|
 |
|
|
Bilgili ve Denktaş
Serdar Bilgili haysiyet, olgunluk ve uygarlık dersi verdi. Tribünlerdeki iğrenç sesleri duymazlıktan gelmeyecek sağlam karakterdedir. İstifa etti. Ancak... Tribünler, gerçek BJK tabanının sesi değildir. Hele spor kamuoyunun nabzını hiç yansıtmamıştır.
Çünkü...
Bilgili, Türkiye insanının büyük çoğunluğunun kucakladığı bir kişiliktir.
İstifasını açıklarken gene zarifti ama gözlerine yaş damlası geçiş izni vermemişti.
Kimilerinden bunu görmek zevkini(!) esirgemişti.
Kısa, net, kendine güvenli, saygılı konuştu.
Ayrıldı.
Belirttiği gibi, böyle terbiyesiz güruhun küfürleriyle ayrılışı hak etmiş değildir.
BJK'ya, spor dünyasında, Türkiye'de güzel şeyler bırakarak gidiyor.
Denktaş'sız asla (!)
Oysa 48 saat önce bunun - neredeyse - tam tersi bir örnek yaşandı.
Denktaş referandum sonuçlarını görmezden, sokaklara dökülenlerin kendi şahsına tepkilerini duymazdan geldi.
Onun geçmişine, eski hizmetlerine saygı kaydımı düşerek belirteyim...
"Bilgili'nin aksine istifayı hak ettiği halde görevini sürdüreceğini" açıkladı.
Oysa...
KKTC ve Türkiye'de büyük çoğunluk, artık Denktaş'tan desteğini çekmiş bulunmakta.
Referandum sonuçları, Denktaş'a "güvensizlik oyu" sayılabilir. Denktaş, bir düşünmeli...
"Vatan hainliği" diye suçladığı EVET çoğunluğunu nasıl temsil edecek?
Denktaş, kendisini atlayarak Talat ile ortak politikalar yürüterek Ankara hükümetiyle nasıl birlikte yürüyebilecek?
Küresel diplomaside, KKTC'nin referandum sonuçlarına dayanarak "ambargonun kaldırılmasını ve tanınmayı" istediğinde "Sen bu EVET'lere karşı değil miydin?" cevabını yiyip yutacak mı?
Zaten... Küresel zirvelerde de, Denktaş'ın artık muhatap alınmadığı görülüyor.
Daha önceleri KKTC tanınmadığı için Cumhurbaşkanı olarak değil, sadece Kıbrıs Türk Kesimi Başkanı sıfatıyla, uluslararası ilişkilerde muhataptı.
Oysa dün, Brüksel'e KKTC'yi temsilen Başbakan Talat gitti. ABD'ye de o gidecek.
Hangi sıfatla?
KKTC tanınmadığına göre onun Başbakanı nasıl tanınır?
Talat, Türk toplumunun başkanı da değil. Ve de resmen tanınabileceği herhangi bir sıfattan yoksun.
Ama buna karşın gene de Denktaş değil, o muhatap alınıyor.
Bu, anlamlıdır.
Hasan Hastürel'in açık mektubunda yazdığı gibi, karakterine ve neşesine uymuyorsa, "Silahtar Burcu'ndaki koltuğunda oturmayı sürdürür.
Ama artık KKTC'yi temsil için Türk toplumundaki tabanı yitirmiştir."
Atina'da konuştuklarım da bana "Adadaki Türklerin çözüm istediklerini gördük. Ancak, Denktaş bir yolunu bulur, açılabilecek yeni kanalları tıkar" dediler.
Denktaş'ın kişiliği psikolojik bariyer oluşturmakta.
Makedonya sendromu
Atina dönüşü, oradan taze bir izlenim yansıtayım. Tayvan'dan sonra, KKTC bağlamında Makedonya örneği de konuşuluyor.
Biraz da kaygıyla...
KKTC için, Tayvan modeli beyin ve söylem jimnastiği, zaten yapılmıştı.
Makedonya modeli ise şöyle:
Yunanistan'ın karşı çıkması nedeniyle, Makedonya - herkesin kullandığı adı bu olsa da - "resmen" FİLON olarak tanınmakta...
Bu ülke, AB kararıyla değil, AB üyesi ülkelerin perakende ikili kararlarıyla ve onları izleyen diğer ülkelerin de tanımalarıyla, uluslararası varlığını zaman içinde aşamalarla kazandı.
Bir ay önce de AB'ye üyelik başvurusunda bulundu.
Ve... En son Yunanistan tarafından "Şartlı olarak" ve FİLON adıyla tanındı.
Çünkü, Yunanlılara göre İskender'in yurdu Makedonya, Yunan patentlidir.
Elbette...
Böyle bir süreç ve statü KKTC için çok uzak.
Ama...
Makedonya bir travma...
Yunanistan'da, - Kıbrıs Rumları, vahim yanlışlarını ve Türk tarafının elini kuvvetlendirmeyi sürdürürlerse - benzer bir sürecin, Kuzey Kıbrıs'ta da başlayabileceği paranoyası, bilinçaltı derinlerinden gelen mesajlarla oluşmakta.
g.civaoglu@milliyet.com.tr
|
|
|

|