Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim 09 Mayıs 2004 / Pazar  
Bugünkü Milliyet Gazetesi      Business      Otomobil      Popüler Kültür      Cumartesi      Pazar      Ege  
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik
Erguvan Kapısı


Oya Baydar'ın son romanının adı: Erguvan Kapısı.
'Kurtarmak için kayıp ruhunu şehrin
Gizli, viran bir kapıdan giriyor
Erguvan kapısından
Başında erguvan tacı,
Erguvan giyinmiş
Yaraları erguvan
Münkir bir keşişin gölgesinin ardından
Kutsal bilgeliğe doğru yürüyor
Erguvan Kapısı, 'bir İstanbul masalı,' yüzlerce yıl önce bir manastırda, kutsal metinleri el yazmasıyla çoğaltmaktan gözlerinin feri dönmüş Bizanslı bir keşişin tarihle şakalaşması ya da kadere isyanı olan büyülü dizelerin peşine takılıp İstanbul'a, Erguvan Kapısı'nı aramaya dönen Teo'nun öyküsüyle başlıyor. Ancak bu masalın televizyon dizilerinden farkı Boğaz'ın erguvan ağaçlarıyla kaplı tepelerindeki 'öteki İstanbul'da geçiyor olması. Devrimci örgütler, yargısız infazlar, inançlar ve kurbanlar.
Gizemli bir Bizans dizesinin şifreleri üzerine bir siyasal roman yazmış Oya Baydar. Daha önceki yapıtı Sıcak Külleri Kaldı ile 2001 Orhan Kemal Roman ödülünü almıştı.
Erguvan Kapısı'nda inanç ve kimlik arayışı temasını ölüm oruçları üzerinden işliyor.
Babası Paris'te bir devlet görevlisi iken cinayete kurban giden Derin'in, oğlunu yargısız infaza kurban vermiş Ülkü'nün, ölenlerin izlerini sürerken İstanbul'un tepelerinde 'varoşların prensi' devrimci örgüt liderleriyle yakınlaşmalarının serüveni. Örtülü aşkların, ölü çocukların Umut'ların, Özgür'lerin öyküsü.
İsyan günleri, F tipleri, ölmeye yatanlar.
'Yaşama ölümle varılmıyor, ölümden yaşam doğmuyor' diye yazanlar.
Güldalı gibi kendini feda edenler...
Ve Erguvan ağaçlarının çiçekleriyle örtülü Boğaziçi'nde tepelerin ardındaki İstanbul. Ön tarafta denize bakan villalar, korunaklı siteler. 1970'lerde Tepeler Halk Cumhuriyeti diye anılan, şimdilerde İslami kesimin, tarikatların, cemaatlerin mekânı haline dönüşen varoşlar.
Eski tüfek bir İşçi Partili, 'Biz bu tepelerin aristokratlarıydık' diye anlatıyor. 1990'larda neler yaşanmadı ki, o mahallelerde. Karakollar kuruldu, işgaller, isyanlar oldu. 19 Aralık'ta 'hayata dönüş' adı altında yaşamlar söndü. 2000'lerde ölüm oruçları başladı.
Oya Baydar'ın romanı Bizans'tan günümüzün Türkiye'sine sürükleyici bir yolculuk.
Nisan yağmurlarıyla beraber hücresinde baharın kokusunu duyan Tekirdağ F Tipi Cezaevi'nden Ercan Kutlu'nun ve 1 Mayıs'ları hücrede kutlayan onlarca tutuklunun mektuplarıyla aynı gün Erguvan Kapısı'nı masamda buldum.
Görülmüştür damgalı.
El yazısı haberler:
Ölüm orucunda can verenler 110 oldu!


dsazak@milliyet.com.tr








Çetin ALTAN
Kırk küp, kırkının da kulpu kırık küp...

Melih AŞIK
Öylesine lügat

Fikret BİLA
Ne oldu?

Hasan CEMAL
Bir mum yakmak!

Güneri CIVAOĞLU
Perde

Can DÜNDAR
"Yattıklarımızla kardeş gibiydik"

Abbas GÜÇLÜ
İmam hatipler kapatılsın, seçmeli din dersi konsun

Mehmet Y. YILMAZ
Tanrı'ya çok şükür ki; anneler var..

Hasan PULUR
Hiciv mizah üzerine...

Derya SAZAK
Erguvan Kapısı

Ece TEMELKURAN
Neo-liberal olmazsa Neo-zen olur!

Osman ULAGAY
Hükümet ekonomiyi nasıl raydan çıkarır?

Güngör URAS
Dolar fiyatı "halkımızın başını döndürüyor"

Serpil YILMAZ
Olumsuz görüşler su yüzüne çıkıyor

© 2004 Milliyet