Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim 09 Mayıs 2004 / Pazar  
Bugünkü Milliyet Gazetesi      Business      Otomobil      Popüler Kültür      Cumartesi      Pazar      Ege  
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik
Hükümet ekonomiyi nasıl raydan çıkarır?


Devlet Bakanı Ali Babacan, Forum İstanbul'da yaptığı konuşmada, "karamsarlık sorunu"na değindi, ekonomimizde defalarca yaşanmış olan hayal kırıklıklarının bu sorunun aşılmasını zorlaştırdığını anlattı. Ancak Sayın Babacan'a göre "Türkiye'de hiçbir şey eskisi gibi değildi artık" ve "kriz sözcüğünü sözlüklerden çıkarma" zamanı gelmişti.
"Kriz" sözcüğünden ne kadar bıkmış olduğunu defalarca yazmış biri olarak benim, Babacan'ın bu önerisine sıcak bakmamam olanaksız. Ne var ki "kriz" sözcüğünü sözlüklerden çıkarmanın yeni ekonomik krizleri önlemeye yetmeyeceğini de biliyorum. "Biz bu işi öğrendik, piyasalar da bize güveniyor" havasına girip bildiğini okumaya başlayan bir hükümetin ekonomiyi rayından çıkarmasının ne kadar kolay olduğu da ortada.
İktidardaki Ak Parti hükümetine haksızlık etmek istemiyorum; özellikle geçen yıl yaşanan ünlü "tezkere krizi"nden bu yana ekonomiyi rayından çıkaracak şeyler yapmamaya özen gösterdi bu hükümet. Zaman zaman çatlak sesler çıktı hükümetten ama bunlar hatalı kararlara ve uygulamalara dönüşmedi.

Tehlike işaretleri
Ali Babacan'ı dinlerken hükümetin bundan sonra da ekonomiyi rayından çıkaracak büyük hatalar yapmayacağı, günlük siyasi hesaplarla bir çuval inciri berbat etmeyeceği izlenimini ediniyor insan. Ancak hükümet, Ali Babacan'dan ibaret değil ve son haftalarda gündemi meşgul eden kimi gelişmelere, sergilenen kimi tavırlara ve yapılan kimi açıklamalara bakınca, bu hükümetin de ekonomiyi rayından çıkarabileceğini düşünmeden edemiyor insan.
Bir kere ciddi itirazlara karşın YÖK yasasını çıkarma girişimi gibi ülkede gerilimi artıracak girişimlerin, şu anda bir kararsızlık içindeki piyasaları olumsuz etkilemesi kimseyi şaşırtmasın.
Ak Parti yönetimi bunun ne kadar farkında bilmiyorum ama mali piyasaları etkileyecek konumdaki birçok kişinin gözünde yeterli güveni kazanabilmiş değil hükümet. Hatta "döviz patlasa da boyunun ölçüsünü alsa bu hükümet" diyenler bile var. Hükümet gerilim yarattığı ölçüde bu tür tepkiler de yaygınlaşabilir ve piyasalardaki dalgaların boyunu artırabilir.
İkincisi, Başbakan Erdoğan'ın IMF ile ilişkilerin sürekliliğiyle ve faiz dışı fazla oranıyla ilgili olarak yaptığı açıklamalar, birçok kimsenin kafasında soru işaretleri yaratıyor. Bu hafta ülkemizde bulunan IMF Başkan Yardımcısı Anne Krueger de, İzmir İktisat Kongresi'nde Sayın Erdoğan'ı dinledikten sonra bu kişiler arasına katılmış olabilir. Bayan Krueger'in Forum İstanbul'da yaptığı konuşmada, IMF programlarını sonuna kadar uygulamanın faziletlerini vurgulamaya özen göstermesi boşuna değildi herhalde.
Üçüncüsü, hükümet yetkilileri, piyasaların her zaman kendi dengelerini bulacağına biraz fazla inanmış görünüyor. Özellikle mali piyasaların belli ortamlarda dengeden uzaklaşan bir davranış biçimine kayabildiğini biliyoruz.

Kırılgan ortam
Mali piyasalarda kırılganlığı artıracak iç ve dış gelişmelerin gündemde olması da bu noktada hükümetin hata yapma lüksünün bulunmadığını düşündürüyor. Bu gelişmelerin başlıcaları şunlar:
  • Türkiye'nin cari işlemler açığının hissedilir oranda büyümesi ve bu büyümenin bu yılın ilk dört ayında artarak sürmesinin beklenmesi. Bu gelişmenin "döviz kurları" yükselecek beklentisini tetikleyerek sermaye hareketlerini olumsuz etkilemesi ve büyüyen dış açığın finansmanında sorun çıkabileceği kaygısı yaratması da gündeme gelebilir.
  • ABD faizlerinde yükselişin gündeme gelmesi. Bu gelişme Türkiye gibi 'yükselen pazar' ülkelerinin yaşadığı eurotahvil balayının bitmekte olduğunu ve uluslararası piyasalardan borçlanmanın bedelinin artacağını düşündürüyor.
  • Petrol fiyatlarının son 14 yılın en yüksek düzeyine sıçraması. Bu artış kalıcı olursa, bunun dünya ekonomisine ve doğrudan Türkiye ekonomisine bir ek yük getirmesi kaçınılmaz.
  • Yanı başımızdaki Irak'taki kargaşa. Irak'ta bundan sonra neler olacağını ve bunun bize nasıl yansıyacağını kimse bilmiyor.

  • Bu tür gelişmelerin de gündemde olduğu bir ortamda atılacak hatalı adımların ekonomiyi raydan çıkarması hiç de zor değil. "Kriz" sözcüğünü duymak istemeyen hükümetin hatadan kaçınması gerekiyor.

    oulagay@milliyet.com.tr







    Çetin ALTAN
    Kırk küp, kırkının da kulpu kırık küp...

    Melih AŞIK
    Öylesine lügat

    Fikret BİLA
    Ne oldu?

    Hasan CEMAL
    Bir mum yakmak!

    Güneri CIVAOĞLU
    Perde

    Can DÜNDAR
    "Yattıklarımızla kardeş gibiydik"

    Abbas GÜÇLÜ
    İmam hatipler kapatılsın, seçmeli din dersi konsun

    Mehmet Y. YILMAZ
    Tanrı'ya çok şükür ki; anneler var..

    Hasan PULUR
    Hiciv mizah üzerine...

    Derya SAZAK
    Erguvan Kapısı

    Ece TEMELKURAN
    Neo-liberal olmazsa Neo-zen olur!

    Osman ULAGAY
    Hükümet ekonomiyi nasıl raydan çıkarır?

    Güngör URAS
    Dolar fiyatı "halkımızın başını döndürüyor"

    Serpil YILMAZ
    Olumsuz görüşler su yüzüne çıkıyor

    © 2004 Milliyet