
|
|
|
 |
|
|
Yeni çıkan bir kitap TV dizisinde tanıtıldı
Dönmeler kurtlar sofrasında
Sabetaycıların Müslüman görünüp aslında Yahudiliğe bağlı kalmaları özellikle muhafazakâr sağ kesimden birçoklarının tepkisini çekiyor
Süreyya Su
Soner Yalçın'ın son kitabı Efendi gündeme yeniden Sabetaycılar konusunu taşıdı. Kitap ilk kez, gizli reklam stratejisi olsa gerek, Kurtlar Vadisi'nde konsey üyelerinin toplantısında tanıtıldı. Konsey üyelerinden biri diğerine "Gördün mü?" diye uzatıyordu kitabı. Ülkücü komplo teorilerine bir gönderme var gibiydi. Bilirsiniz bu kesimde, 'karanlık' mazili kimselerin kilit mevkileri ele geçirerek ülke yönetimini kendi çıkarları doğrultusunda yönlendirdikleri hep konuşulur. Bunlar, genellikle, mason, dönme, kırma gibi sıfatlarla anılır ve aralarında hep bir akrabalık ilişkisi kurulur.
Soner Yalçın da kitabında, aralarından başbakan, bakanlar, belediye başkanları ve diğer cemiyet önderleri çıkarmış, Evliyazadeler adlı bir sülaleye odaklanarak aralarındaki ilişkiyi araştırıyor. Bu sülaleyi ilginç kılan bir konu da, Sabetaycılık'la ilişkileri. Böylesine karmaşık bir ilişki ağının Sabetaycılık'la da ilişkilendirilerek açıklanması, yeni komplo teorileri üretmeye son derece elverişli malzemeler sunuyor. Bir süredir Yalçın Küçük Sabetaycılık konusuna takmıştı, ama çoğu beyanları spekülatif duruyordu. Bu kitap, bazı okurlarda, "Vay be, doğruymuş" dedirtecek argümanlar sağlamaya müsait.
Sabetaycılık konusu etrafındaki tartışma ve spekülasyonlar, bazen özel bazen kamusal alanda ama her zaman canlı kalarak gündemde yer eder. Bu ilginç konu, öteden beri pek çok yerli ve yabancı araştırmacının dikkatini çekti ve hakkında birçok kitap, makale ve anı yayımlandı. Son birkaç yıldır Türkiye kamuoyunu fazlasıyla ilgilendirmeye ve meşgul etmeye başlayan Sabetaycılar tartışmasında rastlanan en büyük eksiklik bilgiden çok söylentiye dayalı olması. Soner Yalçın'ın kitabı bu zaafı taşımıyor ama mevcut önyargıları giderecek de bir içerik taşımıyor. Yanlış anlaşılmasın, bu durum Yalçın'ın yaklaşımıyla ilgili değil; sunulan karmaşık ilişki ağının yoruma oldukça açık bir alan bırakmasından.
"Saldır, ey küstah dönme!"
Sabetaycılar'ın görünürde Müslüman olup aslında Yahudiliğe bağlı kalmaları sağ kesimde yer alan birçok kişinin daima tepkisini çekmekte. Öyle ki, dini sembollerin kamusal alandan dışlanmasına dönük siyasal girişimler gibi her tür laiklik uygulamaları Sabetaycılarla ilişkilendirilir. Popüler bilinçte, bürokratik kademelerde yer tutmuş Sabetaycılar'ın, hükümetler üzerinde baskı oluşturarak İslam düşmanlığını sergiledikleri uygulamalardır laiklik politikaları. Laik Cumhuriyet'in aslında Sabetaycılardan oluşan bir siyasi kadro tarafından kurulduğuna inanılır. Sabetaycılar'a karşı sağ kesimde beslenen öfke ve nefretin popüler kültüre yansıyan bir şekli de şiirlerde görülebilir: "Saldır ey küstah dönme, bütün hıncınla saldır/milliyet, mukaddesat çünkü sence masaldır" (Cemal Oğuz Öcal).
Ne Yahudi ne Mason!
Sabetaycılık karşıtlığı Yahudi-Siyonist-Mason karşıtlığına eklemlenir. Oysa Sabetaycılık Yahudilikten de dışlanmış bir Mesihçi harekettir. Siyonizm ise tamamen Sabetaycılığa yabancı bir harekettir. Masonluk ise cemaatlerin topluca benimsedikleri değil, bireysel tercihlerle benimsenen bir kurumdur. Buna mukabil, bu dörtlü formül, milliyetçi-mukaddesatçı söylemlerce bir öteki kategorisi olarak ve bir komplo teorisi çerçevesinde toplumsal bilince yerleşmiştir. Nefret duygularını beslemek için, Atatürk'ten, Ecevitlere, Orhan Pamuk'a kadar birçok kişiye atfedilen bir kötüleme sıfatıdır Sabetaycılık.
Burada, ünlü sosyoloğumuz Nurettin Şazi Kösemihal'le ilgili bir olayı aktarmaya değer. Öğrencilerinden biri Hoca'nın kökünün Rum olup olmadığını sorarak, sınıfa dönme olduğunu belirtmek istemiş. Hoca da gayet sakin, "Bizim ihtidamızın tarihi belli, ya seninkiler ne zamandan beri Müslüman?" diye sormuş.
|
|
|

|
|