|
 |
|
|
Artık bakın kimlere "yuuuh" çekiliyor?
BAZEN çevresindeki dağ gölgelerinin değişik tonlarda üstüne düştüğü kırışıksız Köyceğiz Gölü'nde, beyaz köpüklerle kabara kabara gelen dalgalar, rıhtımları dövüyor. Gök bulutlarla kapalı. Hangi ayda olduğumuzu bilmesek, sanki bir sonbahar günü...
Ve bir saat geçince...
Ne bulut kalmış gökte, ne beyaz köpüklü dalgalar gölde... Ortalık güllük gülistanlık. Hangi ayda olduğumuzu bilmesek, sanki yazın tam ortası...
***
Birkaç gün önce de, yeryüzünün en uzun plajlarından olduğunu sandığım, hafif bir kavis çizerek uzanan 7 km'lik İztuzu kumsalları, henüz keşfedilmemiş bir huzur cennetiydi. Güneşin ışıkları, sakin ve sessiz, tadını çıkarıyordu Akdeniz'in.
Bir ucundan öteki ucu dürbünle bile zor görünen İztuzu plajları...
Kafeterya henüz açılmamıştı. Ama kumsalda sıra sıra bomboş plaj şezlongları vardı. Şezlonglardan birine, bikini mayosuyla genç bir turist hanım uzanmıştı. Yanında dekolte plaj giysileriyle başka bir genç kadın, gömlekli genç bir erkekle konuşuyordu...
Birkaç haftaya kadar, İztuzu plajlarının şezlongları da dolduğu zaman, KKTC sorunu da çoktan gündem dışına çıkmış olacak...
Mevsimlerle de, meteorolojiyle de bir hayli ilmiklidir; hem iç politika, hem dış politika konuları...
***
21. yüzyıl, "ulus - devlet" modelleriyle, ırkçılığa dayalı hamaset nutuklarının, şimdiden kuyruğunu titretmeye başladığı bir yüzyıl...
Politikacıların, ırkçılığa dayalı hamaset nutukları çok pahalıya mal oldu insanlığa; "vatanı şöyle kurtardık, böyle kurtardık" söylemleriyle az keyif çatılmadı resmi saraylarda ve silah üreticileriyle yandaşları, büyük kârlar sağlarken, az insan ölmedi savaşlarda...
***
Şimdi o dönem aşılıyor. Yüz milyona mal olan bir kurşunla bir insan ölürken, aynı zamanda cep telefonu alacak bir müşteri de kayboluyor.
Oysa cep telefonu satmak, kurşun satmaktan daha kârlı...
Silah alımlarında 14. sıraya çıkarken, "insanların yaşam kalitesi" açısından 96. basamağa neden düşmeli ki?..
KKTC Başbakanı Mehmet Ali Talat'ın deyimiyle "dünya dilini" değerlendirebilen politikacılar; silah alımlarına harcanan paralarla, içeride üretime dönük yatırımlar yapmanın halk kitleleri için çok daha yararlı olduğunu anlamaya başladılar...
***
Bendeniz de bu arada, Irak'ta ölen Amerikan askerleri için, küçük bir ağıt karaladım:
Başkan Bush seçimlerde, kalsın diye yerinde;
Gencecik yaşınızda, Irak'ın çöllerinde,
Birkaç bin dolar için öldünüz sanki niye?
Mezarınız başında size en son hediye,
Üç el ateş olacak, patlatılan havaya;
İnanın ki öldünüz, boş yere, bedavaya...
***
Ah bu siyasetçi yalanları... Ah o yalanlara kananlar, yahut o yalanlara kanmış görünmekte avantalarını bulanlar... Ekonomik gerçeklerin üstünü güzelce kapatıp, ırkçı nutuklarla saltanat tahtlarına oturanlar...
Ve biri de, değişen eski hipnozlarla, değişen koşulları hatırlatmaya kalktı mı, vur alnına "hain" damgasını...
***
Pazartesi günkü Hürriyet'te Cüneyt Ülsever yazısına şöyle başlıyordu:
"Statüko milletten darbe üzerine darbe yiyor. Önce 3 Kasım, sonra 28 Mart'ta Türkiye'de, şimdi de 24 Nisan'da KKTC'de milletin kendilerine zerre kadar itibar etmediği ortaya çıktı.
Kendi küsen kendi barışan, laf oyununu düşünce üretimi zanneden köşeli yazarlar hep bir arada bağırmak zorunda:
- Vay be ne kadar çok vatan haini varmış!"
***
Bir gün elbet son yüz yılda söylenmiş siyasetçi yalanlarının da eğlenceli bir dökümü yapılacak...
Marmara Üniversitesi doçentlerinden siyaset bilimcisi Ahmet Demirel, Neşe Düzel'e şöyle demiş:
- Lozan bugün olsa, "her yeri verdiniz" denirdi ve çok eleştirilirdi. Lozan'a Kılıç Ali, Şükrü Kaya ve Yahya Kemal Beyatlı ret oyu verdi. Tabu konular var. Hâlâ açılmamış bir İstiklal Mahkemesi arşivleri var...
***
Gerçekten de ne kadar çok adam asıldı Türkiye'de... İş sonunda "asmayalım da, besleyelim mi" demeye kadar geldi. Ya cezaevlerine konanlar, ya sürgünlere yollananlar, ya yasaklanan, toplatılan kitaplar... Ya engellenen tiyatro piyesleri?..
Ekonomik tabloya da bakınca, "Türklerin yaşam kalitesi" açısından, 40. basamaktaki Nikaragua'nın bile, 56 basamak altında kalmak...
Böyle bir sonuca ulaşmakta, en çok kimlerin çabası varsa, kendilerini kutlarız.
***
Enseyi karartmayın. Siyasetçiler arasında da, "hamasetçiliğe" sığınmayanlar ön plana çıkmaya başladılar...
Vaktiyle ABD'deki Güney - Kuzey savaşlarının ünlü Başkanı Abraham Lincoln'ün bir sözünü hatırlatalım:
"Bütün insanları bir süre aldatabilirsiniz. Birtakım insanları sürekli aldatabilirsiniz. Ama bütün insanları, sürekli aldatamazsınız."
***
Köyceğiz gecelerinde, yıldızlar o kadar güzel parlıyor ki...
c.altan@prizma.net.tr
|
|
|

|