara'nın hükümet politikasıydı. Ama ikinci kez de HAYIR çıkarsa Ankara'nın eli 25 Nisan'a göre gene de çok daha kuvvetli olur.
   
   
    g.civaoglu@milliyet.com.tr
   
   
   
   





Taha AKYOL
Allah rızası için

Çetin ALTAN
Dananın kuyruğu, KKTC'nin uyruğu, "insan hakları"nın buyruğu...

Melih AŞIK
Devlete gözlük...

Fikret BİLA
Denktaş İngiliz modeli önerdi

Hasan CEMAL
'Barış ateşi'

Güneri CIVAOĞLU
Ertesi gün

Can DÜNDAR
"Dünya ile bütünleşmek istiyoruz"

Abbas GÜÇLÜ
YÖK kazanı kaynamaya başlıyor

Sami KOHEN
Neden 'hayır' diyecekler?

Hasan PULUR
Helal olsun Rumlara!

Derya SAZAK
CHP'den Zana teklifi

Tamer HEPER
Faydalı bir yenilik

Güngör URAS
Tasarrufun yüzde 44'ü cepte - yastık altında

M. Ali BİRAND
Kıbrıs Türk'ü evet demeli...