Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim 28 Nisan 2004 / Çarşamba  
Bugünkü Milliyet Gazetesi      Business      Otomobil      Popüler Kültür      Cumartesi      Pazar      Ege  
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik
Yaşamanın ödülü var!


GEÇEN pazar günü Kabataş Lisesi'nde "Ellilikler"in töreni vardı.
"Ellilikler" yani "elli yıllıklar", 50 yıl önce Kabataş Lisesi'nden mezun olanlar, bitirenler.
***
MAŞALLAH, bugün altmış yaşın sonuyla, yetmiş yaşın başında olanların sayısı da az değildi, ağarmış saçlarıyla, taşmış kilolarıyla, bükülmüş belleriyle, tam tersi, tığ gibi görüntüleriyle tam 86 ihtiyar, ya da "ihtiyar delikanlı" törene koşup gelmişlerdi.
Kabataş Eğitim Vakfı'yla, okul yönetimi bir geleneği sürdürüyor, yarım asırlık Kabataşlılara plaket ve onur belgesi veriyorlar.
***
MEZUNLAR adına konuşan Prof. Dr. Hikmet Sami Türk'ü dinlerken elli yılın başı, daha dünmüş gibi canlanıyordu insanın belleğinde...
Öğretmenler, hocalar, "kaptan öt" diye tempo tutarak, düdük çalarak geçen vapurlar, Karadeniz'den gelip, Boğaz'ı kaplayan buzlar, soyadları unutulsa da lakapları unutulmayanlar, hepsi üniversite öğrencisi olan muallim muavini olan "abiler"...
***
HİKMET Sami'nin anlattıkları, bir başka gerçeğin elli yıldır, hiç değişmediğini gösteriyordu.
Neydi bu gerçek?
Eğitim sistemimiz, ya da sistemsizliğimiz...
Hikmet Sami şöyle diyordu:
"Bizim sınıflar lisenin 4 yıla çıkmasını ve dört dersten olgunluk sınavına girilmesini yaşadılar, bizden sonra bu kaldırıldı, lise bitirmeyle yetinildi, daha sonra da, lise üç yıla indirildi.
Bizde bir yöntem daha denendi, klasik eğitimde öğrenciler sınıfta oturur bekler, öğretmen gelir dersini anlatır, sınavı yapar. Biz ise bir süre, öğretmenlerin sınıfına gittik, yani kimyacı neredeyse, edebiyatçı neredeyse o sınıfa gidiliyordu. Sonra bundan da vazgeçildi."
Tam bir kargaşa...
Fizikçinin sınıfından çıkacaksın, kırk kişi edebiyatçının sınıfına koşacak, zil çalacak hayda felsefecinin sınıfına...
Milli Eğitim sistemimizin "yazboz tahtası" olduğunun elli yıllık resmidir bu...
Bakın, bugünlerde gazetelerde haberler çıkıyor, yine eğitim sistemi değiştiriliyor.
***
HER ödül bir emeğin karşılığıdır, en çok gol atan futbolcu, en iyi film oyuncusu, tiyatro oyuncusu, şair, hikayeci, romancı ödüllendirilir.
Peki "50 yıl önce mezun olmak" neyin ödülüdür?
Herhalde yaşamanın...
Nazım Hikmet boşuna mı söylemiş:
"Yaşamak güzel şey be kardeşim!"

h.pulur@milliyet.com.tr







Taha AKYOL
Kritik yıl, 2004

Çetin ALTAN
Artık bakın kimlere "yuuuh" çekiliyor?

Melih AŞIK
Düdük ve yürek!

Fikret BİLA
Rumlardan gelen işaretler

Hasan CEMAL
CHP'ye düşen...

Güneri CIVAOĞLU
Cüzdan vicdan

Abbas GÜÇLÜ
Bakan Çelik tribüne mi oynuyor?

Hurşit GÜNEŞ
Merkez, kurun gazını tam kesemedi!

Nail GÜRELİ
Aşk çeşitlemesi

Sami KOHEN
'Evet' kumar değildi...

Mehmet Y. YILMAZ
Denktaş istifa etmeli, çünkü...

Meliha OKUR
TMSF'nin yeni alacak planı

Hasan PULUR
Yaşamanın ödülü var!

Ece TEMELKURAN
Atlıkarınca

Yaman TÖRÜNER
BDDK'nın kararları ne kadar doğru?

Osman ULAGAY
AB hedefine odaklanan AKP'nin başarısı

Güngör URAS
Edirne bugün Avrupa Konseyi'nden ödül alıyor

Serpil YILMAZ
Erdoğan: 2005 yılında farklı bir paket açıklayacağız

M. Ali BİRAND
Hemen nakit ödül beklemeyelim...

© 2004 Milliyet