Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim 12 Mayıs 2004 / Çarşamba  
Bugünkü Milliyet Gazetesi      Business      Otomobil      Popüler Kültür      Cumartesi      Pazar      Ege  
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik
Altın Oran: Anne!

Mükemmel bir ilişki ister misiniz? Tek yapmanız gereken, doğru örneği keşfetmek!


Erkeklerin her zaman annelerine benzeyen bir kadınla evlendikleri söylenir. "Anne", bir erkek için, kendisini her şeyiyle sevdiğini bildiği kadın tipini temsil eder. Bu sevgi bütün duygusal ihtiyaçlarını doyuracak niteliktedir. Sever, korur, yanlış davranışları için ceza verir, doğru yolu bulmasına yardımcı olur. Bu ilk örneğin ardından karar verilir, "sevgi böyle olmalıdır". Ya da belki ilk ilişkinin anneyle yaşanması nedeniyle bütün ilişkilere bu örnek üzerinden değer biçilir.
Yani iyi bir ilişkiniz olsun istiyorsanız yapmanız gereken, hem bir annenin ödül verme gücünü takınmak hem de çocuğu yanlış davrandığı zaman onu cezalandırdığı gibi erkeğe ceza verebilmektir. Bir anne çocuğunu cezalandırdığı halde nasıl aynı zamanda sevgisi de devam ediyorsa ve bu sevgi cezayı daha da etkili kılıyorsa, elbette siz de verdiğiniz cezayı gizli bir sevgiyle paketlemeyi unutmamalısınız. Ama sevginizin dozunu da kaçırmamaya bakın. Çocuğun psikolojik dengesini korumak için uzmanlar uyarır hani: "Cezalandırdıktan hemen sonra ona sevgi göstermek gibi cezanın tam tersi bir davranış içine girmeyin" derler. Çocuğun "dengesi" bozulur, verilmiş olan ceza da etkisini yitirir.
İşte Bilirkişi olarak yazıyorum:
"Anne" sadece bizi dünyaya getiren kişiye verilen bir isim gibi görünse de, gerçekte öyle bir "Altın Oran" ki, bu "öğrendiğimiz" ilk model hayatlarımız boyunca her hareketimizin belirleyicisi olup çıkıyor.
Bilirsiniz, hayatta her şeyin bir oranı vardır. Hiçbir şey ya iyi ya da kötü değildir. Hep biraz ondan, biraz da öbüründen vardır. Biri olmazsa öbürünün değeri bilinmez. Hayatın ritmidir bu, dengesidir.
Bir annenin "örnek" alınması gerektiğini söylerken demek istediğim, sevgilinize ya da kocanıza bir anne gibi davranmanız gerektiği değil. Burada önemli olan, "anne"nin temsil ettiği dengeyi kendinizde sağlayabilmenizdir. Onun güvenli kuşatmasını, cezalandırıp yanından uzaklaştırmasını...
Bir annenin bizim için taşıdığı anlam, temsil ettiği duygu haritası, birçok şeyi doğru anlayabilmek için en iyi "örnektir".
Böyle bir durumu göz ardı edip de niye sil baştan keşiflerin peşine düşeceksiniz ki? İyi ve sağlıklı bir ilişki için erkeğin annesine yakın durmakta fayda var derim.
İşte mükemmel ilişkinin formülü: Biraz ödül olarak sevgi, biraz da sevgiyle harmanlanmış ceza.
Bugünkü yazımın ana fikri şu:
Annelerin günü kutlu olsun. Onlardan öğrenecek ne çok şeyimiz var.
İyi oyunlar herkese...

Öptüm sizi

"Yılın Annesi" seçimleri hakkında bir arkadaşımla konuşuyorduk. "Hep zor durumdaki anneler yılın annesi seçiliyor ya, hani çocuklarının iyiliği için uğraşanlar" diye gayet doğal anlatıyor arkadaşım. "Kim seçildi mesela? Zor durumda olup da seçilmiş bir 'Yılın Annesi' hatırlıyor musun?" dedim, aklına isim gelmedi. Aslında bu normal, çünkü zor durumdaki insanların isimleri yoktur, hikayeleri vardır. Ama ben ona daha önceki yıl Pınar Altuğ'un "Yılın Annesi" seçildiğini hatırlatınca omuzları çöktü, "Annelik de reklama kurban oldu yani" dedi. Bakalım bu yıl kim "Reklam Annesi" seçilecek? Öptüm ben seçenleri.

Çekinmeyin, Sorun! Daha İyisini Bileniniz Varsa da Anlatsın!

"Terk edildiği için kızlara güveni sarsılmış!"
Fena halde aşığım. O da aynı şekilde ama bence o daha çok seks anlamında benden kopamıyor. Sürekli arıyor, beni özlediğini söylüyor ama ben böyle bir ilişki istemiyorum. Ona da söyledim. İlişkiye hazır olmadığını ama bana karşı özel bir durumu olduğunu söyledi. Üç yıldır bu durumdayız. Tanıştığımızda dört yıllık bir ilişkisi vardı ve kız bunu terk etmişti, yaralı durumdaydı yani. Başlarda her şey güzeldi ama zamanla sorunları olduğunu anladım, kendimi geri çekmeye çalıştım ama olmadı işte. Ayrıca birlikte olduğum ilk erkek ve benden 10 yaş büyük (ben 26 yaşındayım). Bana karşı bir şeyler hissettiğini biliyorum ama terk edildiği için kızlara olan güveni sarsılmış. Bu yüzden duygusal anlamda hep geride duruyor. Yaşadığımız sadece seks ilişkisi de değil gibi, çünkü beni annesiyle ve yakın arkadaşlarıyla da tanıştırdı. Sanki ilişkimiz varmış gibi sahiplenici tavırlar içinde. Yine de sonuçta ortada bir belirginlik yok işte. Amacı sadece yatmak olsa bunca zaman aramaz diye düşünüyorum. Sizce onu kıvama getirmek için ne yapmalıyım? Benim ona duygusal zaafım, onun da bana seks anlamında zaafı var. Ne olur yardım edin!
E.Y.

* * *

"Kadınlar özellikle duygusal konularda acımaya çok yatkındırlar. Örneğin kız arkadaşından tekme yemiş bir erkek, kadınlar için inanılmaz büyük bir acıma kaynağıdır. Erkeğin ne kadar yıkıldığını anlatması, duygusal olarak içinde bulunduğu çöküntüyü gerektiğinde gözyaşlarıyla göstermesi, kadının ona başlangıçta bir anne, ardından da ateşli bir sevgili ruh haliyle sarılmasına neden olur." Bu alıntı "Kadınları Kullanma Kılavuzu" isimli kitabımdan... Sevgiliciğinizin oyununa gelmişsiniz yani. Hem üç yılda kıvama getiremediğiniz bir erkeği daha nasıl tava getireceksiniz? Üç yılda bile bir ilişkiye hazır olmayan bir erkeğin sevgiliniz olması için hâlâ uğraşacak mısınız? Unutmayın, erkekler asla hazır olmazlar, bir kadının gelip kendileriyle ilgili karar vermesini beklerler. Tabii bu kararlılığı daha baştan göstermeniz gerekiyordu. Artık iş işten geçmiş. Sizi ancak bu tecrübeyi değerlendireceğiniz yeni bir ilişki paklar derim.

www.ilhanuckan.com



CUMARTESİ
Nişantaşı baharı karşılıyor
"Annem beni lunaparkta gondola bile bindirmezdi"
Tam mevsimine göre Ege yemekleri
Annelere hediyeler
"Pırlanta nefes" ile mutlu ol
Austin Powers modası
İstanbul'da müzikli "erguvan zamanı"
Annenizi pikniğe götürebilirsiniz
Hipnoz





Donatella Piatti
Sarıkız''ın Anıları
Tuba Akyol
İlhan Uçkan
© 2004 Milliyet