Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim 09 Mayıs 2004 / Pazar  
Bugünkü Milliyet Gazetesi      Business      Otomobil      Popüler Kültür      Cumartesi      Pazar      Ege  
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik
İyi ki Arjantin var...
'Biz Türkler daha çok çalışmalıyız'

Bu kez, Türkiye'nin neden doğrudan yabancı yatırım çekemediğini bir 'yabancı' araştırdı. Ancak sözünü ettiğimiz kişi sorunları özetlerken, konuşmasına 'Biz Türkler daha çok çalışmalıyız' diye başlıyor. Yani pek de 'yabancı'mız değil. Bu kişi Mercedes Benz Türk AŞ Direktörler Kurulu Başkanı Till Becker. Kendi girişimleri ile bir araştırma başlattı. Ernst Young ve Siemens'in yanı sıra TÜSİAD'dan, YASED'den uzmanlar aldı ve bir rapor hazırladı. Sonuçlar sürpriz değil ama inceleme farklı. Biri hariç, gelişmişlik düzeyi birbirine yakın 16 ülke, Doğrudan Yabancı Yatırım (DYY) çekme katsayı endeksi içinde incelendi. Türkiye, 16 ülke arasında 15'inci oldu. Yani şimdilik bir çekiciliği olmadığı ortaya konuldu. Araştırma sonuçlarına göre aslında yılda 35 milyar dolar çekmesi gerekiyor ama 1 milyar doları geçemiyor. Yani yılda 34 milyar dolarlık yabancı sermaye kaybı oluyor

SERKAN ARMAN

Doğrudan yatırımcı yabancı sermaye Türkiye'yi bir türlü sevemedi ama 'sıcak' paranın ilgisi de hiç eksik olmadı. Özellikle son 20 yıldır, Türkiye gibi 'gelişmekte olan' piyasaları adeta 'mekân' tutan 'sıcak' para, şu sıralar yeniden Türkiye'nin gündeminde. Özellikle cari açık tartışmaları ve ABD'den faiz artırımı beklentisi ile birlikte, sakin limanlara çekilmek üzere şu günlerde yine 'çıkışta' olan sıcak para, piyasaları dalgalandırıyor. Bu, Türkiye'nin başına çok sık geldiği için, sıcak paraya yönelik önleyici tedbirler, doğrudan yatırımcı yabancı sermaye için daha fazla teşvik, daha fazla kolaylık öneriliyor. Ama aksi gibi istenmeyen para geliyor, istenen gelmiyor!
Bunun nedeni birçok kez araştırıldı. Toplantılar yapıldı, raporlar yazıldı. Bu konuda son bir rapor daha var. İlginç tarafı, bu raporu hazırlama girişimi bir yabancı yatırımcıdan gelmiş. Ancak, raporu anlatırken, 'Biz Türkler daha çok çalışmalıyız' diyecek kadar da kendini Türk hisseden bir 'yabancı' bu; Mercedes Benz Türk AŞ Direktörler Kurulu Başkanı Dr. Tıll Becker! 'Türkiye'nin Doğrudan Yabancı Yatırım Açısından Çekiciliği' başlıklı rapora göre, potansiyeli 35 milyar dolar olduğu halde ancak 1 milyar dolar sermaye çekebilen Türkiye, 'çekicilik endeksi'nde 16 ülke içinde 15'inci sırada. Arjantin ise 16'ncı sırada. Yani Arjantin de olmasa son sırada yer alacak durumda

Türkiye hep 'doğrudan yatırımcı' yabancı sermayeyi özledi, istedi. Gelsin diye yasalar, yönetmelikler çıkardı, ricacı oldu, tanıtımlar yaptı. Ama o hiçbir zaman 'tatmin edici' bir ilgi göstermedi. Doğrudan yatırımcı yabancı sermaye Türkiye'yi bir türlü sevemedi ama 'sıcak' paranın ilgisi de hiç eksik olmadı.
Özellikle son 20 yıldır, Türkiye gibi 'gelişmekte olan' piyasaları adeta 'mekân' tutan 'sıcak' para, şu sıralar yeniden Türkiye'nin gündeminde. Özellikle cari açık tartışmaları ve ABD'den faiz artırımı beklentisi ile birlikte, sakin limanlara çekilmek üzere şu günlerde yine 'çıkışta' olan sıcak para piyasaları dalgalandırıyor. Bu, Türkiye'nin başına çok sık geldiği için, birçok kişi sıcak paraya yönelik önleyici tedbirler öneriyor. Doğrudan yatırımcı yabancı sermaye için ise daha fazla teşvik daha fazla çağrı öneriliyor. Ama aksi gibi istenmeyen para geliyor, istenen gelmiyor!
Peki neden? Nedeni birçok kez araştırıldı. Toplantılar yapıldı ve yatırımcılara neden gelmedikleri soruldu, raporlar yazıldı. Şimdi bir rapor daha var gündemde. İlginç tarafı, bu raporu hazırlama girişimi bir yabancı yatırımcıdan gelmiş. Araştırma Grubu'nun başında da aynı isim bulunuyor: Mercedes Benz Türk AŞ Direktörler Kurulu Başkanı Dr. Till Becker! Ayrıca, TÜSİAD ve YASED'ten uzmanların yanı sıra başka iki yabancı temsilci daha var: Ernst & Young ve Siemens.
Bu çalışma grubunun hazırladığı raporun adı, 'Türkiye'nin Doğrudan Yabancı Yatırım (DYY) Açısından Çekiciliğinin Karşılaştırmalı Analizi.' Sonuç yine vahim: Türkiye, DYY çekicilik endeksine göre 16 ülke arasında 15'inci sırada. Başka bir ifade doğrudan yatırımcı yabancı için hiç bir çekiciliği yok!

Arjantin sonuncu oldu
Raporda yabancı yatırımcıların bir ülkede yatırım yapmayı planlarken göz önüne aldıkları 31 öğeden yola çıkılarak bir 'DYY çekicilik endeksi' oluşturulmuş. Endeksi oluşturmadan önce, 'genel makroekonomik ortam', 'siyasi ortam', 'işgücü' gibi temel yedi kriter ağırlıklandırılmış. Ülkeler bu ağırlıklara göre değerlendirildikten sonra DYY çekme katsayısı bulunmuş.
Araştırmada toplam 16 ülke incelenmiş. Almanya hariç, gelişmişlik düzeyi birbirine yakın ülkeler değerlendirilmiş. 'DYY çekicilik katsayısı' en yüksek ülke İrlanda. 67.53 endeks değeri ile ilk sırada yer alan İrlanda, Malezya, Çek Cumhuriyeti ile birlikte Almanya'yı bile geride bırakmış.
Türkiye, Hindistan'ın ardından 15'inci sırada yer alıyor. DYY Çekicilik Katsayısı 37.23. En son sıradaki Arjantin'in ise 34.14.

Yatırım kaybı 34 milyar dolar
DYY konusunda Türkiye'ye ivme kazandıracak noktalara dikkat çekmeyi ve DYY çekmek için neler yapılması gerektiğini ortaya çıkarmayı amaçlayan araştırmada, Dünya Bankası ve Institute for Management Development'ın (IMD) 2000 - 2002 verilerinden yararlanılmış. Son gelişmeler dikkate alınmamış. Ancak bu endeksteki sıralamayı fazlaca değiştirecek önemli gelişmeler olmadığı da biliniyor.
Türkiye'nin 'kendine benzeyen ülkelerden' çok daha düşük miktarda doğrudan yabancı yatırım çektiği belirtilen raporda, 1990 yılından beri ortalama olarak yılda 1 milyar dolar DYY girdiği, ancak Türkiye'nin uluslararası standartlara göre en az 35 milyar dolar DYY çekme potansiyeline sahip olduğu ifade ediliyor. Potansiyel ve çekilen yabancı sermaye farkı olarak da her yıl 34 milyar dolar yatırım kaybına uğradığı belirtiliyor.
Bu standartlara göre 2000 yılı DYY akışı sıralamasında Türkiye'nin 33.5 milyar dolar ile 105 milyar dolar arası bir performansla, yerinin Brezilya ve Çin'in arasında olması gerektiği ancak bu noktadan çok uzakta olduğunun altı çiziliyor.

En büyük engel yapısal
Yabancı sermaye çekememe nedenleri ise şöyle sıralanıyor: Yapısal engeller, bürokratik zorluklar, makroekonomik istikrarsızlıklar, yolsuzluk ve siyasi istikrarsızlık.
DYY'nin gelişmekte olan ülkelerde sanayi atılımları ve büyüme açısından çok etkili olduğu belirten ve Insight YASED dergisinde yayınlanan rapora göre yabancı yatırımcılar, öncelikle oturmuş bir piyasa sistemine ve bürokratik engellerin en alt seviyede olmasına dikkat ediyor.
Uygun ortam sunan ülkeler ise; siyasi ve ekonomik istikrar, vergiler, teşvikler, lojistik masrafları, vasıflı işgücünün varlığı, altyapı hizmetleri gibi konulara göre birbiriyle karşılaştırılıyor.
Raporda, Türkiye'nin 1990'ların başında yakaladığı yabancı yatırım çekme ivmesini daha sonra kaybederek bazı ülkelerin bir yılda çektiği yatırımı 50 yılda çekebilir konuma gerilediği saptanıyor. Türkiye'nin DYY yoluyla ekonomisini geliştirerek Dünya Bankası ve IMF'ye muhtaç konumundan kurtulabileceği belirtilen raporda, son iki yıl içerisinde yatırım ortamını geliştirmek için önemli adımlar atıldığına da dikkat çekiliyor.

Yabancının 10 talebi

Türkiye'nin yabancı yatırımcıların kararlarını etkileyen sorunlarından kurtulup, tanıtımını etkin bir şekilde yaparak yabancı sermaye çekebilmesi için alınması gereken tedbirler raporda şöyle sıralanıyor:
  • Uzun dönemde siyasi ve ekonomik istikrarın sürdürülmesi
  • Bürokratik sürecin basitleştirilmesi ve azaltılması, devlet dairelerinin yaklaşımının sadece kontrolden ziyade hizmet vermeye yönelik olarak değiştirilmesi
  • Halihazırdaki karmaşık vergi basitleştirilmesi, bazı işlemlerde vergilerin düşürülmesi, vergi ortamındaki belirsizliklerin kaldırılması
  • Gümrüklerdeki tarife dışı engellerin kaldırılması için önlemlerin alınması
  • İşgücü maliyetinin önemli bir kısmını kapsayan Sosyal Sigorta Primlerinin azaltılması
  • Açık ve ayrıntılı tanımlar getirerek Teşvik Kanunu'nun daha saydam bir hale getirilmesi
  • DYY konusunda başarılı olmuş ülkeler örnek alınarak ücretsiz arsa, başlangıç sürecinde vergi muafiyeti gibi teşviklerin geliştirilmesi
  • Altyapıyı oluşturan sektörlerde gerçek rekabetin sağlanabilmesi için gerekli kanuni yapının oluşturulması
  • Özelleştirme uygulamalarının vurgulanması
  • Yolsuzlukla savaş, kayıtdışı işlemlere son verilmesi.


  • Becker: Hoşgeldin faktörü çok önemli

    Doğrudan yabancı yatırım konusunda Türkiye'nin dünya ülkeleri arasında çok gerilerde olduğunu belirten çalışma grubunun başkanı ve Mercedes - Benz Türk Direktörler Kurulu Başkanı Dr. Till Becker' e göre yabancı yatırımlarda büyük bir maliyet unsuru olan altyapı, hiçbir yerde Türkiye'deki gibi pahalı değil. Hukukta da uzmanlaşma ve tutarlı yaklaşımlar beklendiğini ifade eden Becker, şunları kaydetti:
    "Biz Türkler çok çalışmalıyız. Ben bu konuda 'hoşgeldin faktörü'nü çok önemsiyorum. Yaklaşım, 'Gerçekten yatırım yapmanı istiyoruz mu, paranı istiyoruz ama çok da değil' şeklinde mi? Her CEO'nun cebinde bir liste vardır. Ülkeler alt alta sıralanır ve işçi ücretleri, işgücünün niteliği, vergilendirme sistemi, vergiler, teşvikler, altyapı ücretleri, yargı sistemine not verilir. Türkiye'de ücretler iyi, nitelik fena değil, vergi konusu ise kabus gibi. Teşvikler de yeterli olmayınca 'hoşgeldin faktörü' bitiyor."

    Yabancı neye bakıyor? (Kategori ve faktörler listesi)

    1. İç piyasanın genel makroekonomik durumu
  • Kişi başına Gayri Safi Milli Hasıla (GSMH)
  • İç piyasanın büyüklüğü ve büyüme imkânları
  • Makroekonomik durumun istikrarı
  • Finans kurumlarının kuvveti ve finansal olanakları, GSMH'ye oranı
  • Bütçe fazlası/açığı
  • Finansal kurumlardan kredi akışları

  • 2. Siyasi ortam ve kamu idaresi
  • Siyasi istikrar
  • Kanuni çerçeve
  • Bürokratik prosedürler
  • Rüşvet ve yolsuzluk
  • Yabancı sermayeyi teşvik eden kanunlar

  • 3. İşgücü
  • İşçi maliyeti
  • İşgücünün verimliliği
  • Vasıflı işçi
  • İşgücü yüzdesi

  • 4. Enerji
  • Maliyet
  • Enerji tüketimi

  • 5. Vergiler/Teşvikler
  • Kardan alınan ortalama kurumlar vergisi
  • Toplanan kurumlar vergisi
  • Mal ve hizmetlerden alınan verginin toplam gelir içindeki yüzdesi
  • Uluslararası ticaretten alınan verginin toplam gelir içindeki yüzdesi
  • Diğer vergilerin toplam gelir içindeki yüzdesi
  • Vergi teşvikleri ve ödenekler

  • 6. Ulaşım ve telekomünikasyon altyapısı
  • Karayolları ağı
  • Demiryolları ağı
  • Su taşımacılığı
  • Uçak seferleri
  • Uluslararası sabit telefon ücretleri
  • İnternet maliyeti
  • Yurtiçi şehirlerarası telefon ücretleri

  • 7. Ar - Ge
  • Ar - Ge maliyetlerinin GSMH içindeki yüzdesi


  • Büyüme potansiyeline bakıyorlar

    Yabancı sermaye konusunda Hazine'nin de sonuçları dikkat çekici bir araştırması var. Türkiye'nin yatırım alanı olarak özellikleri ve yabancı yatırım kararlarını etkileyen faktörlerin saptanmasına yönelik bir araştırma için 97 yabancı sermayeli şirket ile görüşülmüş. Sonuç raporunda, "1980'lerin başından beri sürekli bir artış eğiliminde olan yeni yabancı sermayeli şirket kuruluşları, yabancı yatırımcıların piyasada yer almak ve varlıklarını sürdürmek eğiliminde oldukları, ancak yatırım ortamı ile ilgili ekonomik ve politik istikrarsızlık ile bürokrasi gibi problemlerden ötürü yatırımlarını sınırlı seviyelerde tutup genişletmedikleri yorumunu desteklemektedir" deniliyor.
    Çok uluslu şirketlerin bir ülkede yatırım kararı almasında rol oynayan en önemli faktörlerin pazar büyüklüğü (iç pazar ve ihracat imkânları), ülkenin ticarete açıklığı ve kalifiye iş gücü bulma imkânı olduğu belirtilen raporda, bu faktörlere göre Türkiye'nin 'gözardı edilemeyecek' bir ülke olduğuna dikkat çekiliyor.
    Ankete göre yatırım için Türkiye'nin seçilmesinde piyasaya bağlı faktörler (yüzde 46) ile iş gücüne bağlı faktörler (yüzde 17) ön plana çıkıyor. Türkiye'de etkili olan yatırım faktörleri arasında ilk sırada Türkiye piyasasının büyüme potansiyeli yer alıyor. Bunu Türkiye iç pazarına erişim izlerken, Türkiye'nin sağladığı ihracat olanakları ve Türkiye piyasasında gelir düzeyi ve harcama kalıpları da önemli faktörler arasında sayılıyor.

    Yeni yatırım düşünüyorlar
    Ankete göre yabancı yatırımcıların yüzde 60'ı, yatırım ortamında problem teşkil ettiği bildirilen konuların, önümüzdeki üç sene içerisinde çözülmesini bekliyor. Yüzde 74'ü önümüzdeki üç sene içinde, yeni yatırım yapma ya da yatırımlarını genişletme planları yapıyor.
    Yabancı yatırımcılar açısından en önemli üç problem ise ekonomik belirsizlik ve istikrarsızlık, bürokratik işlemler ve siyasi ortamla ilgili belirsizlikler. Bunların yanı sıra kanunların uygulanmasındaki sorunlar, rekabet hukuk ve kurallarının işlememesi, yabancı sermayeye önyargılı yaklaşımlar, teşvik tedbirlerinin yetersizliği, enerji maliyetleri, vergi oranlarının yüksekliği ve kayıt dışı ekonomi de caydırıcı bir rol oynuyor.
    Hazine Müsteşarlığı şu değerlendirmeyi yapıyor:
    "Enflasyon, yüksek faiz oranları, döviz kurundaki istikrarsızlık ile yüksek iç ve dış borç stoğu gibi makro ekonomik değişkenlerlerdeki olumsuzluklarla tanımlanabilecek ekonomik istikrarsızlığın yatırımcıların faaliyetleri üzerindeki olumsuz etkisinin sorgulandığı bir diğer soruya, yatırımcıların yüzde 85'i yüksek ve çok yüksek cevaplarını vermiştir. Bu da göstermektedir ki, ülkede yabancı yatırımların artmasını engelleyen en önemli faktör ekonomik istikrarsızlıktır."

    Sorunları çözülmüyor
    'Devletin yatırımcıların sorunlarına yeterli ilgiyi göstermiyor oluşu' da caydırıcı faktörler arasında sayılıyor. Bilindiği gibi Devlet Bakanı Ali Babacan, yabancı ortaklı Türk şirketlerinde yabancıların haklarını korumaya yönelik mevzuat düzenlemelerinin gündemlerinde olduğunu belirtmişti.
    Hükümetin yabancı yatırımlarla ilgili son döneme rastlayan en önemli girişimi ise 19 yabancı büyük şirketin CEO ve yöneticilerinin katılımıyla bir Yatırım Danışma Konseyi kurulması oldu. Bu konsey ilk toplantısını yaptı. İkinci toplantısına kadar hükümetin yapacaklarına ilişkin bir gündem de belirledi.

    Doğrudan yabancı yatırımlar (Milyon dolar)
    YıllarGiriş
    1992911
    1993746
    1994636
    1995934
    1996914
    1997852
    1998953
    1999813
    20001.707
    20013.288
    20021.043
    2003583
    2004 Ocak72
    2004 Şubat331


    Artış en erken 2005'te

    Türkiye'de son iki yılda şirket kuruluşu, istihdam, sektörel izinler, yatırım yeri, vergiler, teşvikler, gümrükler ve standartlar, fikri mülkiyet hakları, yatırım mevzuatı, yatırım teşviki ve KOBİ'ler gibi konularda reform programları doğrultusunda çeşitli önlemler alındığı belirtiliyor. Türkiye'nin elindeki avantajlar arasında ülke nüfusunun yüzde 50'sinin 15 - 25 yaş grubunda olması, önemli pazarlara coğrafi yakınlık, Yeni Yabancı Sermaye Kanunu'nun daha liberal olması ve izin sisteminin değiştirilmesiyle hukuk sisteminin daha liberal bir hale gelmesi ile Türkiye'nin imzaladığı uluslararası anlaşmalar gösteriliyor. Kamu reformunun gerçekleştirilmesi ve altyapısı hazır olan Türkiye Yatırım Promosyon Ajansı'nın kurulmasıyla birlikte yatırımcıların daha elverişli bir ortama kavuşacakları raporda vurgulananlar arasında. 2005 yılı öncesi yatırımlarda büyük bir artış beklenmemesi gerektiğini söyleyen raporda, öncelikle yatırım ortamının iyileştirilmesinin gerekli olduğu ve 2004 yılının da bu açıdan bir kırılma noktası olacağı belirtiliyor. Temeli atılan reformlarla birlikte; AB'ye girme süreci, Yatırım Danışma Konseyi toplantısı gibi unsurların 2004 yılının önemini artırdığı belirtiliyor.

    Şubat ayı umut verdi

    Türkiye geçen yıl 575 milyon dolar DYY çekti. Bu rakam 1992 yılından bu yana en düşük düzeyi gösteriyor. Bu yıl da çok parlak başlamadı, ama geçen yılın üzerine çıkma, özelleştirmede yabancıya satışlarla 1 milyar doları da geçme umudu belirdi. Ocak ayında 72 milyon dolar doğrudan yabancı yatırım amaçlı sermaye girişi olmuştu. Şubat ayında bu rakam 331 milyon dolar oldu. Böylece ilk iki ayda giren sermaye 403 milyon dolara yükseldi. Geçen yıl ilk iki ayda giren para ise 39 milyon dolardı.
    Bu arada Türkiye'den sermaye çıkışında dikkat çekici gelişmeler var. Türk yatırımcısı geçen yıl yurtdışında 499 milyon dolarlık yatırım yaptı. Bürokrasinin azaltıldığı, yolsuzlukların üzerine gidildiği, yabancı sermayeye ilişkin dezavantajların kaldırılmaya çabalandığı 2003 yılında Türkiye'ye net sadece 76 milyon dolar doğrudan yatırım çekebildi.



    BUSINESS
     'Biz Türkler daha çok çalışmalıyız'
     Editörden
     Vatandaşlığı arşiv çuvalından çıkan işadamı
     Çocuklarını 'patron' yetiştirdiler
     Bektaş Ağa öleli 350 yıl oldu ama eti hâlâ pahalı yiyoruz
     Markalar 'rekabetçi başkan' peşinde...
     Etikte devlet adamlarının sorumluluğu büyük
     Maliye'den şirketlere mektup: 'Sizin müdür kaç lira maaş alıyor?'
     Yeni stand by'ın adı ne olacak? İhtiyati mi, önleyici mi, önlem mi?
     Olimpiyat ateşi daha yanmadı ama Yunanistan'da etekler tutuştu
     100 dolara sperm, 30 dolara saç satıyorlar
     Mektep tatili
     İngiltere duaları taşerona verdi
     Sabit hatlar yeni trend peşinde
     Stressiz, evcil ve akıllı ofisler




    © 2004 Milliyet