Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim 09 Mayıs 2004 / Pazar  
Bugünkü Milliyet Gazetesi      Business      Otomobil      Popüler Kültür      Cumartesi      Pazar      Ege  
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik
Ne oldu?


Genelkurmay'ın YÖK tasarısına karşı, özellikle imam hatip liseleri ve laiklik üzerinde vurgu yapan yazılı açıklamasından sonra "ittifaklar" tablosunun birden değiştiği gözleniyor.
Hükümete yakınlığıyla tanınan gazeteler, TÜSİAD ve medyayı sorumlu tutan ve ağır bir dille suçlayan manşetler atmaya başladılar. TÜSİAD'ı ve medyayı, YÖK tasarısı vesilesiyle "kışkırtıcılık" yapmakla, dövizi, faizi yükselterek "ekonomik ve siyasi istikrarı dinamitlemekle" suçladılar.
İddialar da, suçlamalar da ağır...
Oysa, suçlanan TÜSİAD, suçlanan medya organlarının bazıları daha düne kadar hükümet ve AKP etrafında sıkı bir "ittifak" oluşturan kurumlar. Başından beri hemen her konuda ve attığı her adımda hükümeti destekleyen, hükümetin politikalarını yaşama geçirmek amacıyla aktif çalışan kesimler.
Ne oldu da şimdi hükümet yanlısı yayın organları saldırıya geçtiler?
Çok değer verdikleri bu ittifakı neden ağır bir dille suçlamaya başladılar? Oysa her şey ne güzel gidiyordu. Bugün kışkırtıcılıkla suçlananlar, daha düne kadar övüle övüle bitirilemiyordu.
Evet, ne oldu?
Olan şu: Genelkurmay Başkanlığı, hükümetin YÖK girişimine karşı yazılı açıklama yaptı...
Olan buysa, hükümet ve hükümete yakın yayın organlarının Genelkurmay Başkanlığı'nı eleştirmeleri, suçlamaları gerekmez mi?
Sanki açıklamayı yapan TÜSİAD veya medyaymış gibi, bu kuruluşlara yüklenmek niye?
Daha kolay olduğu için mi, yoksa, artık ittifaklar dağılıyor mu?
Oysa, bu ittifak zinciri içinde Türk Silahlı Kuvvetleri'nin de bulunduğu izlenimi vermek, hükümet ve AKP sözcüleri için ne kadar önemliydi. Bu yönde mesaj vermeye, şimdi eleştirilen medya organlarının önde gelenleri de, işadamları da ne kadar özen gösterirlerdi...
Genelkurmay Başkanlığı'na açıklama yaptıran, hükümete yakın yayın organlarının iddia ettikleri gibi, TÜSİAD veya medya değil, hükümettir. Hükümetin, imam hatiplerle ilgili düzenleme yapmak konusundaki aceleci ve ısrarcı tavrıdır.
Daha önce aynı konudaki girişimini Genelkurmay Başkanı Org. Hilmi Özkök'ün Başbakan Erdoğan'la yaptığı görüşme sonrasında geri çeken hükümet, bu kez, yerel seçimlerde elde ettiği başarının da etkisiyle yeniden hamle yapmıştır.
Peki bu kez, açıklama yapmadan önce Genelkurmay Başkanı Org. Hilmi Özkök, bir öncekine benzer bir girişimde bulunmamış mıdır? Başbakan Erdoğan'a imam hatiplerle ilgili bu girişime karşı olduklarını iletmemiş midir? İşaretlere bakılırsa iletmiş olması yüksek olasılıktır.
Ancak, hükümet, ana muhalefetten de, askerden de, üniversitelerden de diğer kesimlerden gelen eleştiri ve itirazları dikkate almadan, milletvekili çoğunluğuna güvenerek, yasa tasarısını Meclis'e göndermiş ve komisyondan geçirmiştir. Genelkurmay açıklaması bu aşamada gelmiştir.
Şimdi hükümetin önünde iki yol var...
Ya Genelkurmay'ın açıklamasını dikkate alarak yasa tasarısını geri çekecek; ya da bu askerin işi değil hükümetin işidir, diyerek, tasarıyı yasalaştıracak ve arkasında duracak...
"Arkasında durmak" ayrı bir önem taşıyor. Tasarının yasalaşması halinde Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer'in veto etmesi yüksek olasılık. Bunu hesaplayarak yasayı "nasıl olsa Çankaya veto eder, biz de tabanımıza dönüp sözümüzü tuttuk imam hatip yasasını çıkardık ama Cumhurbaşkanı'yla, asker engelledi, deyip zevahiri kurtarırız yoluna sapmak" da, Genelkurmay'ın istediğini bir başka yolla yerine getirmek anlamı taşır. Ki bu da tasarının arkasında durmamak demektir. Başka yasalarda olduğu gibi vetoya rağmen ısrar edip ikinci kez yasayı çıkarmak, arkasında durmak olur. Diğeri ise göz boyamak...
"Demokrasilerde askerin yeri" konusunda vaaz verenlerin de hükümetin arkasında durmaları gerekir. Açıklamayı yapan Genelkurmay Başkanlığı olunca, ağız değiştirip, "hükümet de niye böyle hatalar yapıyor ki, şimdi imam hatiplerin sırası mıydı, tabii ki asker de açıklama yapar" yollu, köşeden hızlı adımlarla uzaklaşmaya çalışmaları, alıştığımız efeliklerine yakışmıyor.
Hilmi Paşa aynı Hilmi Paşa, hükümet aynı hükümet, köşeler aynı köşeler, AB aynı AB, TÜSİAD aynı TÜSİAD değil mi?
Ne oldu?
Nasrettin Hoca'nın evin bodrumunda kaybettiği yüzüğünü kapının önünde araması gibi, Genelkurmay dururken, TÜSİAD ve medyaya yüklenmek niye?

fbila@milliyet.com.tr








Çetin ALTAN
Kırk küp, kırkının da kulpu kırık küp...

Melih AŞIK
Öylesine lügat

Fikret BİLA
Ne oldu?

Hasan CEMAL
Bir mum yakmak!

Güneri CIVAOĞLU
Perde

Can DÜNDAR
"Yattıklarımızla kardeş gibiydik"

Abbas GÜÇLÜ
İmam hatipler kapatılsın, seçmeli din dersi konsun

Mehmet Y. YILMAZ
Tanrı'ya çok şükür ki; anneler var..

Hasan PULUR
Hiciv mizah üzerine...

Derya SAZAK
Erguvan Kapısı

Ece TEMELKURAN
Neo-liberal olmazsa Neo-zen olur!

Osman ULAGAY
Hükümet ekonomiyi nasıl raydan çıkarır?

Güngör URAS
Dolar fiyatı "halkımızın başını döndürüyor"

Serpil YILMAZ
Olumsuz görüşler su yüzüne çıkıyor

© 2004 Milliyet