Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim 27 Nisan 2004 / Salı  
Bugünkü Milliyet Gazetesi      Business      Otomobil      Popüler Kültür      Cumartesi      Pazar      Ege  
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik
Yargı ve politika


ANAYASA Mahkemesi'nin önerdiği reformu üç noktada özetlemek mümkün:
Evvela, 'Anayasa Şikayeti' kurumu getiriliyor. AİHM'ye gitmeden önce Anayasa Mahkememize 'ferden müracaat' mümkün olacak. Bu düzenleme AİHM'ye başvuruları azaltacak, milli yargıyı güçlendirecektir. Çok olumlu buluyorum.
İkincisi, mahkeme iki daireli olacak, davalar daha süratli sonuçlanabilecek.
Üçüncüsü, mahkemenin üye sayısı 17'ye çıkıyor, üyelerden dördünü, belirli adaylar arasından TBMM seçecek. Cumhurbaşkanı Sayın Sezer ve Yargıtay Başsavcısı Sayın Nuri Ok buna karşı çıkıyor: Öyle bir durumda Anayasa Mahkemesi politize olurmuş.
Hatta Sayın Ok, "yargıda siyasallaşma için Anayasa Mahkemesi pilot seçildi" diyor!
Halbuki reformu öneren Anayasa Mahkemesi'nin kendisi!
Anayasa Mahkemesi'nin Başkanı Sayın Mustafa Bumin dün bu iddialara cevap verdi:
"Bu oluşum itibarıyla Anayasa Mahkemesi'nin siyasallaşacağını söylemek ne dünyadaki örnekleri ile, ne de gerçekler ile bağdaşmaktadır..."
***
GERÇEKTEN, çağdaş demokrasilerde Anayasa Mahkemelerine parlamentolar üye seçiyor.
• İtalyan Anayasası madde 135: Anayasa Mahkemesi üyelerinin üçte birini parlamento seçiyor.
• Fransız Anayasası madde 56: Anayasa Konseyi üyelerinin tamamını siyasi 'başkanlar' seçiyor: Meclis Başkanı, Senato Başkanı ve parti lideri olan Cumhurbaşkanı!
• İspanyol Anayasası madde 159: Parlamento 8, hükümet 2, Adalet Konseyi 2 üye seçiyor, atamaları Kral yapıyor.
Bizim 1961 Anayasası'na göre de üyelerin üçte birini parlamento seçiyordu. (md. 145)
Alman Anayasa Mahkemesi'nin bütün üyelerini parlamento seçiyor.
12 Eylül oligarşik bir devlet yapılanması getirdi: Halkın temsilcilerinin (siyasetin) yetkilerini olabildiğince kısıtladı. 'Devlet Başkanı'na aşırı yetkiler verdi; yargıda bile etkili hale getirildi.
Bu modelin bir örneği de YÖK'ün oligarşik yapısıdır.
12 Eylül, bu felsefe ile, Meclis'in Anayasa Mahkemesi'ne üye seçme yetkisini kaldırdı.
***
SAYIN Sezer ve Sayın Ok ile onlar gibi düşünenler, anayasal yargı ile adli yargıyı karıştırıyorlar. Anayasal yargı siyasi işlevi de olan bir yargıdır ve onun içindir ki, Yargıtay'larla hiçbir ilgisi bulunmayan parlamentolar ve bazen hükümetler anayasa mahkemelerine üye seçiyorlar.
Böylece parlamentodaki çoğulculuk, hukuki görüşler olarak anayasa mahkemelerinde temsil edilmektedir.
Halbuki seçme ve atama yetkileri cumhurbaşkanlarında toplanırsa tek görüşün 'kadrolaşması' daha büyük ihtimaldir. Mesela Sayın Sezer hep tek görüşten üyeler atadığı takdirde bunu önleyecek bir mekanizma yok.
Halbuki, üyelerin bir bölümünü parlamentolar seçtiğinde muhalefet kontenjanı ve yüksek oranlı seçim mecburiyeti gibi mekanizmalar, zaruri olarak çoğulculuğu sağlayacak, kadrolaşmayı önleyecektir.
Sayın Sezer'in ve Ok'un görüşlerine katılmıyorum. Anayasa Mahkememizin reform önerisi ve Başkan Bumin'in seslendirdiği görüşler hukuka, siyaset bilimine ve çağdaş demokrasiye daha uygundur.
12 Eylül'ün budadığı yetkiler, liberal demokrasinin standratlarına göre, TBMM'ye tekrar verilmelidir.

t.akyol@milliyet.com.tr








Taha AKYOL
Yargı ve politika

Melih AŞIK
Bilimsel gelecek

Fikret BİLA
Referandumun ardından

Hasan CEMAL
Denktaş istifa!

Güneri CIVAOĞLU
Bilgili ve Denktaş

Can DÜNDAR
Ankara'da final maçı

Abbas GÜÇLÜ
İmzasız resimler

Hurşit GÜNEŞ
Mali kriz bitti, ama etmenleri tam olarak kalkmadı

Sami KOHEN
Sorun bitti mi?

Mehmet Y. YILMAZ
KKTC'ye en büyük iyilik, Denktaş'ın istifasıdır

Derya SAZAK
BJK'da zor günler

Güngör URAS
Başbakanımız 'gerçekleri görmezden gelemez'

Serpil YILMAZ
Hükümet kayıt dışı kaldı!

M. Ali BİRAND
Erdoğan ya süper şanslı veya dahi (!) bir politikacı

© 2004 Milliyet