Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim 03 Mayıs 2004 / Pazartesi  
Bugünkü Milliyet Gazetesi      Business      Otomobil      Popüler Kültür      Cumartesi      Pazar      Ege  
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik
Dolar yakından izlenmeli, faize yatırım yapılabilir...

Yılın geri kalanında piyasaları etkileyecek en önemli potansiyel risk, gelişmekte olan piyasalara bakışın değişmesinin yanı sıra, cari açık artarken finansmanında sorun yaşanması, paritenin dolar lehine gelişmesi ve AB'den müzakere tarihi alınamaması. Euro - dolar paritesinde çok önemli bir değişiklik olmaması koşuluyla dolar kurunun kısa vadede 1 milyon 400 - 1 milyon 450 bin aralığında seyretmesini bekliyoruz. Dolar kuru, her zaman bir risk olmakla birlikte turizm gelirlerinin arttığı yaz aylarında döviz girişleriyle birlikte yeniden TL lehine düşebilir. Fakat yılın son çeyreği yakından takip edilmeli çünkü dış finansman açığının bu dönemde kapatılması için mutlaka AB'den tarih alınacağına ilişkin sinyallerin güçlenmesi gerekiyor

SONGÜL HATISARU

2003 yılında Irak Savaşı'nın sona ermesiyle başlayan ve uluslararası piyasalardaki ortamın da uygun olmasıyla gelişmekte olan piyasalara artan ilgi sonucunda yükselen piyasalar 2004 yılının ilk üç aylık döneminin birinci yarısında da bu trendini sürdürdü. Ancak daha sonra şubat ayının ortasından itibaren fiyatların gelmiş olduğu seviye ve ABD ekonomisinin beklenenden kısa vadede büyüme trendine girdiği dolayısıyla da dünyadaki faiz hadlerinin tarihi düşük seviyelerinden yükselmeye başlayacağı endişeleriyle piyasalar önce kâr realizasyonları, daha sonra da zararına satışlarla olumsuza döndü.
Nisan ayının ortasında itibaren ABD'nin birkaç ay içinde faiz artıracağına yönelik beklentiler, Amerikan ekonomisindeki güçlü datalarla desteklenince faiz ve dolar kuru yükseldi. Borsa ise kan kaybetti. Yatırımlar açısından yılın geri kalan bölümü için, ilk çeyrekte çok şişmiş olan fiyatlar son yaşanan düzeltme hareketiyle daha yatırım yapılır seviyelere geldi. Ancak gelişmekte olan piyasalardaki şu andaki trendin fırsat yaratan bir ortam mı, yoksa daha uzun soluklu ve daha büyük kayıplara yol açan önemli bir düşüş trendinin başlangıcı mı olduğunu önümüzdeki iki üç ay içinde daha sağlıklı olarak görebileceğiz.
Türkiye özelinde AB ile ilişkiler ve makroekonomik verilerdeki seyir dünya genelinde de FED'in faiz artırımı zamanlaması ve bunun miktarı piyasalarda etkili olacak. Bu süreçte yatırımcılara alacakları pozisyonların kısa vadede değiştirilebilecek pozisyonlar olmasını öneriyoruz. Buna paralel olarak göreceli olarak yükselen faiz nedeniyle bonoya yatırım yapılabilir. Risk almak istemeyen yatırımcı tercihini kısa vadeli pozisyonlardan yana kullanılabilir. Uzun vadeli bonolarda ise likit vadeler tercih edilmeli. Bono yatırımcıları Hazine'nin ihraç etmekte olduğu oranların yükselmesi durumunda yatırımcısını faiz riskinden koruyan, vadesi iki yıla kadar uzayan değişken faizli tahvilleri de tercih edebilir.

Kur ciddi bir risk unsuru
Dövize yatırım yapmak isteyen yatırımcı son dönemde artan oynaklıkla birlikte yaşanan sert yukarı ve aşağı hareketlerin durulmasını ve alınacak pozisyonlar için piyasanın dengede olduğu seviyeleri tercih etmeli. 2004 yılına ilişkin beklentilere yer verdiğimiz Milliyet Business'ın özel sayısında kurun ciddi bir risk unsuru olduğunu yazmıştık. Ters bir gelişme halinde kurun sert tepki vereceğini, FED'in faiz artırımı sinyallerinin güçlenmesi durumunda piyasada havanın bozulabileceğinin altını çizmiştik.
Mart ayının her iki öngörümüzün de geçerliliğini koruduğu görüldü. Kıbrıs'ta referandum belirsizliği, FED'in faiz artırımı sinyallerinin güçlenmesi, paritede dolar lehine yükseliş ve son olarak Çin'nin ekonomisini soğutma endişesiyle kur 1 milyon 450 bin seviyesine ulaştı. Kur bundan sonrada bir risk unsuru olarak kalmaya devam edecek. Yurtdışı fon akımlarının yavaşlaması durumunda kur ciddi bir risk olarak piyasaları diken üstünde tutacak.

Son çeyrek önemli olacak
Kurdaki yükselişin beklenenden sert olmasının sebebi bir süredir pozisyon kapatan yabancı oyunculara yerlilerin de eklenmesiydi. Dolar kuru her zaman bir risk olmakla birlikte turizm gelirlerinin arttığı yaz aylarında döviz girişleriyle birlikte yeniden TL lehine düşebilir. Fakat yılın son çeyreği yakından takip edilmeli çünkü dış finansman açığının bu dönemde kapatılması için mutlak suretle AB'den tarih alınacağına ilişkin sinyallerin güçlenmesi gerekiyor. Ocak ayı cari açık rakamlarının beklenenden yüksek çıkması ve daha sonraki aylarda da açığın daha da büyüyerek süreceği beklentilerinin artması da kuru tetikledi. Cuma günü itibariyle kur pazartesi valörlü işlemlerde 1 milyon 420 seviyesindeydi.
Kurdaki gevşemede TL bono faizinin cazibesi ve ABD'den gelen kişisel tüketim harcaması artışının beklentilerin altında kalması etkili oldu. Önümüzdeki salı günü yapılacak FED faiz toplantısı ve cuma günü açıklanacak tarım dışı istihdam dataları kurun seyrinde etkili olacak. Yılın geri kalanında piyasaları etkileyecek en önemli potansiyel risk gelişmekte olan piyasalara bakışın değişmesinin yanı sıra, cari açık artarken finansmanında sorun yaşanması, paritenin dolar lehine gelişmesi ve Türkiye'nin AB'den müzakere tarihi alamaması.

Yabancılar belirleyecek
Dolar kurunun seyri şimdilik FED'in faiz artırımı olasılığına kilitlenmiş görünen yabancıların işlemleri belirleyecek. Eğer FED kısa vadede faiz artırmaz ve yabancılar bu seviyelerden döviz bozdurup bonoda yeniden pozisyon açarsa kurda gevşeme görülebilir.
Euro - dolar paritesinde çok önemli bir değişiklik olmaması koşuluyla dolar kurunun kısa vadede 1 milyon 400 - 1 milyon 450 bin aralığında seyretmesini bekliyoruz.

Hem euro, hem dolar
Euro - dolar paritesi yılbaşında 1.26 seviyesindeydi. Mevcut durumda 1.19 seviyesinde bulunan parite mart ayı sonunda da 1.22 seviyesini görmüştü. Eurodolar paritesi, petrol, enflasyon, vadeli işlem, büyüme, istihdam gibi binlerce değişkenin etkili olduğu bir piyasa. Ve parite tahmini yapmak falcılıktan öteye bir noktaya pek gitmiyor. Ancak ABD'de FED'in faiz artırımı sinyalinin giderek güçlenmesi dolara biraz daha talep yaratabilir. Bu sinyallerin güçlendiği durumlarda euroda satış, dolarda ise gündeme gelecek alımlar paritede yönü dolar lehine tutmaya devam edebilir. Aynı şekilde AB ülkelerinin ekonomik canlanmalarını artırmak için faiz oranlarında bir indirime gitmesi durumunda da paritede yön dolardan yana esebilir. Fakat Amerika'da halen süren cari açık ve bütçe açığı (ikiz açık) nedeniyle Amerika'nın güç dolar politikasına başlaması için oldukça erken olduğu da unutulmamalı. Biz yatırımcının yukarıda bahsettiğimiz bu nedenlerle portföylerinin döviz kısmında hem dolar hem euro bulundurması gerektiğini düşünüyoruz.

Eurobond riskli olacak
Önemli ölçüde bir yatırımcı grubunun eurobondlara yatırım yaptığını biliyoruz. Geçen yıl boyunca ve bu yılında ilk çeyreğinin ilk aylarında eurobond yatırımları yatırımcısını sevindirdi. 2003 yılı sonunda fiyatı 135 dolar olan gösterge 2030 vadeli tahvilin fiyatı mart sonunda 143 seviyesindeydi. Aynı dönemde 2034 vadeli tahvilde 98 seviyesinden, 105 dolarlık primli seviyesini gördü. Ancak nisan ayında ABD'de kısa vadeli dolar faizinin artabileceğine yönelik sinyal ve Türkiye tahvillerinin özel gündemi referandum belirsizliğiyle Türk tahvillerine satış geldi.
Uluslarararası piyasalarda işlem gören eurobondlar ABD dinamiklerinden en çok etkilenen enstrüman. ABD'de faiz artışı, fonlama maliyetini olumsuz etkilediğinden genel bir faiz yükselişine neden oluyor. Bu taktirde gelişmekte olan ülke bonoları da olumsuz etkileniyor. Eğer kasım ayından önce ABD'de bir faiz artışı gündeme gelirse Türk eurobondları da olumsuz etkilenecek.
Türk Eurobondları açısından özel gündem olan AB ile üyelik müzakerelerinin tarih alınması ise önemli beklenti. ABD'de faiz artışının iki yıllık dönem içinde sürecek olması ise maalesef eurobondlardaki düzeltme hareketinin devam edebileceğini gösteriyor. O nedenle eurobondlar cazip bir yatırım aracı olmaktan uzak görünüyor.
Eurobond piyasası diğer ise para ve sermaye piyasası enstrümanlarına göre uluslararası piyasalardaki ve diğer gelişmekte alan piyasalardaki değişimlerden daha büyük oranda etkileniyor. Bu nedenle bu piyasadaki fiyat hareketleri daha sert gerçekleşebiliyor. Eurobond piyasasındaki vadelerinde uzunluğu göz önüne alındığında çok küçük faiz oynamalarının bile önemli kayıplara neden olabildiği unutulmamalı. Bütün bunları göz önüne alarak oldukça iyi getirilere sahip olmasına karşın eurobond yatırımı yapılırken çok dikkatli olunmalı.

Kazananlar yine onlardı
Kıbrıs'ta referandum belirsizliği nisanın son yarısında borsada havayı bozdu. 29 Mart'ta 21 binleri test eden İMKB 100 Endeksi mevcut durumda 18.000'lere geriledi. Gelişmekte olan piyasalarda satış yapan yabancıların İMKB'de de yoğun satışları görüldü.
Mart sonunda yüzde 45 civarında seyreden borsadaki yabancı payı geçen cuma itibariyle yüzde 42.76 seviyesine geriledi. Yabancılar özellikle İMKB 30 hisselerinde satış yaparak borsada referandum sonrasında beklenen yükselişte yaşanmayınca fiyatların değerlemeler açısından cazip olmadığı gelişmekte olan piyasalarda dönen trendinde etkisiyle pozisyonlarının bir kısmını satıp karlarını ceplerine koymayı tercih ettiler. Yabancıların her zaman olduğu gibi bu yükselişte de portföylerini yüksek seviyelerde nakitle takas ettikleri ve kârlarını maksimize ettikleri anlaşılıyor.

ABD'de büyüme düşük çıktı ama faiz artabilir

ABD ekenomisi 2004 yılının ilk çeyreğinde yüzde 5 beklentisinin altında yüzde 4.2 büyüdü. Büyüme rakamı beklentilerin altında kaldı. ABD'de açıklanan verileri kısa vadede faiz artırımı beklemeyen uzmanların güçlü bir argüman olarak değerlendirdiği görüldü.
Ancak rakamların detayında ücretlere ve fiyatlara ilişkin verilerin faiz artırımı beklentilerini destekler nitelikte gerçekleştiği görüldü. Çünkü büyümenin beklentilerin altında kalmasına karşın enflasyonist baskı yarattığı izlendi. Bu da faiz artırımı beklentilerinin azaldığı yönündeki varsayımların doğru olmadığını gösteriyor. İlk çeyrek büyüme rakamı düşük çıkmasına karşın FED bu hafta yapılacak toplantıda değilse bile birkaç ay içinde olası bir faiz artırımı kararı alabilir. ABD'li uzmanlar arasında artırımın 0.25 puanlık dilimler halinde 2 yıla yayılarak yapılmasını bekleyenlerin çoğunlukta olduğu görülüyor.

Yazın durgun geçer AB'yle canlanır

Yaz dönemine girerken hava uygun olmamasına karşın mayıs ayında ve haziran başında beklenen halka arzların bir bölümünün gerçekleşmesi ve yeni para girişi olmaması durumunda endeks dalgalanabilir. Gelebilecek olası halka arzlar piyasanın gücünü zayıflatacak olsa da borsada 3 aylık bilanço beklentileri nedeniyle bu ayın ikinci yarısında bir hareketlilik görülebilir. Ancak beklentilerin azalacağı yaz aylarında borsada yatay seyir bekliyoruz. AB beklentisi ise sonbahar aylarında borsacıların gündemine yeniden girecek. İlerleme raporunun yayınlanacağı ekim ayı öncesinde borsada AB beklentisiyle eylülde yeniden bir canlanma gündeme gelecektir. Sonrasında raporun içeriğine göre borsada beklentiler şekillenecektir.
AB'nin müzakere tarihi için umut vermesi ise borsada yukarı doğru sert hareketlerin yaşanmasına neden olabilir. Borsa yatırımcıları buna karşın olası hızlı düşüşlerde beklentisi olan, mali yapısı güçlü hisselerde pozisyon alabilirler. Çünkü unutulmamalı ki borsada iyi izlendiği taktirde düşüş trendlerinde dahi fırsat yaratan hisse senetleri bulunabiliyor.

Faiz ağırlıklı yatırımlar kazandırdı

Yılın ilk dört ayında en çok kazandıran yatırım araçları sırasıyla bono, mevduat, repo ve faiz ağırlıklı fonlar oldu.
Faiz mevcut durumda yüzde 24 seviyesinde. Risk almak istemeyen faiz yatırımcısı kısa vadeli bono, bir miktar risk alabilecek yatırımcı ise daha uzun ama mutlaka likit bonoları seçebilir. Ancak önümüzdeki aylarda kur artışının sürmesi durumunda enflasyondaki düşüş trendinin tersine dönmesi ve yıl sonu beklentilerinin tekrar yükselmesi, Merkez'in kısa vadeli faiz politikasını yeniden gözden geçirmesine neden olabilir. Bu da uzun vadeli faizleri bir üst hareket bandı olan 25 - 29 aralığına taşıyabilir. Ancak biz bu olasılığı şimdilik oldukça düşük görüyoruz. Çünkü beklenmeyen olumsuz gelişmelerin yaşanması durumunda dahi Merkez'in güçlü döviz rezervi kurdaki hareketlenme, dolayısıyla faizdeki yükselişi sınırlayacak seviyede bulunuyor.

Faizi etkileyecek bileşenler

Reel faiz, düşen enflasyona bağlı olarak yüzde 10'lar seviyesinde. Gösterge bono faizinin yıl sonuna kadar yüzde 19 seviyesine gevşemesi mümkün. Ancak burada iç talepteki canlanmayı da göz önüne alarak faiz indirimi kararını verecek olan Merkez Bankası'nın tavrı belirleyici olacak. Bu noktada FED, Çin gibi global endişelerden ve içeride patlayan iç talep nedeniyle Merkez'in kısa vadede kotasyon indirimi yapmayacağını daha öncede ifade etmiştik.
Dolayısıyla bono piyasasında kısa vadede son 1.5 yılda gözlenen kârları yapmak mümkün görünmüyor. Ama AB beklentileriyle uzun vadede hep söylediğimiz gibi bono yine de son derece kârlı bir enstrüman olarak cazibesini koruyor. Öte yandan Türkiye - IMF ilişkilerinin de yönü bono faizleri üzerinde son derece belirleyici olacak.
Temmuzda hükümetten bu konuyla ilgili gelecek açıklamalar piyasalarda olumlu algılanabilir. IMF ile program normal koşullarda 2005 yılı şubat ayında sona eriyor. Bazı politikacıların IMF ile program sonrası devam etme niyetlerinin olmadığını açıklamasına karşın, 2005 ve 2006'da yoğun dış borç ödemeleriyle karşı karşıya olan Türkiye'nin en büyük finansman kaynağı olan IMF ile yollarını ayırması mümkün görünmüyor.



BUSINESS
 Dolar yakından izlenmeli, faize yatırım yapılabilir...
 Editörden
 Dövizde kur artışı 'konjonktürel' (Önemli olan 'Yapısal Sorunlar')
 'Tüpraş'ta bilanço iyi çıkarsa alıcı farkı öder'
 Siyasette yakın plan
 Büyük yatırım yapana 10 yıla kadar vergi tatili
 Beklentileri yönetmenin önemi giderek artıyor
 İşsiz artık 'kötümser'!
 'FED kararı yurtiçi faizleri sınırlı oranda artıracak'
 Büyüme 'dayanıklı' gidiyor
 IMF de, piyasalar da cari açık tahminini revize etti
 Dolar risk biriktiriyor
 'Kur sevindiriyor, parite avantajının kaybı korkutuyor
 Şirket kuran çok, yatırım yapan az
 100 bin kişi arabayı 'sıfır'ladı
 Hazırgiyimin yeni yıldız pazarı İngiltere
 1.9 milyon turist turizm sektörüne umut verdi
 'Aktif büyüklük 270 katrilyona çıkacak'
 Krizin bittiğine inanan beyaz eşyaya koştu
 Zincirlerin gündeminde yeni yatırımlar var
 Mendil kadar tarlayla, küpesiz sığırla olmaz
 Reklam pazarını otomotiv finans ve gıda omuzladı
 'Düşük faiz'le krizden çıktı 'Faiz yükselirse' korkusuna girdi
 'Kıbrıs'ta sağlanan uyum iki başkenti yakınlaştırdı'
 Irak'ta zemin kaygan
 Çin, soğusa da büyütüyor
 Dünya ekonomisinde dört yeni eğilim
 Kıbrıs Türkiye'nin yükünü hafifletti...
 IMF'yi neden seviyoruz?
 Şifonlar içinde bir yaz




© 2004 Milliyet