|
 |
|
|
Kolej... Piknik... Papazın Bağı...
Başlıktaki sözcükler size bir şey ifade ediyorsa, ortak bir maziyi paylaşıyoruz demektir.
Yani siz de belki bir Ankara akşamında Kolej'den Kızılay'a doğru ağır ağır yürümüşsünüzdür; ya orada okuduğunuz için ya orada okuyan birine tutulduğunuz için...
Postane'nin önünde yavuklu beklemiş, atkestanelerini tekmeleyerek Bulvar'dan geçmişsinizdir.
Mutlaka Piknik'e yeni gelen sarı makinenin külahlara kıvrım kıvrım püskürttüğü vişneli dondurmadan yemiş, belki Sanatsevenler'de dinlediğiniz bir söyleşinin, belki Büyük Sinema'da seyrettiğiniz bir filmin keyfini, içeride bir Arjantin'le perçinlemişsinizdir.
Ola ki, sizin sınıf da mezuniyet kutlamasını Papazın Bağı'ndaki çınarın altında, küçük havuzun yamacında yapmıştır.
Siyah-beyaz fotoğraflarınız vardır orada...
Maziyi boşveren, güne gülümseyen...
Ve öylesine ümitvar istikbalden...
***
Bunlar bir şey ifade ediyor ise, acı tatlı haberlerim var size:
Kolej'den başlayalım:
Bir semte, bir durağa adını veren o tarihi okul, gerçekten tarih olmak üzere...
TED Ankara Koleji, şehir dışında bir kampusa taşındı.
İncek'teki yeni lise binaları, Milli Eğitim Bakanı'nın deyişiyle "Oxford ve Cambridge'den daha iyi tesisler olmuş".
Gidip görmelisiniz. Binanın içindeki Kolej Sokağı'nda yürümelisiniz.
Laboratuvarları gezip övünmelisiniz.
Ben gördüm, yürüdüm, övündüm.
Lakin yine de buruk bir yanım...
Okulların giderek kentlerin merkezinden çeperlerine kaçmasını "güvenlik nedenleriyle" anlaşılır bulsam da, eğitim yuvalarının kentten, kentin eğitim yuvalarından ayrı düşmesine gönlüm razı olmuyor.
Bundan hem eğitim, hem kent kaybedermiş gibi geliyor.
Kolejliler:
Okulunuzla hasret gidermek istiyorsanız, elinizi çabuk tutun. Çünkü 70'ine merdiven dayayan o bina yıkılmak üzere...
***
Sırada "eski bir dost" var:
Bulvar'ın efsanevi markası Piknik geri döndü.
İlk kez 1953'te açılan ve kısa zamanda başkent bürokratlarının, diplomatlarının, siyasetçilerinin gözdesi haline gelen Piknik, Ankaralılara ayakta sandviç yemeyi, Arjantin bira içmeyi, tavuk suyuna pilavı, Rus salatasını, hardalı, patates kızartmasını, pudingayı, krem karameli, espressoyu tanıtmış, bir kuşağın anılarına damgasını vurduktan sonra 1986'da tarihe karışmıştı.
İşte o Piknik'i yaratan Reşat Önat, uzun Amerika macerasından kırlaşmış saçlarla döndü ve 40 yıldır görmediğimiz eski bir dost gibi Armada'ya kondu.
Görenleri çocukluğuna götüren sarı dondurma makinesi bir köşede duruyor. Biftekli sandviç yine var; ama Arjantin birası yok.
"Piknik eski Piknik değil" diyenlere Reşat Bey'in cevabı hazır:
"Hanginiz Piknik'i hatırladığınız yıllardaki gibisiniz ki..."
***
Ve başkentten son haber:
Ankara'nın akciğerini deldiler geçenlerde...
Gaziosmanpaşa'daki Papazın Bağı'nın kenarına kondurulan bir otel, otopark yapmak için 200 yıllık 22 ağacı baltaladı.
Adını, Cumhuriyet'ten önce buraların sahibi olan Ermeni papazdan alan park, kim bilir kaç aşka mekan, kaç romana ilham olmuştu.
Liseden mezun olduğum gün orada çekilmiş siyah beyaz fotoğraflarıma baktım da yeniden:
Ne kadar da ümitvar istikbalden...
Mekanlar, hatıraların barınağıdır.
Onları fotoğraflarda bırakmayalım.
can.dundar@e-kolay.net
|
|
|

|