Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim 13 Mayıs 2004 / Perşembe  
Bugünkü Milliyet Gazetesi      Business      Otomobil      Popüler Kültür      Cumartesi      Pazar      Ege  
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik
Hey Kasımpaşalı, bedenim benim mahallem, uzak dur

Kürtaj karşıtı Bush'u protesto eden kadınlar "Hey kovboy, bedenim benim çiftliğim, uzak dur" dediler


Kadın-erkek eşitliği mevzuunda pozitif ayrımcılık yolda bir yerlerde suya düştü, suyu inek içti, inek dağa kaçtı, dağ da yandı bitti kül oldu ya...
Hakikaten AKP'nin özellikle kadın haklarına ilişkin önerileri, uygulamaları itinayla takip edilmeli. Var olan uygulamaları ne yönde değiştirmeye çalışıyorlar, eski köye ne gibi daha eski adetler yerleştirmeye çabalıyorlar, kadınların lehine hangi durumları "yandı bitti kül oldu"ya getirmeye uğraşıyorlar...
Sanki her fırsatta kadınları ufaktan ufaktan geriye doğru itelemeye çalışıyorlar zira. Mesela şu kürtaj mevzuunda kocanın da rızasının alınmasını önermişlerdi.
Oysa kadın ve erkeğin, ne kadar eşit olsalar da yine eşit olamayacakları tek bir konu varsa eğer, işte o da budur: Hamilelik!
Evet, kadın ne kadar anneyse; erkek o kadar baba. Zaten normali de birlikte oturup karar vermeleri. Ama anlaşamadıkları noktada nihai karar hakkı elbette kadında olmalı. Beden kadının, tercih kadının. Çünkü kadının içinde büyüyor o bebek. Var mı ötesi?
George W. Bush'un kürtaj karşıtı politikalarını protesto etmek için Washington'da 1 milyon kadın yürüdü geçenlerde.
Whoopi Goldberg, Charlize Theron, Helen Hunt, Demi Moore, Sharon Stone, Uma Thurman, Salma Hayek, Cindy Crawford, Pink ve Christina Aguilera da yürüyüşe katılanlar arasındaydı. Ve Hillary Clinton da oradaydı.
Bu yürüyüş esnasında kadınlar Bush'a "Hey kovboy, bedenim benim çiftliğim, uzak dur" diye seslendiler.
Neyse ki Türkiye'de böyle bir protestoya lüzum kalmadı. Çünkü Türk Ceza Kanunu Alt Komisyonu, AKP'nin kürtajda kocanın da rızasının aranması önerisini reddetti. Ve kadının rızasının yeterli olmasına ilişkin mevcut hüküm aynen korundu.
Ama insan merak ediyor tabii. Ya aksi olsaydı? Ya iki arada bir derede, mevcut durum yanıp bitip kül olsaydı da, AKP'nin önerisi kabul edilseydi... Ya kürtajda bundan böyle kocanın da rızası aranacak olsaydı, ya kadının bedeninin üstünde resmen ve alenen söz sahibi olunabilecek olsaydı...
Türkiye'de kaç kişi yollara dökülüp kürtaj hakkını savunurdu?
O yüzden işte, testi kırılmadan yani, en azından var olan haklar göle düşürüldüğü anda, inek içmeden, dağa kaçmadan önce...
Her an hazır ve nazır ve tetikte olmak gerek:
"Hey Kasımpaşalı, bedenim benim mahallem, uzak dur!"

"Uykuya 'Bir çocuğum olursa...' diye düşünürken daldığım çok olur"
Doğa Bekleriz, "Yatmadan önce ne düşünürsünüz?" sorusunu cevaplıyor.


Muyataj, polaristaj, ceyotaj... Sabotaj!

Terlik reklamları yürüdü gitti, yer gök terlik oldu adeta. Seda Sayan'lı Metin Şentürk'lü olanı var. Aysun Kayacı'nın kenardan mevzuya bir dalışı var. Deniz Akkaya'nın ziyadesiyle uzun ama neyse ki ince ayağını (Onun ayağı mı o hakikaten?) bir terliğe sokuşturup sonra püf diye yok olduğu bir reklam var. Varoğluvar.
Geçenlerde Aydın'ın sabah programında, -ben Seda Sayan'dan zaplamış olmalıyım- bir baktım, konuklar ellerinde terlikler, hep birlikte kameraya terlik sallıyorlar. Hediye terlik dağıtılmış programda, o yüzden. Nasıl tuhaf bir görüntü. Enteresan!
Benim çocukluğumda bir tek sabo vardı galiba. Bir "tak tak" sesi kalmış hafızamda. Tahta tabanını taklata taklata gezerdik ortalıkta.
- Tak tak
- Kim o?
- Sabo!
"Sabo" Fransızca'da tahta ayakkabı demek. Fransa'da 1910 yılında demiryolu işçileri tahta ayakkabılarını, yani sabolarını makasların arasına sokarak tren seferlerini aksatmışlar.
Ve... "Siyasi veya ekonomik bir amaçla üretimi aksatmak" anlamına gelen sabotaj, işte buradan -saboyla yapılan eylemden- geliyor. ("Sözlerin Soyağacı- Çağdaş Türkçenin Etimolojik Sözlüğü", Sevan Nişanyan)
İşgal altındaki Iraklıların tankları terlikle dövmesinin de bir nedeni olmalıydı zaten.
Sabah programında hediye edilen o terlikleri (Neydi acaba markası?) neşeyle sallayan kadınların, bu terlikleri evlenme programından çıkıp ha bire sabah programlarına konuk olan bilumum çiftlerin kafasına fırlattıklarını hayal etsenize... "Aa yetti ama!" diye.
Yeni bir kelimemiz olabilirdi belki o zaman: Muyataj, polaristaj, ceyotaj...

Burcunu söyle...

Ne kadar müminsiniz? Bana burcunuzu söyleyiniz, size dini tutum ve davranışlarınızı açıklayayım. Ben değil tabii. Kahramanmaraş'ta İlahiyat Fakültesi'nde yardımcı doçent olan Halil Apaydın açıklıyor. Zira burçlar ile dini tutum arasındaki ilişkiyi inceleyen bir araştırma yapmış. En mümin burç 138.58 ile Oğlak çıkmış. Dine nispeten uzak duran burç ise 126.48 puan ile Başak.
Sıralamayı da vereyim, merakta kalmayın. (En müminden az mümine göre doğru:) Oğlak, Balık, Akrep, Yay, Aslan, Terazi, Kova, Koç, Boğa, İkizler, Yengeç, Başak.
Tayyip Erdoğan, Balık; Necmettin Erbakan, Akrep; Bülent Ecevit, İkizler; Deniz Baykal, Yengeç.
Astroloji ile İslam'ı yan yana düşünemeyen ve böyle bir araştırmayı da direkt "saçma" diye niteleyenlerdenseniz, şunu da eklemek isterim:
Araştırmayı yapan Halil Apaydın Yengeç burcundanmış.

tubaakyol@milliyet.com.tr





CUMARTESİ
Nişantaşı baharı karşılıyor
"Annem beni lunaparkta gondola bile bindirmezdi"
Tam mevsimine göre Ege yemekleri
Annelere hediyeler
"Pırlanta nefes" ile mutlu ol
Austin Powers modası
İstanbul'da müzikli "erguvan zamanı"
Annenizi pikniğe götürebilirsiniz
Hipnoz





Donatella Piatti
Sarıkız''ın Anıları
Tuba Akyol
İlhan Uçkan
© 2004 Milliyet