Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim 28 Nisan 2004 / Çarşamba  
Bugünkü Milliyet Gazetesi      Business      Otomobil      Popüler Kültür      Cumartesi      Pazar      Ege  
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik
Elhamra'da deve güreşi

Benim Gözlüğümden / Nihat Demirkol

Verdi, 26 Ağustos 1879'da ünlü yayıncı Guilio Riccordi'ye yazdığı mektupta şöyle diyordu: "Bana bakın! Yirmi yıldır bir Opera - Buffa (Gülünçlü Opera) librettosu aramaktayım ve bir tane bulmuş olduğumu söyleyebileceğim şu anda, henüz yazılmadan önce, halkın kafasına delice bir yuhalama arzusu yerleştiriyorsunuz bu yazı ile ve böylece, gerek benim gerek kendinizin menfaatine zararlı oluyorsunuz. Fakat hiç korkmayın! Tesadüfen... Yüce hükme rağmen, bu Opera - Buffa'yı yazmaya sevk edilecek olursam... Tekrar ediyorum, korkmayın... Başka bir yayınevini iflas ettireceğim !.."

* * *

Bir opera temsili üstüne kalem oynatmak, benim için açıkça "haddini tecavüz etmek" sayılacağı için söylemek istediklerimi, "ustaların yazdığı satırlardan yapılmış küçük intihal"lerin arkasına saklıyor olmamı lütfen hoş karşılayınız...
"Olaylar bir su gibi akar Falstaff'da..." diyor Murat Tuncay "Karakterlerde bir iç aksiyon gelişimi yoktur. Herkes oyunun başında nasılsa oyunun sonunda da öyle kalır.
Uzun arya çalışmaları gerektirecek iradlar yoktur. Oyunun akışı komik duyguyu elde etmek ve korumak için kısa konuşmalarla gelişmekte, entrikalar akılcı çözümlerle birbirine bağlanmaktadır.
Mutlu son herkesi tatmin edecek niteliktedir. Verdi nihayet aradığı Opera - Buffa metnini bulmuştur. Falstaff onun opera sahnelerine bıraktığı son tebessüm olacaktır."

* * *

Faruk Yener, "İtalyan sahnesine ölmez eserler kazandıran sanatçı son eserine konu olarak gençlik, zarafet ve istihza ile ördüğü bir Shakespeare konusunu seçmiştir.
O çağlarda ihtiyar ve hasta olan Verdi bütün detaylar üzerinde sabırla durmuş, bir okul çocuğu ruhunu alabildiğine zarif bir işçilikle dokuyarak "Falstaff"ı yaratmıştır.
Bu lirik eserin seksenlik bir ihtiyarın ilhamından doğduğuna inanmak gerçekten güçtür" cümlelerinde hayranlık ve hayreti bir arada sunarken, Özlem Belkıs, daha da çarpıcı bir anlatımla, "Serseriliği kutsayan bir marjinal" betimlemesini kullanıyor Falstaff için...

* * *

Dokuz Eylül Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Tiyatro Bölümü'nün katkılarıyla hazırlanan Falstaff program kitapçığı, isminin çağrıştırdığı mütevazı hacmi çoktan aşmış ve bir başucu kaynağına dönüşmüş; Alıntılarımın bir bölümü oradan...
Özdemir Nutku, "Falstaff operasının İzmir Devlet Opera ve Balesi'nde oynanması büyük bir zenginlik olduğu kadar, sanatçılar açısından da bir meydan okumadır; Çünkü bu yapıt, opera dünyasının en zor yapıtlarından biridir" hatırlatmasıyla, İzmirlilerin böyle bir çabayı ıskalamaması gerektiğine dikkat çekmek istemiş.

* * *

Dünya Prömiyeri 9 Şubat 1893'te Milano'da yapılan Falstaff'ın Türkiye Prömiyeri, iki asırlık bir gecikmeyle, 15 Nisan 2004'te İzmir Devlet Opera ve Balesi'ne nasip oldu... 111 yıl sonra İzmir'i taçlandıran bu sanat olayına katılamadıklarına göre, protokol sıralarının, yine daha önemli işleri vardı anlaşılan. Ama sanatseverlerin gösterdiği ilgi sanıyorum aylarca sürecek. Özlediğimiz bu ayrıcalığa eli değen, fikri değen, gönlü değen herkese kendi adıma teşekkür ediyorum.

* * *

O gece bu onuru İzmir'e yaşatanlar, bu kadar emeğe karşılık sadece biraz daha fazla saygı bekliyorlardı; O da Türk Operası adına... Dünyanın her yerinde, belirli sanat dalları için açılış gecesini süsleyen kıyafet mecburiyeti, davetiyelerde "Koyu renk elbise" notuyla hafifletilmiş ve kolaylaştırılmış olmasına rağmen, hemşehrilerimiz bu kadarcık özeni çok gördüler...
Sahne sanatları, kendi estetiği ve sembolizması içinde yaşar; operaya deve güreşine gider gibi gidilmez efendim...
Abidin Parıltı, kısa makalesinde, "Gülme bizim değil başkalarının başına gelendir. Bizim başımıza geldiğinde acıdır, trajiktir..." derken bunu mu kastediyordu acaba?

ege@milliyet.com.tr




EGE
Elhamra'da deve güreşi
Beş üniversitesiyle İzmir farkını göstermelidir
Baykal'ı kim padişah yaptı?
Rıdvan Dilmen ve Karşıyaka





Ege Ana Sayfa
Ekonomi
Spor
Rehber


Nihat Demirkol
M.Ali Kasalı
Deniz Sipahi
Fatih Tanfer
© 2004 Milliyet