Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim 27 Nisan 2004 / Salı  
Bugünkü Milliyet Gazetesi      Business      Otomobil      Popüler Kültür      Cumartesi      Pazar      Ege  
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik
Kahramanlar geçidi

38 yazar etkilendikleri roman kahramanlarını anlattı


Brecht'in "Galileo Galilei" oyununda Andreas, "Kahramanı olan ülkeye ne mutlu!" der. Galileo yanıtlar: "Kahramana gereksinim duyan ülkeye yazıklar olsun!" Çocukluğumda Galileo gibi düşünmüyordum elbet. Varsa yoksa kahramanlar! Robin Hood (ya da Vatan Kurtaran Aslan), Kaptan Blood, Jesse James, Tarzan, Kaptan Marvel (ya da Dev Adam), Casus Kıran... Neredeyse hepsi sinemadandı.
Kahraman denilince haksızlıklara başkaldıran, vatanı olmasa bile bir şeyleri kurtarmayı başaran yiğitler geliyordu aklıma. Yaşıtlarım gibi, atına atlayıp Kızılderililerin üstüne seğirten John Wayne'e alkış tutuyordum ben de.
Roman kahramanlarım sonradan belirdi. Önce pek aklım ermedi bu kahramanların ne biçim "kahramanlar" olduğuna. Sözgelimi, 10 yaşlarımda okuduğum ilk yerli romanın, "Çalıkuşu"nun kahramanı Feride düşman bile yaralamıyordu! Ama annem Feride'nin "kahraman" olduğunda direniyordu. O sıralarda elinden bırakamadığı "Rüzgar Gibi Geçti"nin Rhett Butler'ıyla Scarlett O'Hara'sı gibi...

* * *

Okudukça kahramanlarımın sayısı çoğaldı. Galileo'nun sözünü ettiği kahramanlardan değildi bunlar. Onlarla roman kahramanı arasındaki ayrımı görebiliyordum. Artık benim kahramanlarım İnce Memed'ler, Murtaza'lar, Yüzbaşı Celal'ler, Kız Tevfik'ler, Ahmet Cemil'ler, Raskolnikof'lar, Çiçikof'lar, Jean Valjean'lar, Heathcliff'ler, Tom Joad'lardı.

* * *

"Kahramanlar Kitabı" (Derleyenler: Cem Mumcu, Nida Nevra Savcılıoğlu; desenler: Tan Oral; Okuyan Us Yayınları), kimi yazarlarımızın etkilendikleri roman kahramanlarını anlattıkları yazılarından oluşuyor. Ataol Behramoğlu, Buket Uzuner, Cem Akaş, Demir Özlü, Ece Temelkuran, İlhan Berk, Zeki Coşkun gibi 38 yazarımızın kendi kahramanlarını anlattıkları bu derlemeyi ilgiyle okudum. Belki bu kitabı tamamlayan bir derleme daha yapılabilir. Edebiyatımızda Ataç'tan Anday'a kadar birçok yazarın kendi roman kahramanlarını anlatan yazıları var. Onların da bir kitapta toplanması ilginç olabilir diye düşünüyorum.

* * *

"Kahramanlar Kitabı"nı ilgiyle okuduğumu belirttim. Bunun ilk nedeni, yıllar öncesinde bıraktığım kimi romanlara beni yeniden götürmesi... Sözgelimi Demir Özlü'nün Jean Sorel'le ilgili yazısını okurken Stendhal'ın "Kırmızı ve Siyah"ını özlemiş olduğumu fark ettim.
Yeni kitap okumayı elbette seviyorum; ama eskiden okuduğum, sevdiğim bir kitabı yeniden elime almak, yeniden okumak ayrı bir tat veriyor bana. Hani, yeni kişilerle tanışır insan, kimilerine kanı kaynar, onlarla arkadaş olur... Ama eski bir dostla karşılaşmanın verdiği haz başkadır. Benim için kitaplar da öyle. Yeni bir kitabı okuyorum, seviyorum. Gel gör ki, kitaplıkta elim Homeros'un "İlyada"sına ya da Melville'in "Moby Dick"ine gidince, yıllardır görmediğim bir dostla sokakta karşılaşmış gibi oluyorum.
Evet, Demir'in "eşsiz bir roman" olarak nitelediği "Kırmızı ve Siyah"ı bir daha okumalıyım. "Kahramanlar Kitabı" buna benzer nice özlemleri uyandırdı içimde.

* * *
Kitabı ilgiyle okumamın bir başka nedeni, hangi yazarımızın hangi kahramanı "seçtiğini" görmek...
Seçimleri, yazarlarımızın kendi kişilikleri açısından ipuçları getiriyor. Gerçi, sözgelimi, bir İlhan Berk'in bu tür ipuçlarına hiç mi hiç gereksinimi yok. Kendi kişiliğini çoktan bulmuş, yerleştirmiş bir sanatçımız o. Ama olsun, Andre Breton'un Nadja'sını anlatırken bir bakıma kendini de anlatıyor İlhan Berk. Ataol Behramoğlu'nun Anna Karenina'yı ya da Giovanni Scognamillo'nun Vlad Dracul'u anlatırken yaptıkları gibi.
"Kahramanlar Kitabı" bu açıdan da ilginç geldi bana.
Ben kimi kahraman seçerdim diye düşündüm.
Yazımın başına döneyim, seçimimi sinemadan yapardım herhalde. Ama ne General Custer'ı seçerdim, ne Yüzbaşı Amerika'yı.
Sinemada gelmiş geçmiş en büyük kahramanım Will Kane'dir. "Kahraman Şerif"in ("High Noon") emekliye ayrılmak üzere olan şerifi. Nikah töreninde öğrenir: Yıllar önce hapse attırdığı haydut, iki arkadaşıyla birlikte, öç almak için gelmektedir. Kasabada kimse el uzatmaz ona. Yapayalnızdır. Yalnız, tek başına bırakılmış bir kahraman. Hasımlarıyla hesaplaşırken çevresiyle de hesaplaşır. Kendisiyle de hesaplaşır.
Belki bir de "Sinemada Kahramanlar Kitabı" gerek.

PAZAR
Türkiye Eurovision'a hazırlanıyor
'Derdim güzel vazo çizmek değil, esprimi anlatmak'
Masa tenisini engellilerle tanıştıran adam
"Üç evlilik yaptım ama Emek'i terk etmedim"
32 günde 30 bin mobilya içinden seçim yaptı
"Suşiyi çok seviyorum diyen Türke inanmam"
Yukarıdan aşağıya 210...
"Herkes kendi evinde başyapıt yaratabilecek"
Cannes Lions'un genç Türk reklamcıları
"Gözümdeki koli bandını beş gün boyunca çıkarmadılar"
Yaşlanmaya karşı cilde check-up
"Spor camiası, özellikle GS'liler bize sık gelir"
Bordo sevenler, dikkat...
Maki Otel'in yemekleri artık Asmalımescit'te
Şimdi de sıra tiyatroseverlerde
Köfte-piyaz ikilisine dikkat
Karizma aşındı ama imaj yerinde
23 Nisan meclisi
Kahramanlar geçidi





Ali Rıza Kardüz
Nevsal Elevli
İlber Ortaylı
Ülkü Tamer
© 2004 Milliyet