Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim 03 Mayıs 2004 / Pazartesi  
Bugünkü Milliyet Gazetesi      Business      Otomobil      Popüler Kültür      Cumartesi      Pazar      Ege  
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik
Boşluk


NEREDESİNİZ, ne iş yaparsınız, kaç yaşındasınız, bilmiyorum. Ümidinizi ve endişelerinizi bilmiyorum. Geçmişinizi bilmiyorum. Halinizi bilmiyorum. Sizin de işini, hayatını, düşüncelerini bilmediğiniz milyonlarca insan var. Hepimiz ayrı ayrı alemlerde, ayrı ayrı ömürlerin kozasını örmekle meşgulüz. Hepimizin müşterek tarafı sadece şu:
Yeryüzünün muayyen bir zamanında ve aynı fasileye mensup canlılar olarak, yaşamakta bulunmak...
* * *
En geç yüz yıl sonra bu ortaklık bitecek ve bugün doğan yavrular da dahil, şu anda yaşayanlardan kimse dünyada kalmayacak...
Babanızın ismini biliyorsunuz.
Ya dedenizin?
Onunkini de biliyorsunuz.
Ya dedenizin babasının?
Diyelim ki onunkini de biliyorsunuz.
Ya dedenizin dedesinin?
Ya onun dedesinin?
Meçhullere uzanan bir geçmiş... Gelecek için de öyle... Çocuğunuzun ismini biliyorsunuz. Torununuz varsa, onunkini de biliyorsunuz. Ya torununuzun torununun ismi? Ya onun çocuğunun ismi?
* * *
Siz dedelerinizin dedelerini nasıl hatırlamıyorsanız, sizden sonra gelecekler de sizleri hatırlayamayacak...
Bir yerden gelip, bir yerlere giden nesiller içinde, bizler de bir ömür boyluk figüranlarız.
Bir de şöyle alalım meseleyi. Siz varsınız... Sonra sizin yaşadığınız mahalle... Sonra yaşadığınız şehir... Yaşadığınız memleket... Yaşadığınız dünya. Ya kâinat, ya öteki yıldızlar?..
* * *
Dün gazetelerde çıkan havadislerde, Güneş Sistemi dışında kalan ve başka güneşlerin etrafında dönen yıldızlara ait çalışmalardan bahsediliyordu.
Asırlar içinde ne kadar yoksak, kainat içinde de o kadar yokuz.
Saniyede üç yüz bin kilometre giden ışık ve milyarlarca yıldan beri ışığı henüz bize ulaşamamış olan başka dünyalar...
* * *
Bizler sadece birbirimize karşı ve muayyen bir zaman ölçüsü içinde varız.
Dünyada geçirdiğimiz müşterek zamanın birbirimize karşı yarattığı yakınlık yanında; üç yüz yıl önceki dedelerimize ve üç yüz yıl sonraki çocuklarımıza karşı olan yakınlığımız pek manasız kalıyor.
* * *
Peki neden geçinemiyoruz? Birbirimizden çalmak istediğimiz ne? Neden şunun aleyhindesiniz, neden bunu sevmiyorum? Neden dövüşüyoruz?
* * *
Neredesiniz, ne iş yaparsınız, kaç yaşındasınız, bilmiyorum. Ümidinizi ve endişelerinizi bilmiyorum. Geçmişinizi bilmiyorum. Halinizi bilmiyorum. Sizin de işini, hayatını, düşüncelerini bilmediğiniz milyonlarca insan var. Ama bir defa ve aynı devirde gelmişiz şu yeryüzüne; daha candan anlaşalım, daha rahat edelim, diyorum. Olmuyor tabii... Olmayacak da...
—————-
Not: 41 yıl önce yazılmış bir yazı... "Milliyet"ten...

c.altan@prizma.net.tr







Taha AKYOL
Hangi Atatürk?

Çetin ALTAN
Boşluk

Fikret BİLA
CHP ne yapacak?

Yasemin CONGAR
Genişleyen AB, ABD ve biz (1)

Mehmet Y. YILMAZ
Bugün Milliyet'in 54. kuruluş yıldönümü

FAİK ÖZTRAK
BDDK'yı zayıflatmanın maliyeti ağır olur

Hasan PULUR
7 milyarlık tecavüz!

Derya SAZAK
Irak'ta savaş suçları

Ece TEMELKURAN
Tencere dibin kara, seninki benden beter!

Yaman TÖRÜNER
Bankaları iade sürecine sokan belge

Osman ULAGAY
Başkan Bush'un dindarlığı seçim kozu olacak mı?

Güngör URAS
'Avrupa'daki Türkler' AB üyeliğimize 'ilgisiz'

© 2004 Milliyet