Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim 12 Mayıs 2004 / Çarşamba  
Bugünkü Milliyet Gazetesi      Business      Otomobil      Popüler Kültür      Cumartesi      Pazar      Ege  
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik
Dünyada 'bol para'ya vedanın sancıları


Dünya hisse senedi borsalarında keskin düşüşler yaşandı önceki gün. ABD'de Dow Jones endeksi geçen yılın aralık ayı ortalarından bu yana ilk kez 10.000'in altına indi.
Yılbaşına göre % 4.4 kayıpta olan Dow Jones endeksinin 9.500 puana kadar düşebileceği tahminleri yapılmaya başlandı. İleri teknoloji şirketlerinin hisselerini içeren Nasdaq endeksi de kan kaybetmeye devam etti ve yılbaşındaki düzeyinin % 5.4 altına indi. Hemen tüm Avrupa hisse senedi borsalarında da ciddi düşüşler yaşandı haftanın ilk gününde. Japonya borsasındaki düşüş % 5'e yaklaşırken bazı önemli 'yükselen pazar' borsalarında ise daha da yüksek oranlı düşüşler yaşandı; Brezilya borsası % 5.4, Güney Kore borsası % 5.7 değer yitirdi. ABD Merkez Bankası'nın (FED) faiz artırımının artık çok yakın görünmesi 'bol para' döneminin sonunu simgelediği için dünya borsalarını vurdu.
Öte yandan Türkiye'yi de içeren 'yükselen pazar' ülkelerinin tahvillerinde ciddi fiyat düşüşlerine yol açan satış baskısı da sürüyor. Özellikle "hedge fund" denen spekülatif fonlardan kaynaklanan satışlarla yalnızca geçen hafta içinde 10 milyar dolar mertebesinde paranın 'Yükselen Pazar' (YP) tahvillerinden çıktığı ve ciddi fiyat düşüşlerine yol açtığı belirtiliyor. Daha temkinli davranan emeklilik fonları gibi kurumsal yatırımcıların da bu kervana katılması halinde YP eurobondlarının yeni darbeler yemesi beklenebilir.

Türkiye'ye etkisi
Bu satış eğiliminin sürmesi halinde geçen yıl dünyadaki gözde yatırım araçlarından biri haline gelen YP tahvillerinin bu yıl tam tersine "gözden çıkarılacak yatırım aracı" diye nitelenmesi söz konusu olabilir. Uluslararası piyasalarda yatırım kararlarını verenlerin zaman zaman "sürü güdüsü"ne kapılarak davrandıkları hatırlanacak olursa, YP tahvillerinin bu yıl aslında hak etmedikleri bir toplu satış baskısıyla karşılaşmaları ve yeni değer kayıplarına uğramaları da beklenebilir.
Türkiye'yi de yakından ilgilendiren bu tehlikenin yaklaştığını ilk kez ocak ayı sonunda, Davos'taki Dünya Ekonomik Forumu sırasında hissettim ben ve o günden bu yana yazdığım yazılarımda bu konuya dikkat çekmeye çalıştım. Geçen yıl, özellikle "tezkere krizi"nin ucuz atlatılması sonrasında Türkiye'nin eurotahvilleri iyi prim yapmaya başlamış, faizlerin düşüşe geçtiği ortamda Türkiye'deki yatırım portföylerinin vazgeçilmez araçlarından biri haline gelmişti.
Bu nedenle, bizim dışımızdaki nedenlerle de olsa, bu tahvillerin satış baskısı altında kalması ve değer yitirmesi bizi de ciddi biçimde etkileyecekti.
Ekonomi medyamızın saygın köşelerinde ise (konunun önemini geçen yıldan beri vurgulayan Salih Neftçi dışında) her nedense fazla ilgi görmedi bu konu. Olayın önemini hala küçümseyenler var. Aslında çok da şaşırtıcı değil bütün bunlar. 1998'deki Rusya krizinin önemini küçümseyenler, 2001'de fırtına yaklaşırken pembe tablo çizenler de yok muydu?

'Bol para'nın sonu
Dünya hisse senedi borsalarında ve YP tahvillerinde yaşanan düşüşler, son birkaç yılda benzeri görülmemiş bir para bolluğu yaşayan ve buna koşullanan piyasaların tepkisini yansıtıyor. ABD'nin devasa bütçe ve cari işlem açıklarıyla, eksideki reel faizlerle ve düşük değerli dolarla ekonomik büyümeyi pompaladığı ortamın sonuna gelindiği, FED'in olası faiz artırımlarıyla resmiyet kazanmış olacak ve o noktadan itibaren yeni bir 'oyun' başlamış olacak.
Bu yeni 'oyun'da yüksek petrol fiyatları, yükselen enflasyon, parasal daralma, yükselen faizler gündeme oturacak. Özellikle ABD ve İngiltere'de, düşük ipotek faizleriyle şişirilen konut fiyatları balonunun patlaması ve tüketim harcamalarının kısılması halinde bu 'oyun'a yeni boyutlar da eklenebilecek.
Öte yandan dünya ekonomisinin belirleyici oyuncularından biri haline gelen Çin'in "aşırı ısınan" ekonomisini soğutmak için alacağı önlemler de yeni 'oyun'un unsurlarından biri olabilecek. Şimdi dünya piyasalarında ve borsalarında bu yeni 'oyun'a uyum sağlamanın sancıları yaşanırken bizim de gelişmeleri yakından izlememiz gerekiyor.

oulagay@milliyet.com.tr







Taha AKYOL
Üniversite için yumuşama

Çetin ALTAN
Patlamalar, çatlamalar ve kıpkırmızı gelincikler...

Melih AŞIK
Yorumsuz yorum!

Fikret BİLA
Erdoğan'ın konuşması

Hasan CEMAL
Sağduyu!

Güneri CIVAOĞLU
Düşman / dost

Abbas GÜÇLÜ
Sorunların temelinde 'güvensizlik' yatıyor

Hurşit GÜNEŞ
İthalattaki artışın nedeni kur değil, canlı talep

Nail GÜRELİ
Kurnazlığın böylesi

Sami KOHEN
Kafkasya altüst!

Mehmet Y. YILMAZ
Belli ki Başbakan gerilmiş

Hasan PULUR
Romantik Fenerbahçeli!

Ece TEMELKURAN
En "arka bahçe": İmam hatipleştirilen liseler!

Yaman TÖRÜNER
Ne yapılmalı?

Osman ULAGAY
Dünyada 'bol para'ya vedanın sancıları

Güngör URAS
Halkın güveni sarsıldı

M. Ali BİRAND
AKP, sert yüzünü gösteriyor

© 2004 Milliyet