
|
|
|
 |
|
|
Terlikle kaçtı Nuran ama ölüm yakaladı!
Babasının, "Tecavüze uğradı, evimi kirletti" diye aile meclisi kararıyla boğarak öldürdüğü Nuran'ın hikâyesi, acıyla başlayıp acıyla bitti...
Şükran Pakkan
Aile meclisi kararıyla öldürülen Nuran Halitoğulları'ndan geriye kırık dökük bir öykü kaldı. Ailesinin zorlayarak evde tutmaya çalışmasına rağmen kapı önünde arkaşlarıyla ip atlamak için can atan, terlik yaptığı atölyede köyüne gitme hayallerini anlatan küçücük bir kızın öyküsü...
Nuran, Van'dan İstanbul Avcılar'a göç eden altı çocuklu ailenin tek kızıydı. İlkokul 3. sınıfta okuldan alınan Nuran için komşuları "Sayı saymasını bile bilmiyordu" diyordu. Evin erkekleri de geçimi boyacılık yaparak sağlıyordu.
Ailenin mahallede yakın komşuları olmamıştı. Sekiz yıl aynı koridoru paylaştığı karşı komşusu bile bir defa, o da anne Zahide ağır hastalandığında, 'geçmiş olsun'a gelmişti.
'Çıktı' diye bıçaklandı
Geçen yaz, babası evden çıkar çıkmaz başörtüsünü evde bırakıp hasta annesinin itirazlarına rağmen sokaktaki arkadaşlarına karışıyordu Nuran.
Komşularının ve sayılı arkadaşlarının anlattığına göre, balkonlarına çıkar, kimi yakalarsa konuşur, dertleşirdi. En çok da baba baskısından yakınıyordu.
Liseye giden bir arkadaşı, Nuran'ın bacağını balkonda açıp derin bıçak yarasını gösterdiği günü unutamıyordu. "Babam yaptı, beni evden çıkıyorum diye sürekli dövüyor" demişti. Arkadaşı da çaresizce, "Çıkma o zaman" diyebilmişti.
Arkadaşları, onun için, "Hiç 14 yaşında bir kız gibi değildi, fiziği çok düzgündü, dikkat çekerdi" deyip, babasının Nuran'ı bakkala bile Türkçe bilmeyen annesiyle gönderdiğini söylüyor.
Nuran ve annesinin, eve katkı olsun diye, iki alt sokaktaki bir atölyeye terlik işleyip, 60 çift için 6 milyon lira kazandığını biliyor herkes. En son bir ay önce gitmiş terlikçi Nevin'e. Nuran'la ilgili acı haberi duyunca mahallenin terlikçi ablası, ağlamaklı oluyor.
Kaçmadan bir gün önce, "Ben evden kaçacağım, babam çok baskı uyguluyor" deyince, Nevin ablası Nuran'ı tepki gösterip, "Baban öldürür seni, sakın böyle bir işe kalkışma" diyor. Nuran, Van'daki köylerine gideceğini söylüyor ama, Türkçe bilmeyen annesi anlamıyor tabii konuşulanları.
Nuran'ın en son gören alt kat komşusu.
O kapıyı süpürürken, hızla apartmandan çıkan Nuran'ı ve arkasından gelen annesini görüyor. Nuran, "Bakkala gidiyorum, döneceğim" diyor; üzerinde ne bir ceket, ne bir çanta olduğunu hatırlıyor komşusu. Ayaklarında da terlikler.
Anne, kapıda bekliyor bir süre. Nuran'ı bir daha gören de olmuyor zaten mahallede. Nuran'ın gittiği söylenilen bakkal da "Bana gelmedi, görüştüğü biri vardı, onunla kaçtı diye düşündük. Başını örtmesini istiyordu ailesi ama Nuran istemedi. Birine vereceklermiş diye duyduk" diyor.
İstediler, baba vermedi
Nuran, sık sık apartmanın kapısına halı yıkamaya indiği için, apartmanın alt katındaki deterjancı da iyi tanıyor aileyi. "Kız gittikten sonra günlerce arabalarla buraya insan aktı. Aile meclisi o zaman toplanmış" diye anlatıyor.
Bir gencin de ailesi ile gelerek Nuran'ı istediği, ama baba Halitoğlu'nu ikna edemediği de mahallede konuşuluyor.
Nedense bu hikâye bana, Perihan Mağden'in 'İki Genç Kız Romanı'ndaki Behiye'yi hatırlatıyor. Okula gitseydi Nuran, bir de kendisine 'Akmerkez arkadaşı' bulsaydı, güvenmeseydi kimseye de, 'evine sığınmasaydı' diyesim geliyor...
Nuran babasına yalvarmış
OSMAN KARA
Nuran'ı elektrik kablosuyla boğan baba Mehmet Hanifi Halitoğulları, kızının öldürmeden önceki yakarışlarına aldırmadığını söyledi.
Cinayeti işlediğini itiraf eden baba Halitoğulları, eşi Zahide, oğlu Alihan, kardeşi Mehmet Mirza ile Alaattin ve kız kardeşi Fatma Karalar'ın da aralarında olduğu 14 kişi, adliyeye sevk edildi. Acımasız babanın, ifadesinde şöyle dediği öğrenildi: "Kızım annesine bir çocuğun taciz ettiğini söylemiş. 30 Nisan'da kızım kaçırıldı. Ertesi gün polise kızımın kaybolduğunu bildirdim. Tecavüze uğradıktan sonra aile toplandı. Önce evlendirmek istedik. Bazıları karşı çıktı. Namusumu temizlemek için öldürmeyi kafama koydum. 7 Nisan'da Türkoba'daki kız kardeşim Fatma Karalar'ın evine götürdüm. Telle boğarken yalvardı. Kardeşi, 'Baba ne olur yapma' dedi. Yakarışlarını dikkate almadım. Öldürdükten sonra önce çuvalla kömürlüğe, sonra Beykoz'da ormanlık bir alana gömdüm."
Büyükçekmece Adliyesi'ne çıkarılan 14 kişiden baba Mehmet Hanifi Halitoğulları, oğlu Harun ve kardeşi Mehmet Ali Halitoğulları tutuklanarak cezaevine gönderildi. Diğerleri serbest bırakıldı.
|
|
|

|
|