Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim 28 Nisan 2004 / Çarşamba  
Bugünkü Milliyet Gazetesi      Business      Otomobil      Popüler Kültür      Cumartesi      Pazar      Ege  
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik
Gidenin not defterinden...
Atlıkarınca


Hikâye her zaman gerçekten daha kalıcıdır. Bir anın hikâyesini nasıl anlatırsanız, sizde, dinleyenlerde o an öyle kalır. Yalan bile olsa anlatıldıkça hikâyeler, gerçeği bastırır. Hikâyenin sözcükleri, gerçek parçalarını bir bir süpürür ve geçmiş, hikâyesi nasıl yazıldıysa tarihe öyle kaydolur. Sizin de değiştirerek anlattığınız anlar olmadı mı? Hatta sonra gerçekten de gerçek halini unuttuğunuz?.. Olmadı mı?

Karnaval sokağı
Geleneksel bilmem ne karnavalının gelişmiş ülke konfetileri, hesapsız uçuşuyor havada. Akordeonlu bir adam eski Fransız şarkıları çalıyor. Adam akordeonun içine doğru kayboluyor sanki. Bir Doğu Avrupa ülkesinin, herhangi birinin, yıkılışı olarak yüzü, akıp sarı-gri, bozuyor şarkının neşesini...
Çocuklar, ne zaman ve nasıl öğrendilerse "yabancı" olanı, belki daha kendilerini bile bilmeden önce biliyorlar "ötekini", güvenli bir mesafeden geçiyorlar, sarı-gri adamın yeterince ötesinden. Geçip, koşup, tıkırdayıp varıyorlar atlıkarıncaya. Dönen, müzikli, küçük dünyaya... Küçük itfaiye arabaları, kraliyet koltukları, şahlanan atlar... Biletlerini alıp kırmızı, sarı, mavi, atlıkarıncaya doluşuyorlar. Dönmeye başlayınca atlıkarınca bir müzik kutusunun oyuncakları oluyorlar; proteinli çocuklar olarak sarı saçlarıyla güneşte müthiş parlıyorlar. Niyeyse adam, sarı-gri olan, niyeyse işte, bırakmıyor peşlerini. Gelip duruyor atlıkarıncanın dibinde. Öyle. Çocukları mı var uzak bir ülkede? Parlak sarı saçlar mı aldı gözünü? Peynirli ekmeğini yiyecek daha iyi bir yer mi bulamadı? Tam orada duruyor, atlıkarıncanın pembeli mavili renklerini bozuyor.

Bozguncu yabancılar
Yalnız insanların ama gerçekten yalnız ve yabancı olanların hareketleri de değişir bir süre sonra. Toplulukla birlikte hareket etmemeye başlarlar. Yüzlerinde bir şey çürümüştür, artık yüzlerini diğerleri gibi yapamazlar. Karnavalda diğerleri neşeli yüzlerini giymişken, onlar bulup buluşturup gözlerine bir ışık takamazlar. Orada burada, beklenmedik şekilde durur; ötede beride dikkat çekici bir yavaşlık ve kararsızlıkta yürürler. Adam da öyle, sarı-gri bir yabancı, aslında sadece izliyor atlıkarıncayı.

Çocuğun anı
Atlıkarınca dönerken bir dönüşte bir kez görürsünüz bir şeyi. Bakmaya devam edemezsiniz, çünkü bir devridaimin içinde gözleriniz. Bir şey dikkatinizi mi çekti? Bir daha görmek için bir sonraki dönüşü bekleyeceksiniz. Çocuklardan biri işte, diğerleri atları kamçılarken, itfaiye arabalarının kornalarını pompalarken, takılıyor bu akordeonlu adama. Dönüp dönüp bakıyor, bir sonraki tur için zor sabrediyor.
Çocuklar, yetişkinler gibi bakışlarını kaçırmayı bilmezler. Birine uzun süre bakmanın "uygunsuz" olduğunu öğrenmedikleri için henüz, istedikleri kadar bakabilirler yüzlere. Yüzlerine uygun pozisyonları vermeyi de öğrenmedikleri için, belli bir duygu yansıtmayan bir yüzle uzun uzun bakabilirler bir şeye. Çocuk işte tam öyle bakıyor adamın sarı-gri yüzüne. Atlıkarınca "müdürü" tam o sırada yavaşça uzaklaştırıyor adamı oradan. Hiçbir şey olmuyormuş gibi oluyor bu, yavaş ve yumuşak. Çocuk görüyor olup biteni ama atlıkarınca dönüyor, yeterince uzun bakıp anlayamıyor. Bir dahaki turda adamı orada bulamıyor.
Çocuklar nasıl kaydederler yaşadıklarını? Nasıl bir hikâye uyduracak bu çocuk yıllar sonra bu ana? Ya çok acı bir yerine dokunduysa? Ya bir şey öğrendiyse bu olup bitenden, öğrenmemesi gereken?
Çocuk doğurmak, müthiş tehlikeli bir şey, işte tam da bu yüzden.

ecetem@hotmail.com







Taha AKYOL
Kritik yıl, 2004

Çetin ALTAN
Artık bakın kimlere "yuuuh" çekiliyor?

Melih AŞIK
Düdük ve yürek!

Fikret BİLA
Rumlardan gelen işaretler

Hasan CEMAL
CHP'ye düşen...

Güneri CIVAOĞLU
Cüzdan vicdan

Abbas GÜÇLÜ
Bakan Çelik tribüne mi oynuyor?

Hurşit GÜNEŞ
Merkez, kurun gazını tam kesemedi!

Nail GÜRELİ
Aşk çeşitlemesi

Sami KOHEN
'Evet' kumar değildi...

Mehmet Y. YILMAZ
Denktaş istifa etmeli, çünkü...

Meliha OKUR
TMSF'nin yeni alacak planı

Hasan PULUR
Yaşamanın ödülü var!

Ece TEMELKURAN
Atlıkarınca

Yaman TÖRÜNER
BDDK'nın kararları ne kadar doğru?

Osman ULAGAY
AB hedefine odaklanan AKP'nin başarısı

Güngör URAS
Edirne bugün Avrupa Konseyi'nden ödül alıyor

Serpil YILMAZ
Erdoğan: 2005 yılında farklı bir paket açıklayacağız

M. Ali BİRAND
Hemen nakit ödül beklemeyelim...

© 2004 Milliyet