|
 |
|
|
BDDK'yı zayıflatmanın maliyeti ağır olur
Son bir yıldır ekonomide yaşanan aşırı iyimserlik bankacılık sektörünün gözetimi ve denetimi alanında ortaya çıkan bazı gelişmelerin hafife alınmasına neden olmuş gözüküyor. İmar Bankası skandalıyla yıpranan gözetim otoritesinin henüz kendini toparlayamadan ortaya çıkan yeni gelişmeler, kurumun karar alma ve uygulama süreçlerini zorlaştırıyor.
Geçtiğimiz hafta Danıştay genel kurulu, BDDK'nın iki bankayla ilgili olarak 2000 ve 2001 yıllarında aldığı fona devir kararlarını, kendi ihtisas dairesinin tersine görüşüne rağmen, hukuka aykırı ve haksız bularak bozma kararında ısrar etti.
Bozma kararlarından bir tanesinin gerekçesi oldukça ilginç. Gerekçede kriz öncesinde ve sonrasında uygulanan ekonomi politikalarının ve bankalarla ilgili işlemlerin yerindeliği tartışılıyor. Danıştay genel kurulu kriz öncesinde ve sonrasında ekonomi politikalarının daha farklı olması halinde bu bankanın batmayacağını ileri sürüyor.
Yerindelik denetiminin Danıştay'ın yetki alanına girip girmediğinin takdirini hukukçulara bırakıyorum. Ancak durumu bankacılık sisteminin geleceği açısından değerlendirmekte yarar görüyorum.
Bankalar tasarruflarımızı emanet ettiğimiz müesseselerdir. Banka sahibi bizim tasarruflarımızı başka kesimlere borç vererek değerlendirir. Her borcun belli bir oranda geri dönmeme riski vardır. Dolayısıyla bankalar bu kredileri dağıtırken bu riski en düşük seviyede tutmak zorundadırlar. Sadece sahipleri tarafından hortumlanan bankalar değil, bu riski iyi yönetemeyen bankalar da batar. Durumu iyi görünen bir banka konjonktürdeki ani değişme veya bankayla ilgili beklentilerin kötümserleşmesi sonucunda çok kısa sürede sıkıntıya düşebilir. Sorunlu bankalarla ilgili olarak zamanında ve hızlı karar alınmazsa kötümserlik tüm bankalara yayılarak sistemin tamamını etkiler.
En önemli risk likidite
Gerekçenin de son paragrafında bankanın krize kadar iyi durumda olduğu ön plana çıkıyor. Bankacılık risk yönetimidir. Kriz olasılığı da bankacılar tarafından dikkate alınması gereken bir risktir. Para rejiminin değiştiği 2000 başında açıkça ilan edilmiştir. Yeni rejimde kur sabittir. Faizler serbestçe dalgalanacaktır. TCMB nihai likidite sağlama fonksiyonunu kullanmayacaktır. Yeni çerçevede likidite riski en önemli risk olmaktadır. Kaldı ki o dönemde bankanın sorununu çözmek amacıyla hem Hazine hem de TCMB tarafından geri alım ihaleleri düzenlenmiştir. Dünyada riskini iyi yönetemeyerek bir gecede batan, sahipleri iyi niyetli, bankaların çok sayıda örneği vardır. Gözetim otoritesi burada hızla davranmazsa sıkıntı bütün sisteme yayılır.
Bu nedenle tüm dünyada bankacılık diğer sektörlerden farklı olarak devlet tarafından getirilen kurallarla günlük işleyişine en fazla müdahale edilen ve en yoğun denetlenen sektördür. Bu sektörde normal şartlarda kötü olarak algılanan bir düzenleme kriz döneminde gerekli olabilir. Örneğin normal dönemlerde bozucu etki yapan devlet garantisi, kriz döneminde sistemin çöküşünü önleyebilir.
Süratle değerlendirme yaparak karar almanın gerekli olduğu bankacılık sektöründe dünyada giderek artan ölçüde düzenleme ve gözetim görevini bağımsız kurumlar yerine getiriyor. Bu hem siyasetle, hem makro politikalarla, hem de sektörle çıkar çatışmasını önlemede en etkin yol olarak görülüyor. Bu çerçevede hukuka aykırılık olmadığı sürece alınan kararların ekonomik olarak yerinde olmadığı gerekçesiyle iptali, kurumun hem kanun koyucunun çizdiği hukuki çerçeve içinde karar alma özgürlüğünü daraltması, hem de kamuoyunda güvenilirliğini azaltması bakımından ciddi riskler taşıyor.
Diğer taraftan görüş almak üzere çeşitli kuruluşlara gönderilen bağımsız kurumlarla ilgili yasa tasarısının içerdiği söylenen kurumların ikincil mevzuatla ilgili düzenleme yetkilerini ve mali özerkliklerini kısıtlayan tedbirlerin BDDK'ya uygulanması durumunda kurumun zamanında karar verme ve değişen şartlara uyma kabiliyeti daha da azalacaktır.
1990'lı yılların başından itibaren gelişmekte olan piyasa ekonomilerinde yaşanan krizlerin temelinde bankacılık sektörünün etkin düzenleme ve denetimden yoksun olması yatar. Dolayısıyla ülkelerin bu alandaki gelişmişliği sermaye hareketlerinde belirleyici bir rol oynamaktadır. Çağdaş normlara uygun olarak kurulan BDDK'nın elini kolunu bağlamanın bu ülkeye faturası ağır olabilir.
foztrak@yahoo.com
|
|
|

|