|
 |
|
|
Mezarlıkta değil, yaşamın içinde anmalı
Önceki gün Milliyet'te görmüşsünüzdür. Çünkü öteki gazetelerde biz göremedik.
Haberin başlığı "Muhsin Ertuğrul'u 7 kişi andı" biçimindeydi.
Çağdaş Türk tiyatrosunun kurucusu, ölümünün 25. yıldönümünde Zincirlikuyu Mezarlığı'ndaki kabri başında sadece 7 kişinin katıldığı bir "tören"le anılmıştı.
Mezar başında anma törenlerinin kaçınılmaz kaderi üç aşağı beş yukarı budur. Ve elbet hazindir de... Muhsin Ertuğrul gibi önemli ve değerli bir büyük sanat ve kültür insanının - aradan 25 yıl geçse de - 7 kişiyle anılması hüzün verici. Tabii ki, yarım asır öncesini, en azından 25 - 30 yıl öncesini yaşayanlar, bilenler için... Nice "değer"in önemsenmediği, nice değersizin ise önemli sayılarak itibar gördüğü bir dönemde, bu tür hüzünlerin algılanmasını beklemek boşuna olmalı.
Madalyonun öteki yüzüne bakarsanız, 25 - 30 yıl öncesini bilmeyenlerin bu ilgisizliği, bilenlerin ise "vefasızlığı" bir bakıma hoş görülebilir. Aslında vefasızlık da denilmemeli buna.
Yoğun sorunların, günlük telaşların hayhuyu içinde, insanlar mezarlığa gitme olanağı bulmayabilir. Ayrıca, anma gününün duyurulması konusunda, iletişim noksanlığının da payı var. İlgili birimlerin, meslek örgütlerinin ve "medya"nın bu konularda ihmalkâr davrandığı söylenebilir.
Bütün bunlar bir yana, biz öteden beri mezarlıklarda yapılan anma törenlerinin zayıf kaldığı kanısını taşırız. Nitekim Muhsin Ertuğrul'un 7 kişiyle anılması da böyle olmuş, Milliyet'in haberinde belirtildiği gibi, üzüntüyle karşılanmıştır.
"Tarihimize sahip çıkalım, kültür değerlerimizi koruyalım" diye nutuk atmakla olmuyor.
Bu gibi değerlerin mezarlıklarda değil, yaşamın içinde anılmasından yanayız.
Muhsin Ertuğrul örneğini alırsak, bir tiyatro salonunda zengin bir etkinlik düzenlenebilir. Tiyatro dünyasından önemli kişilerin konuşmacı olarak katılacağı bir panel yapılır. Kişiliği ve sanatıyla Muhsin Ertuğrul anlatılır; sahnelediği bir oyunundan, yönettiği Türk sinemasının ilk renkli filmi 'Halıcı Kız'dan parçalar sunulabilir. Böyle bir etkinliğin duyurulma ve katılım şansı da yüksek olur.
Fena mı olur?
Bir şiir
Hasan Taşçı, "Gün Ölümleri"ni (Berfin Bahar, nisan sayısı) şöyle bitiriyor:
"yağmur yağıyor kimin umrunda / ah keşke yalnız olsaydım / içimde gezdirdiğim birde sen / yüzümü atardım denize / rengiyle yıkayan köpük seslerine / adımı bırakıyorum gün ölümlerine"
ngureli@milliyet.com.tr
|
|
|

|