|
 |
|
|
'Avrupa'daki Türkler' AB üyeliğimize 'ilgisiz'
MMilliyet Business'in dün yayımlanan "Özel Sayı"sında, yayın yönetmeni Murat Sabuncu, Başbakan Tayyip Erdoğan'ın Almanya temaslarıyla ilgili gözlemlerini yazmıştı. Murat Sabuncu'nun yazısının başlığı "Türkiye'nin en iyi ihraç ürünü İslam oldu" idi.
Hatırlanacağı gibi "ünlü spekülatör" Soros, Türkiye'nin Batı dünyası için stratejik önemini vurgularken, "Türkiye'nin en iyi ihraç ürünü ordusudur" demişti.
Önceki hafta cuma günü Almanya'da Başbakan Tayyip Erdoğan, Alman Şansölyesi Gerhard Schröder'in de katıldığı toplantıda, "Avrupa Birliği kendi geleceğini çeşitlilik içinde birlik ideali temeline oturtma kararlılığını gösterecektir. Nüfusunun büyük bölümü Müslüman olan Türkiye'yi Avrupa'yla bütünleştirerek yeni bir soğuk savaşa itmek isteyen İslam ve Hıristiyan dünyası arasındaki diyalog ve işbirliği zeminini kuvvetlendirecektir" demişti.
Murat Sabuncu, Başbakan Tayyip Erdoğan'ın bu sözlerini "Ülkemiz ve tüm Avrupa için Türkiye'nin köktendinci olmayan bir İslamiyet ile Batılı aydınlanma arasında barışma sürecini başlatması, büyük güvenlik kazancı olacaktır" diyerek Schröder'i cevapladığını yazıyordu.
Murat Sabuncu'nun yazısının, Başbakan Erdoğan'ın bir spor salonunda Almanya'da yaşayan Türklerle yaptığı konuşmaya ilişkin bölümü beni etkiledi. "Yaşam tarzlarıyla, giyimleriyle, hayata bakış açılarıyla, içe kapanık halleriyle, kurdukları dernekleriyle, kırk yıldır Alman toplumundan kopuk yaşayanları" Başbakan uyarıyordu: " Almanya'nın koşullarına entegre olun. İnsanlarıyla kaynaşın. Çağırın Alman komşunuzu evinize yemeğe. Ya bir Türk yemeği ya da Alman yemeği yapın. Dostluğunuzu geliştirin."
Başbakan Tayyip Erdoğan'ın gündeme getirdiği bu konu çok önemli. Yurtdışındaki Türklerin içinde bulundukları toplumdan kopuk yaşamları sadece kendilerinin değil, Türkiye'nin de dünyadan dışlanmasına yol açıyor. Avrupa'da kırk yıldır Türkler yaşıyor. Avrupa'nın değişik ülkelerinde yaşayanların sayısı üç milyonu aştı. Önce "düz işçi olarak" gidenlerin çocukları okudu. İşcilerin büyük kısmı işveren statüsüne geçti. Çoğu çifte vatandaşlık hakkı aldı.
Avrupa ülkelerindeki bu üç milyonu aşan Türk maalesef bir yandan yaşadıkları ülkedeki toplumla "entegrasyona direniyor". Hem uyuşmamakta ısrarlı. Hem de Türkiye'ye karşı öfkeli. Ailelerine gönderdikleri tasarrufların Türkiye Cumhuriyeti'nin Hazinesi'ne girdiğini varsayıyorlar. "Devlete bu kadar para gönderiyoruz. Devlet bizimle ilgilenmiyor" diyerek, ülke sorunlarına ilgisizliklerine gerekçe buluyorlar.
Türklerden ses çıkmıyor
Avrupa ülkelerinin çoğunda azınlıklar arasında Türkler ilk sırada yer alıyor. Türklerden çok az sayıdaki başka azınlıklar, anavatanlarıyla ilgili bir konu gündeme geldiğinde, ülkeleri için kamuoyu yaratmak, baskı yapmak için "kıyameti koparırken", bizim Türklerden ses çıkmıyor.
Avrupa ülkelerinde Türkiye'yle ilgili iki önemli sorun tartışma gündeminde: (1) Kıbrıs (2) Avrupa Birliği. Bu konularda Avrupa ülkelerinde yaşayan, az veya çok vatandaşlık statüsü kazanan, az veya çok seçmenlik hakkı elde edenler dahil, öğrenci, işadamı, entelektüel, sade vatandaş statüsündeki Türklerden "dişe dokunur" bir destek ortaya çıkamıyor.
Bundan kırk yıl önce Almanya'ya ilk işçi sevkıyatı başladığı günlerde ben Devlet Planlama Teşkilatı'nda uzman olarak çalışıyordum.
İşçi hareketini düzenleyen çalışma grubunda ben de vardım. O günlerde, Türkiye'nin yine döviz açığı vardı. Türkiye'nin döviz açığını Almanya'nın yönetimindeki OECD Yardım Konsorsiyumu sağlıyor, Almanya Hükümeti de bize devamlı güçlük çıkarıyordu.
Devlet Planlama Teşkilatı'nda tarım sektörünün sorumlusu olan Doğan Kayran Ağabeyimizin bir hayali vardı. "Ah" derdi, "bir gün Almanya'daki işcilerimizin sayıları beş on bine ulaşacak. Bu işçilerimizin bazıları Alman hanımlarla evlenecek. Onların iki yüz kadar çocuğu olacak. Çocuklar büyüyecek. Bizim iki yüz kadar işçimiz, bir elleriyle karılarının elini, öbür elleriyle çocuklarının elini tutarak Alman Parlamentosu'nun önüne gelecek. Çocuklarının ve Alman hanımlarının ellerinde Türk bayrakları. Parlamentonun önünde iki yüz kadar Türk işcisi, Alman hanımları ve onlardan olma çocuklarıyla Türkiye için gösteri yapınca göreceksiniz, Alman hükümetleri bizim sorunlarımıza nasıl anlayışla yaklaşacak."
Almanya'da şimdilerde bırakınız beş on bini, iki milyonu aşkın Türk var. Bunların büyük kısmı işçi değil. İşveren. Alman hanımlarla evlenen, Alman hanımlardan çocuk sahibi olan, Alman vatandaşlığı hakkını alan binlerce Türk var. Ama ellerinde Türk bayrağı, Türkiye'nin sorunlarına sahip çıkma çabaları ya çok zayıf ya hiç yok. Sadece Almanya'da değil, Avrupa'nın diğer ülkelerinde de...
guras@milliyet.com.tr
|
|
|

|