Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim 03 Mayıs 2004 / Pazartesi  
Bugünkü Milliyet Gazetesi      Business      Otomobil      Popüler Kültür      Cumartesi      Pazar      Ege  
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik
"Film yapmak bana çok iyi geliyor"

Hüseyin Çağlayan kendisinin tasarladığı ve bir Londra-İstanbul yolculuğunu anlatan filmini sergisinde gösteriyor. Tasarımcı bundan sonra bir kısa film daha çekecek

YİĞİT KARAAHMET


Proje 4L'ye gittiğimizde yoğun bir telaş var. Çünkü akşama Hüseyin Çağlayan'ın Place to Passage (Mekandan Yolculuğa) sergisinin açılışı yapılacak. Çağlayan röportajdan kalkıyor, gidip ses düzenini kuran ekibe yardım ediyor. Ya da oturduğu yerden çalışanlara komutlar veriyor. Bu arada herkes koşuşturup duruyor.
Bunlar tanıdık sahneler çünkü Çağlayan'la yaklaşık bir yıl önce yine Türkiye'deki sergisinin açılış günü röportaj yapmıştım ve kafası yine çok meşgul, kendisi de bir o kadar yorgundu.
Çağlayan'ın gösterisi için Proje 4L'nin alt katına beş büyük perde yerleştirildi. Bu perdelerde bir kadının (Bennu Gerede) uzay aracına benzeyen bir kapsülle Londra'dan İstanbul'a yolculuğunun filmi gösteriliyor. Her perdede filme farklı bir kamera açısından izlemek mümkün. Film boyunca da piyanodan, bu sergiye özel bestelenmiş bir müzik geliyor. Üst katta ise dört ayrı perdede Çağlayan'ın son iki sezonda yaptığı defileleri sergileniyor.

Bu projeniz bir yol hikayesi mi? Tam olarak neyi anlatıyorsunuz bu filmde?
Bu projenin sponsoru Honda Racing Team olduğundan, içinde "sürat" temasının olması gerekiyordu. Bir araçta hız yaşama duygusu benim de ilgimi çeken bir konu. İnsanın süratle bir mekan yaratması, yalnızlık duygusu, ait olamama hissi...

"Hazırlıklar yedi ay sürdü 140'tan fazla kişi çalıştı"
Neden Kıbrıs'ta başlatmadınız filmi?
Çünkü hayatımın çoğu İngiltere'de geçti. Tamam, Kıbrıs da çok önemli. Orada büyüdüm, ailem orada. Ama benim karakterim İngiltere'de oluştu. Hayatım, ofisim, işim İngiltere'de benim.

Hazırlıklar ne kadar sürdü?
Yedi ay sürdü ve 140'tan fazla kişi çalıştı. Kapsülü sıfırdan yarattık. İçindeki şekiller film boyunca değiştirildi. Bütün fikir, tasarımlar bana ait. Ama yardım da aldım; arkadaki mekanları mimari animasyon yapan bir şirket yarattı.

Oyuncu olarak neden Bennu Gerede'yi seçtiniz?
Bennu burada bazı dergiler için fotoğraflarımı çekmişti. Bu sayede tanıştık ve arkadaş olduk. Onun oyunculuk geçmişi olduğunu duydum. İkna etmek için çok uğraştım. Çok direndi aslında.

"Bennu mayoyu giymemek için uzun süre direndi"
Neden?
"Mayoya benzer bir şey giyeceksin" dedim. O da giymek istemedi. Oraya oyunculuk yapmış birini istedim çünkü belirli hareketler yapmak gerekiyor. Tabii ki Bennu'nun tipi de önemliydi. Çok androjen bir surat ifadesi var.

Androjenlik sizin için neden önemli? Defilelerinizdeki mankenlerde de bu hava var.
Androjen oluşu önemli değil. Bence çok da feminen bir film bu. Defilelerde kızlara "Ciddi ve kendinize güvenerek yürüyün" diyorum. Kızların güvenli ifadeleri bu. Son iki sezonki işlerimde kızlar daha farklı. Saçları daha normal. Önceden makyaj yapmıyorduk. Şimdi azda olsa yapıyoruz.

Mankenlerinizi neye göre seçersiniz?
Bildiğim mankenlerle çalışıyorum. Bu kızlar bizim işlerimizi az çok tanıyor. Benzer, neredeyse birbirinin aynı modelleri kullanıyorum.
Çalışma 5 Haziran'a kadar Proje 4L Galerisi'nde sergilenecek. Tel: (0212) 281 51 50

"Markası için kıyafetlerimi alanlara üzülüyorum"

Sizin tasarımlarınız dünyanın her tarafında sergileniyor. Türk izleyicisiyle dünya izleyicisi arasında ne gibi farklar var?
Buradaki izleyiciden memnunum. İlgimi çeken, dinamik, genç bir nesil var. O gençler beni gerçekten çok heyecanlandırıyor.

Türkiye'de yeteri kadar tanındığınızı düşünüyor musunuz? Buradaki eserleriniz genel olarak çok beğenilerek izleniyor ama belki mesela Gaultier kadar ünlü olsaydınız bu sergide sokaklara kadar kuyruk olacaktı.
(Düşünüyor) Açıkçası burada ne kadar tanındığımı bilmiyorum. Bence yerli modacılar kadar bile tanınmış değilim. Zor bir soru. Benim yaptığım iş çok belirli bir zevke hitap ediyor. Onun izleyicisi dünyada bile çok yaygın değil. Buradaki yerli tasarımcılar basın oyununu iyi oynuyorlar. Tanıdıkları gazeteciler var, onlarla Şamdan'a eğlenmeye gidiyorlar. İngiltere'de de o tür ortamlara karışmıyorum çünkü zaten ünlü olmak için yapmıyorum bu işi. Üzülerek söylüyorum ki birçok tasarımcı ünlü olmayı seviyor. Çok iyi bir örnek verdin. Mesela Gaultier'nin amacı ünlü olup iyi işler yapmaktı. Moda dünyasında benim için parlak bir isimdir. Ben de davet edildiğim her moda partisine gitsem, onun gibi pop klibi yapsam farklı durumda olurdum.

Yurtdışında daha mı çok tanınıyorsunuz?
Moda sektöründekiler işlerimi iyi biliyor.

Videolardan veya sergilerden değil de kanlı canlı, gerçek bir Hüseyin Çağlayan defilesini ne zaman izleyeceğiz Türkiye'de?
Türkiye'de bir defile yapmayı, eğer burada bir pazarımız olursa doğru buluyorum. Burada satış yapmadan böyle bir şeye kalkmam. Ama istiyorum. Sonuçta buradaki basınla da bir ilişkim var ve onlar beni destekliyor. Beymen'le bir ilişkimiz var, umarım önümüzdeki sezondan sonra başlayacağız.

Sizin kıyafetlerinizi kimler giyiyor?
Genelde tasarıma ilgi duyan, mimari ya da mobilya tasarımlarını sevenler... Wallpaper gibi tasarım dergilerini okuyorlar. Bazen alakasız insanlarda da görebiliyorum kıyafetlerimi. Erkek koleksiyonumda daha az sayıda parça olmasına rağmen ikisi de çok iyi gidiyor.

Günlük hayatta giyilebilir şeyler mi?
Kesinlikle. Çoğu günlük hayat için zaten.

Bir Gucci'ye sahip olmak için gidip parayı bastırarak Gucci alanlar var. Sizin de sırf isminiz için kıyafetlerinizi alanlar var mı?
İsmimi sevip de alanlara çok üzülüyorum. Tasarımımı sevmelerini, beğenerek almalarını tercih ederim.

"Hayat kalitem düştü, ben de çalışmayı azalttım"

Görsel sanatların devamı gelecek mi?
Kesinlikle. Yine bir kısa film fikrim var. Bu konuya çok açığım. Bununla "Tasarımcılığı bırakıp film yönetmeni olacağım" demiyorum. Ama film yapmak bana çok iyi geliyor. Bu benim dünyamın bir parçası. Film, fotoğraf, koleksiyonun sunuluşu bağlantılı zaten.

Hangisiyle kendinizi daha rahat ifade ediyorsunuz?
Kıyafet tasarım açısından bana en kolay gelen. Çizmesi kolay ama yapması zor. Fikir açısından da film çok zor ama çok tatmin edici.

Sizin çok çalışmanız bir efsane gibi anlatılır. Her şeyiniz dakikalık programlar halinde neredeyse. Gerçekten bu kadar çok mu çalışıyorsunuz?
Evet ama son iki yıldır bunu değiştirmeye çabalıyorum. Çünkü hayat kalitem gerçekten çok düşmeye başladı. Hiç dışarıdan göründüğü gibi zevkli değil. Çok seyahat ediyorsun. Seyahat etmek hiç renkli değil bence. Son iki yıldır biraz daha ısrarcı davranıp en azından geceleri bir şey yapmamaya çalışıyorum. Bir arkadaşımı görüyorum veya evde oturuyorum.

Etrafınızdakiler ne diyor bu konuda?
Sosyal hayatımı etkiledi tabii. Beni arayanlarla görüşemiyordum. İnsanlarla vakit geçirmek de kendi başına bir proje zaten. Bazen arada küçük teneffüsler almaya çalışıyorum. Altı aydır sağlığım etkilendi çünkü.

CUMARTESİ
"Film yapmak bana çok iyi geliyor"
"İngilizce şarkı yazacağıma hiç yazmamayı tercih ederim"
Kedi ve köpeklere terapi merkezi
Artık motosikletin de akademisi var
Anneler için hediye seçenekleri
"Eski karım Faten dışında kimseye aşık olmadım"
Müzik Günleri festival tadında
10 yılını dolduran Enbe Orkestrası bugün 11 kanalda birden çıkacak
Perşembeye kadar hava güzel, sonrası yağmur
Elinizi çabuk tutun
Altı Nokta Körler Vakfı





Donatella Piatti
Sarıkız''ın Anıları
Tuba Akyol
İlhan Uçkan
© 2004 Milliyet