Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim 29 Nisan 2004 / Perşembe  
Bugünkü Milliyet Gazetesi      Business      Otomobil      Popüler Kültür      Cumartesi      Pazar      Ege  
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik
Dostlarımı kaybettim

Eski Bornova Belediye Başkanı Cengiz Bulut diyor ki: Arkadaşlarımı arıyorum. Ama onlar kırık, dargın. Çünkü çocuklarını işe almadım, kaçak inşaatlarını mühürledim

Gidenlerin ardından / Çağlayan Bilgen (1)

Başlarken...

Bir ay önce sandık başına gittik ve yeni belediye başkanlarımızı seçtik. Hepsi büyük bir heyecan ve şevkle göreve başladı. Emirlerinde yüzlerce işçi ve memur var. Binlerce kişinin kaderini etkileyecek kararların altına imza atacaklar.
Başkan, koltuktayken etrafında pervane olanların, gözünün içine bakıp, iki dudağından çıkacak sözü merakla bekleyenlerin haddi hesabı yoktur. Arayanı soranı, geleni gideni çoktur... Telefonları susmaz, ziyaretçilerin ardı arkası kesilmez.
Ne zaman ki başkanlıktan ayrılırlar, kendi gerçekleriyle karşı karşıya kalırlar. Etrafları boşalır, telefonları çalmaz olur... Darılsa da, kırılsa da sadece gerçek dostları arar onları. İşte biz de geçen dönem İzmir'de metropol ilçe belediye başkanlığı yapıp bugün aramıza katılanlarla görüştük. Kapalı kapılar ardında olup bitenleri, sır gibi saklananları konuştuk. Duygular, düşünceler aktarıldı, belki de şok edecek sözler söylendi. Ç.B

Eğer İzmir'de "Son 20 yıldır yetişen en renkli 10 siyasetçi kimdir?" diye bir anket yapılsa ismi ilk önce söylenen kişilerden birisi, eski Bornova Belediye Başkanı Cengiz Bulut olur.
1984 yılında politikaya ANAP'tan giren ve Bornova Belediye Başkanı seçilen Bulut, beş yıl sonra aynı partiden milletvekili oldu.
1994 yılında girdiği seçimleri kaybeden, kendi deyimiyle "Harbi ANAP'lı" Cengiz Bulut, 1999'da parti değiştirdi ve DSP rozetiyle tekrar Bornova'da başkanlık koltuğuna oturdu.
28 Mart seçimleri öncesinde DSP'den ayrılarak GP'ye geçen Bulut, şansını zorladı ama sandıktan çıkamadı. Zaten kendiside "Papatya falında bu seçimlerde kazanamayacağım gözüküyor. Çünkü 20 yıllık siyasi hayatımda bir kazandım, bir kaybettim" diyordu. Ve Bulut'un falı çıktı. Seçimi kaybetti.
Makina Mühendisi Bulut'a yöneltiğimiz sorular ve aldığımız yanıtları şöyle:

Başkanlık yaptınız. İyi ve kötü günleriniz oldu. 600 bin kişinin kaderi adeta iki dudağınız arasındaydı. Ama artık siz de bizden birisiniz. Neler hissediyorsunuz?
Yüzde 60 kazanmak, yüzde 40 kaybetmeyi göze alarak seçime girdim. Belediye başkanıyken insan; sevdiklerinin, dostlarının bir çoğunun istediklerine hayır demek zorunda kalıyor. Örneğin; beraber olduğum bir çok arkadaşımın inşatını mühürlemek zorunda kaldım. `Cengiz benim arkadaşım, Cengiz beni kırmaz' düşüncesiyle `40 yılda bir kere geldim' diyerek öyle bir şey ister ki yapsan bir dert, yapmasan bir dert. Yaparsan suç işlersin, yapmazsan 40 yıllık arkadaşını, dostunu kaybedersin.
Arkadaş da, dost da bulmak bu devirde kolay değil. İster belediye başkanı ister milletvekili ol herkesin kendine göre bir dostu, arkadaşı vardır. Adam geliyor çocuğuna iş istiyor. İş vermezsen kırılıyor, darılıyor. Genellikle her gelen 40 yılda bir işinin düştüğünü söyler. Şimdi seçimi kaybettim. Bu dostlarımı, arkadaşlarımı arıyorum. Ama onlar kırık, buruk, dargın. Çünkü onların çocuğunu işe almadım, kaçak inşaatlarını mühürledim.

Sıradan vatandaş olmak nasıl bir duygu?
600 bin nüfuslu bir kentin belediye başkanlığını yaptım. Bu büyük bir şeref. Bu şerefe nail olmak için bazı sıkıntılara katlanmak gerek. Türkiye'de seçimi kaybedenleri cüzzamlı gibi görüyorlar. Halbuki öyle değil. Ben 15 sene belediye başkanlığı ve milletvekilliği yaptım. 20 yıldır politikanın içindeyim. Hala Bornova'da yürüyemiyorum. Herkes önümü kesiyor, `başkan gel çayımı, kahvemi iç' diyor. Zamanla alışıyorsunuz. Bu sıkıntı iki üç ay sürer. Kaldı ki ben altı kere gittim geldim. Demirel yedi kere gitti geldi. Onun rekoruna göz koydum.

Başkanken en çok sıkıntı çektiğiniz insan tipi hangisi oldu?
Onlar Cengiz'in, Aziz'in dostu veya adamı değildir. Belediye başkanın dostudur. Makamların dostları ayrı, insanların ayrıdır. 1999'da beni omuzlarda taşıyanlar, şimdi Aziz'in çevresindeler. Aziz'den sonra başkasını taşıyacaklar omuzlarda. O tür insanlar koltukların, makamların adamlarıdır. Yalakalar, yağdanlıklar her dönemde olmuştur. Bunu bizler yaratıyoruz.

Pişmanlık duyduğunuz bir icraatınız, hizmetiniz olmadı mı?
Türkiye'nin menfaatleri için seçim kaybetmeyi göze alan siyesetçilere ihtiyaç var. Eğer oy alacağım diye bir sürü adamı işe alırsan, belediye batar. Sendikayla daha önce kavga ettim, ayrılırken bana şilt verdiler. Ben gemiyi kurtardım, tayfayı kurtardım. Ama kaptan olarak biz battık o başka... Olsun şikayetçi değilim... Göreve geldiğimizde 6 trilyon gelir vardı, bunun 5 trilyonu personele gidiyordu. Şimdi 55 trilyon gelirin sadece 14 trilyonu personele gidiyor. Yüzde 80 olan personel giderini, yüzde 20'ye düşürdük. Burada kim kazandı? Halk kazandı, işçi kazandı, Bornova kazandı. İşçiler tıkır tıkır maaşlarını aldı. Vicdanım çok rahat. Borçsuz, paralı, holding gibi belediye yarattım.

Halk neden sizi tekrar seçmedi?
Siyasal bir tercih oldu. Seçim CHP - AKP kavgasına döndü. Mahalli seçimler siyasallaştı. Vatandaşı yargılamak, beçim kaybetmiş bir insan olarak hezeyan içinde olmak istemiyorum. Ama kendi ölçülerime göre görevimi yaptım. Siyasette partiyle adayın oyları birleşmeli. Ama filler tepişti, otlar ezildi. Yani olan bize oldu. Seçim öncesi anketler beni birinci gösteriyordu. Ahmet Piriştina ve ben banko kazanacaklar arasında görünüyorduk. Sonra birden dengeler değişti, baş aşağı gittik.

Seçimden sonra genel başkanla görüştünüz mü?
Seçimlerden sonra Cem Uzan aramadı. Zaten herkes darmadağın oldu. Aslında o mu beni, yoksa ben mi onu aramalıyım bilmiyorum.
Çünkü o da kaybetti, hepimiz kaybettik. Genel başkan oyumuz yüzde 7'nin altına düşersem bırakırım demişti. Şimdi ne yapacak bilmiyorum? Ama ben yüzde 2 ile siyaset yapılamayacağını kendisine söyleyeceğim. Millet sandıkta mesajını verdi.

Yeni başkana mesajınız var mı?
Bir insanı seçmek yetmez. Ona beş yıl sahip çıkmak gerek. Başkana her türlü sıkıntısında yardımcı olmaya hazırım. Aziz Bey esnaflıktan gelme birisidir. Bir sıkıntısı olacağını da sanmıyorum.

Adaylıktan çekiliyordum

Neden GP'den aday oldunuz?
Seçim öncesi adaylık için GP Genel Başkan Yardımcısı Ersin Taranoğlu ile görüştüm. Önce kabul etmedim. Kaderde varsa önüne geçilmiyor. Maddi manevi büyük sıkıntı çektim. Para istediler. `Partinin borcu var' dediler. Seçime bir hafta kala dosyamı istedim, `Çekiliyorum, kötü olmayalım' dedim. Kabul etmediler. Ben sponsormuyum... Üstelik seçim bürosu tutulmadı, kahve toplantıları yapılmadı. Bir küçük midibüs verdiler. Daha sonra onu da aldılar. Çünkü şoförün parasını vermemişler. Yemek parası, broşür parası hepsini ben ödedim. Televizyona çıkmadım, gazetelere doğru dürüst ilan bile veremedim.

Siyaseti bırakmam

Tamam mı, devam mı?
Halk isterse aday olurum. Bu işler arz talep meselesi gibidir. Eğer bir talep olursa, insanlar size gelir ve aday ol derler.
Kendi kendimize ortaya çıkıp gelin güvey olmaya gelmez bu işler. Üç kişi seni gıdıklayınca, yeniden hevesleniyor insan. Bırakıyorum demekle bu iş bırakılmıyor. Eğer halk seni istemezse sana teklif gelmez. Zemin bulamazsınız. Halk isterse olur. Siyasi partiler kamuoyu yoklaması yapar. Seni eğer halk isterse partiler de ister.
Siyaset bir hastalık gibidir. İçinize girdi mi, bulaştı mı kurtulamazsınız. Bu nedenle siyaset beni bırakmadığı sürece, ben siyaseti bırakmam.

Yarın: Şebnem Tabak

cbilgen@milliyet.com.tr




EGE
Alsancak melekleri
Dostlarımı kaybettim
Gecelere özel
Sonuçlar üzerinden konuşmak
Geleceğe ışık tutabilmek...
Geyikli söylemler





Ege Ana Sayfa
Ekonomi
Spor
Rehber


Bahar Akbaş
Çağlayan Bilgen
Arzu Çetik
Tülay Özüerman
Deniz Sipahi
Rıza Tuyuran
© 2004 Milliyet