|
 |
|
|
"Centilmenlerin" savaşında "çürük elma" yalanı:
Tencere dibin kara, seninki benden beter!
İngiliz basını işkenceci ABD askerlerini yerden yere vururken gıkı çıkmayan CNN International, işkenceci İngiliz olunca, 'Suça ortak buldum' diye dile geldi
Kirli savaş yoktur. Çünkü temiz savaş yoktur. 'Cehennemin kapıları' açılmaya görsün, insanoğlunun yeryüzünde ettiği kötülük gökyüzünde şeytanı bile ağlatır. Irak'tan, Abu Ghraib Hapishanesi'nden gelen, ABD askerlerinin esirlere yaptığı işkencenin görüntüleri, birkaç sapığın hatıra fotoğrafı değil, savaşın bizatihi kendisinin fotoğrafıdır. Savaş, böyledir; 'çürük elma' yoktur; savaş bütün insanları çürütür.
CNN International, dikkat ediyorum günlerdir, 'koalisyon güçleri' diyor sürekli; sanki "Biz bu günahı tek başımıza değil, koalisyon halinde işliyoruz" der gibi. Günlerdir Felluce haberleri yeşil gece görüntüleriyle, tek bir ordu kaynağından veriliyor. Yeşil ekranda bir adam sadece dumanların ne renk olduğunu anlatıyor; bir karnaval anlatır gibi körlere. Derken aniden, CBS televizyonu ABD askerlerinin yaptıkları işkencenin fotoğraflarını yayınlayınca artık CNN de bahsetmek zorunda kalıyor işkenceden; tedirgin, yarım ağız ve azıcık. (Bu ara bütün ABD basını, birinin 'vatanperver' yayın yasaklarını delmesini bekleyip, o 'cesur yürek' çıktıktan sonra olup bitenden bahsediyor.)
Günah masasına oturdun işte
Bu sırada BBC alıp başını gidiyor; gün boyunca enine boyuna ABD askerlerinin yaptığı işkencenin fotoğraflarını yayınlıyor. Gün geçip devrilince, küt diye en çok satan gazetelerden birinde (Daily Mirror), aniden İngiliz askerlerinin yaptığı işkencenin fotoğrafları yayımlanıyor. Bu kez CNN başlıyor ballandıra ballandıra anlatmaya. Günah başkasının olunca! Bana sorarsanız Irak'ta 'koalisyon güçlerinin' kendi içinde bir 'istihbarat savaşı' da yaşanıyor. "Tencere dibin kara, seninki benden beter" çekişmesi sebebiyle günah masasından kimse kalkamıyor.
Çok önemli bir nokta da şu ki: İşkence fotoğraflarında işkenceci adamlar ve kadınlar (!) gülüyor. Belli ki bu iş, gizliden yürütülen bir 'meşgale' değil. Fotoğraf çektirecek kadar rahat olduklarına göre işkenceciler, bu işi rahat ve onaylanmış olarak yapıyor. (Bu arada işkenceciler 'sözleşmeli asker'. Bu yüzden yargılanamıyorlar. Enteresan mı, değil mi?!)
Bu sırada 'özgürleştirilen' Irak halkı ise Saddam döneminde işkenceleriyle ünlü olan Abu Ghraib Hapishanesi'nde değişen bir şey olmamasını, bunun öfkesini ağır ağır demlendiriyor intikam kanallarında. CNN ise şu anda El Cezire kanalının bu fotoğrafları 'lüzumundan fazla' yayınladığından bahsediyor.
Tek umudum: Amerikan milleti!
Bush, 'yancısı' Dick Cheney ile birlikte geçen hafta 11 Eylül Komisyonu'na ifade verdi. Ama bir şartla: Hiçbir kayıt tutulmayacak, hiçbir şey yayınlanmayacak! Komisyon raporu beklenmek zorunda! Enteresandır, rapor seçimlerden sonra yayınlanacak. Kendini bu kadar sağlama almasına rağmen sorgu sonrasında Bush, gazetecilerin karşısında çişi varmış gibi sallanıyor, gerginlikten kurumuş ağzını şaplatıyor. Ama 'rahat Amerikalı' kompozisyonunu bozmamak için "Komisyondan çok hoşlandım" demeyi de ihmal etmiyor.
Bu, Bush'un savaş kabinesi için 'aksiliklerin' ikincisiydi. Bir: Amerikan halkı Irak'tan ölü dönen çocuklarının tabutlarını gördü geçen hafta. İki: Komisyonda söylenenler gizli tutuldu ki ABD halkı gizliliğe hiç gelemez. Olayları 'açıklıktır'. Üç: İşkence fotoğrafları yayınlanarak ABD ordusunun kendisine verdiği 'özgürlük havarileri' pozu bozuldu. Bu gidişatı, öyle görünüyor ki, sadece ABD milleti değiştirebilir. Çünkü Bush kabinesi dünya halklarını sallamıyor. Mesele şu ki, ABD'liler bizim kadar ilgililer mi? 'Kötü adamı' bulunca cezalandıran ABD'liler, bu hikâyedeki 'kötü adamı' görüyorlar mı?
ecetem@hotmail.com
|
|
|

|