Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim 09 Mayıs 2004 / Pazar  
Bugünkü Milliyet Gazetesi      Business      Otomobil      Popüler Kültür      Cumartesi      Pazar      Ege  
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik
Olumsuz görüşler su yüzüne çıkıyor


Ekonomi dünyasının etkin birimlerinin başkanları, hükümete ara karne vermek icap etseydi ne not verirlerdi?
Ben böyle bir anket yapmadım. Yalnız Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu'nun, Yabancı Sermaye Derneği (YASED) Başkanı Şaban Erdikler'in ve İstanbul Ticaret Odası (İTO) Başkanı Mehmet Yıldırım'ın çeşitli vesilelerle görüşlerini alt alta koyduğumda, hükümetin not ortalaması düşük çıktı. Hükümetin Kıbrıs, AB, ABD politikaları destek bulsa da, ekonomi alanında durum pek parlak değil.
Kaldı ki dış politikaya not vermek için AB'nin kararını bekleyenleri, bu sütunlara eklemiyorum.
Hisarcıklıoğlu, AB şöleni haline dönüşen Almanya'nın Köln kentindeki Türk - Alman Sanayi Odası toplantısında sadede gelerek, yani ekonomiye dikkat çekerek, beklentilerin kuvvetlendiği sinyalini veriyordu.
Bir grup gazeteci ile birlikte YASED Başkanı Erdikler'i dinledim; duyduklarım, iş dünyasından bugüne kadar yapılan en somut eleştirileri içeriyor. Erdikler, Başbakan Tayyip Erdoğan'a besledikleri umudun boşa çıktığını söylüyor. Bu hüsranın nedenini sorduğumda ise "3 Kasım seçimlerinden önce bizi ziyaret eden tek siyasetçi Erdoğan'dı. İktidara geldiklerinde üyelerimiz Erdoğan'ın fahri üyeliğini bile düşündü" yanıtını veriyor.
Beklenti büyük olunca, tepkinin dozu artıyor. "Sürdürülebilir büyüme olmadığı takdirde, borç taahhütlerini yerine getirmekte zorlanırız. Hükümet kendi politikalarını yaratamıyor. Politika üretmedeki zafiyet, halkın irrasyonel tepkisine yol açıyor. Seçmen kitlesi bu nitelikte olunca, partiler de; Kürtçülük, din, Kemalizm gibi mesajlara sığınıyorlar. Siyasette kırılma noktaları ortaya çıkıyor" diyor Erdikler. Erdikler'in sözleri; hükümetli YÖK arasındaki imam - hatip tartışmasına katılan Genelkurmay'ın önceki gün yaptığı, "Laik eğitim ilkelesi zedelenecek" uyarısını değerlendiriyor gibi. Erdikler, hükümetin yabancı sermaye çekme konusunda aldığı kararları uygulamakta gecikmesi bir yana, mevcut kazanımlardan da taviz verdiğini belirtiyor.
Mart ayında Türkiye'ye gelen dünyanın önde gelen 19 şirketinin tepe yöneticisiyle toplantılar yapılmış, kararlar alınmıştı. Erdikler "Hiçbiri hayata geçmedi" diyor.
Ortaya çıkan tablo, yabancı sermaye açısından enflasyonun düşmesine, bürokratik işlem sayısının azalmasına rağmen iç açıcı görünmüyor. Teşvik ve vergi sisteminde avantajlar isteniyor.
Yabancı sermaye kendine sunulan avantajlarla yatırımını yapacağı ülkeyi seçiyorsa, Türkiye de aynı ligin oyuncusu olmak zorunda. İyi de nasıl olacak? Dış borç yükü altındaki Türkiye, gelir kalemlerinden vazgeçebilir mi? Türkiye'de vergi denetimi oranı yüzde 3'lerde kalırken, aynı oran yabancı sermaye üzerinde yüzde 90'lara ulaşıyor. Çünkü yabancı sermaye vergi mükellefi.
İTO Başkanı Yıldırım...
Yıldırım, Türkiye'nin 15 milyon işsize yatırım yapacak girişimciye ihtiyacı olduğunu vurguluyor ve şunları söylüyor:
"Kendim dahil kimse yatırım yapmıyor. Parası olan Borsa'ya, dövize yöneliyor. Yabancı sermaye de vergi ve adalet sistemine güvenmediği için gelmiyor. Ekonomi kırılganlığını koruyor. IMF'den 20 milyar dolar kredi kullandık, 11 milyar dolar faiz ödedik. Hem de Türk halkına yüzde 1.5 - 2 oranında faiz verilirken, IMF'ye yüzde 8 - 10 ile borçlandık."
"Sürdürülebilir büyümenin" yanı sıra tartışılan bir başka konu da "yapabilirlik"...
İş dünyasından gelen eleştirileri toparlıyorum: "Başbakan emri ile kapı açılıyor, bürokrasi kilitlendi. Kamu yönetimine yetersiz kadrolar atandı. Türk ekonomisini düzeltici karar alacak kurum yok."
Vekâletle yönetilen kurumları saysam yerim yetmez. 15 günlük sürelerle vekâlet edilen Hazine'den başlayayım isterseniz...
Bundan sonra tartışacağımız önemli konuların başında ne gelecek derseniz, size rahatlıkla "Atanmışların zafiyeti" cevabını verecek çok sayıda kişi sayabilirim.
Hükümet IMF ile yeni bir sürece girerken, dışarıda olduğu kadar içeride de çok sıkı didiklenmeye başladı. Bütün bu sıkıntılar yetmezmiş gibi, imam hatipler meselesini sistem sorunu haline getirerek, tüy de diktiler. Kolay gelsin.

syilmaz@milliyet.com.tr







Çetin ALTAN
Kırk küp, kırkının da kulpu kırık küp...

Melih AŞIK
Öylesine lügat

Fikret BİLA
Ne oldu?

Hasan CEMAL
Bir mum yakmak!

Güneri CIVAOĞLU
Perde

Can DÜNDAR
"Yattıklarımızla kardeş gibiydik"

Abbas GÜÇLÜ
İmam hatipler kapatılsın, seçmeli din dersi konsun

Mehmet Y. YILMAZ
Tanrı'ya çok şükür ki; anneler var..

Hasan PULUR
Hiciv mizah üzerine...

Derya SAZAK
Erguvan Kapısı

Ece TEMELKURAN
Neo-liberal olmazsa Neo-zen olur!

Osman ULAGAY
Hükümet ekonomiyi nasıl raydan çıkarır?

Güngör URAS
Dolar fiyatı "halkımızın başını döndürüyor"

Serpil YILMAZ
Olumsuz görüşler su yüzüne çıkıyor

© 2004 Milliyet