
|
|
|
 |
|
|
23 Nisan meclisi
1920'de çalışmaya başlayan meclis özgündü. Türkiye'de parlamento 1970'lere dek bu meclisin fikir ikliminin gerisinde kalmıştır
Fax: (0312) 427 20 64
Dünyada parlamentolar yasama ile görevlidir. Kanun yaparlar. Monarşilere direnen milletlerin kurduğu Avrupa parlamentoları idare ve yargı görevini hükümdar ve memurlara bırakmıştır. Bugün de Avrupa'da parlamenter sistem monarşiler cumhuriyetine dönüşse de böyle devam eder. Eski Yunan-Roma dünyasında hür yurttaş meclisleri bu görevi elde tutarlardı veya fevkalade yetkili kıldıkları yöneticiye bazen tüm görevleri devrederlerdi. Bu fevkalade memurlara bugün kötü anlamda kullanılan, oysa masum bir deyim olan "dictator" denirdi. Yasamayı bile onlarla paylaşırlardı. Venedik ve Polonya cumhuriyeti (evet, cumhuriyetti) gibi ortaçağdan yeni çağlara süren devletlerde meclis baştaki idareciyi seçerdi. Venedik'te bu "doce" idi, Polonya'da kraldı. Ömür boyu bu fevkalade yetkili göreve meclis tarafından getirilirlerdi.
Fransız ihtilali fevkalade yetkili bir meclis kurdu. "Convention" gelenek, anlaşma gibi anlamlar taşır. Bir birliği temsil eder ve fevkalade yetkili bir meclistir. Yasama, yürütme ve yargı meclisin elindeydi. Daha doğrusu meclise hükmeden liderde... İhtilal tarihi içinde devlet terörü dediğimiz safhaya tekabül eder. Uzun ömürlü olamadı. Tarihteki ikinci önemli konvansiyon sistemi Sovyet rejimidir. Bütün iktidar Sovyetler'indir ama burada iktidarı kullananlar Sovyet liderleri oldu. Konvansiyon sistemi gerçek bir birleşmeden çok mebusların mecburi bir birleşmesi idi. İhtilal heyecanı yerini korku, terör ve ikiyüzlülüğe bırakmıştı.
Bu sistemin tarihteki tek istisnası 23 Nisan 1920'de çalışmaya başlayan Türkiye Büyük Millet Meclisi'dir. Sağdan sola her fikrin sahibi mecliste üyeydi. Birleşilen ana nokta yurdun işgalden kurtarılmasıdır. Bu muhalif ve muvafık gruplarla meclis Kurtuluş Savaşı boyunca çalışmaya devam etti. Herkesin kullandığı ama devlet katında yer almayan "Türkiye" ismi de resmen kullanıldı ve hükümet meclis hükümetiydi. Dahası, meclis hükümeti İstanbul'daki hükümetin işlerliğini kaybetmesi üzerine kurulmuştu ama bütün Anadolu idari teşkilatını ve bürokrasisini devralmıştı. Dahası, devlette devamlılık esası üzerine 1293 (yani 1876) Anayasası da yürürlükte bırakılmıştı. Ankara meclisi hükümeti 1921'de bir anayasa daha hazırladı ve bu ikisi birlikte yürürlükteydi. Ancak 1922'de saltanatın lağvı; 1923'te cumhuriyetin ilanıyla bu ikili anayasa yürürlükten kalktı ve 1924 yılında Türkiye devletinin rejimini cumhuriyet olarak düzenleyen metin kabul edildi.
Bizce Türkiye Cumhuriyeti 1924 Anayasası'nı muhafaza etmeli ve değişiklikler o metnin üzerine yapılmalıydı. 1960'tan sonraki anayasa çalışmaları sırasında rahmetli hocamız Profesör Tahsin Bekir Balta'nın bu bilgece önerisi hâlâ hatırlardadır. 23 Nisan çocuklara hediye edilen bir bayram ama Türkiye'de meclis sisteminin çok özgün biçimde uygulandığı ve uluslaşma sürecinin parlamentarizmle birlikte geliştiği bir dönüm noktasıdır. Geleneği 23 Nisan'lardan evvel ve sonra da hatırlamak gerekiyor. Okul tarihlerinde 1920 meclisinin bir savaşı yürütmesi kadar; rejimi üzerinde de durulmalıdır. O dönemde bu tür bir meclis çok özgündü; çağdaş gözlemcilerin dahi dikkatini çekmişti. Bazı konularda, mesela dış politikada Türkiye'de parlamento; 1965'e, hatta 1970'li yıllara kadar 1920 meclisinin çalışma usulü ve fikir ikliminin gerisindeydi.
|
|
|

|
|