|
 |
|
|
Geleceğin Türkiye'sini şimdiden yaratmak
Notlarım / M.Ali Kasalı
17 Şubat 1923'teki ilk İzmir İktisat Kongresi'nde en büyük proje Türkiye Cumhuriyeti'ni kurmaktı. Kongre, İsmet İnönü'nün ter döktüğü Lozan görüşmelerinin kesildiği bir dönemde düzenlendi. O gün alınan kararlar; Türkiye'nin rotasını belirledi. Ekonomik ve siyasi hayatımızın ilke kararları alındı. Kısacası Türk insanına yeni bir ufuk, yeni bir dünya, yeni bir Türkiye hayali kurdurttu.
Bugün başlayacak dördüncü İktisat Kongresi'nin de ülkeye yenilikler sunmasını temenni ediyorum.
Organizasyona baktığımızda önemli isimlerin yer aldığını görüyoruz. Microsoft'un CEO'su Steve Ballmer ve IMF Başkan Vekili Anne Krueger sürpriz bir kararla İzmir'e gelmeyi istediler. Yine Dünya Bankası Başkan Yardımcısı François Bourguignon, OECD temsilcisi Patrick Lenain, Dünya Bankası Baş Ekonomisti Pradeep Mitra, AB Komisyonu Genişleme Genel Müdürlüğü Türkiye, Bulgaristan ve Romanya'yla İlişkiler Direktörü Matthias Ruete, OECD Bölgesel Gelişme Stratejileri Bölüm Başkanı Mario Pezzini, OECD - Avrupa Sosyal Politika ve Araştırma Merkezleri Sorumlusu Michael F. Förster gibi isimler Kongre'ye renk katacaklar.
Gerçek olan şudur.
Dünya her gün yeni bir boyut kazanıyor. Küreselleşen ve küçülen bir dünyada Türkiye'nin de sürekli senaryolar geliştirmesi gerekiyor.
Nasıl 1923'te konuşulanlar, tartışılanlar bir ülkenin kaderini değiştirecek kadar önemli sonuçlar doğurduysa; bizler de geleceğin Türkiye'sini hayal edebilmeliyiz.
Geleceğin insanı, bilgi teknolojisini bilecek, öğrenmeyi öğrenmiş bir kimlik taşıyacak ve eğitim geleceğin anahtarı olacaktır. Bunların birincisi, kısa vadenin zorunlu etaplarının gerçekleştirilmesinin takipçisi olmaktır. İkincisi uzun vadede Türkiye'nin yeni vizyonunu önüne koyması için gereken çalışmaları ve tartışmaları başlatmaktır.
* * *
Türkiye dünyanın ilk 10 büyük ekonomisinden birisi olma hedefini kendisine koymalıdır. Peki bu nasıl gerçekleşebilir? Bu dev hedefin ne demek olduğunu bazı rakamlarla ortaya koyalım. Türkiye ekonomisi, resmi rakamlarla kayıt dışının toplamı olarak bugün 300 milyar dolarlık bir büyüklüğe erişmiş durumda. Yıllık yüzde 7.2'lik bir büyüme hızı ile 2010 yılında bu rakamı 712 milyar dolarlık bir büyüklüğe ulaştırabildiğimizde, GSMH sıralamasında az farkla İspanya'nın önünden onuncu sıraya yerleşebiliriz.
Ortalama yüzde 1.4'lük artış hızıyla nüfusumuzun 2010 yılında 75 milyon civarında olacağı düşünülürse, kişi başına milli gelir 9 bin 500 dolara yaklaşacak demektir.
Bu da bugünkü Arjantin, Slovenya, Portekiz gibi ülkelere yakın düşen bir rakamdır.
Yani elektrik üretiminin üçe katlanması gerekecektir. Dış ticaret büyüklüğünün 210 milyar dolara, yabancı sermaye girişlerinin yılda 10 - 15 milyar dolara, sanayi ve hizmetler kesiminin yapacağı yatırım 2010'da 120 milyar dolara çıkacaktır.
* * *
Bunun anlamı her yıl ortalama 850 bin kişiye iş bulmak demektir. Yani Türkiye'nin üretim kapasitelerinin her yıl yüzde 10 artması, bu üretimin ve karşılığı olan tüketimin tek haneli enflasyon ortamında finanse edilmesidir.
Bunlar herkese gerçekleşmesi zor hedefler gibi gelebilir. Ama yarının dünyasında Türkiye'nin yer almasını istiyorsak bunları gerçekleştirmek zorundayız.
ege@milliyet.com.tr
|
|
|

|