|
 |
|
|
Ekonomiyi hafife almak doğru değil
Satır Arası / Deniz Sipahi
Uzunca bir süredir hükümet ekonomide her şeyin iyi gittiğini söylüyordu.
Ne oldu da; bir hafta içinde doların ateşi yükseldi, Hazine faizi yüzde 29'lara kadar çıktı, borsa tepe taklak oldu. Demek ki; siyaset yapma zamanı değilmiş.
Rayına girdiği söylenen ekonominin temel dengeleri hala kırılganmış.
AKP, Amerikan ekonomisinin canlanma sinyalleri verdiği, dolayısıyla Amerikan Merkez Bankası'nın faiz artışına hazırlandığı, bu hazırlık nedeniyle Türkiye'deki yabancı yatırımcıların Türkiye'den çıkmakta olduğu bir dönemde YÖK tartışmalarını başlattı.
Üstelik cari açık 2001 kriz öncesini hatırlatan seviyelere ulaşmışken, bankalar açık pozisyonları kapatma telaşına girmişken bu siyasi manevralar yapılıyor.
Siyasetteki gerginlikler aslında yapay gündemlerden kaynaklansa da; ekonomimizdeki sorunlar, siyasete kıyasla çok daha gerçek ve ciddi gözüküyor.
* * *
Başbakan en kritik günlerde, devletin harcamalarını artıracağını söyleyerek, ekonomide dengelerin ve güvenin iyice sarsılmasına yol açıyor. İnsanların kafasında ise yeniden bir ekonomik krize mi giriyoruz endişesi oluşuyor.
Bunu da İzmir'deki 4'üncü Türkiye İktisat Kongresi'nin açılış konuşmasında yapıyor.
Bir iki aydır yazılarımda ekonomideki ciddi sorunlara dikkat çekmeye çalışıyordum.
Piyasalardan alınan sinyaller ekonominin bozulacağının işaretlerini veriyordu.
Cari işlemler açığı, ithalat - ihracat rakamları, Türk lirasının uzun süredir aşırı değerli olması, piyasaya yön verenleri endişelendiriyordu.
Ocaktan sonra şubat ayı cari açığının da 2 milyar dolar gibi çok yüksek çıkması, bu tedirginliği doğruladı.
* * *
Şimdi uzmanlar cari açığın bu yıl 12 milyar dolara çıkacağını söylüyor.
Dikkatinizi çekerim.
Türkiye 2001 krizine cari açığı 9 milyar dolarken girmişti; sonuçlarının ne kadar dramatik olduğunu hep beraber yaşadık.
Bir iki hafta önce Çiğli Organize Sanayi Bölgesi'nde ve Denizli'de birçok tekstil işçisinin işsiz kaldığını yazmıştım.
O dönemde 10 bin civarında olan işsizlerin bugün daha da arttığı söyleniyor.
Türkiye, ekonomideki temel sorunlarına kalıcı çözümler aramalıdır.
Politikacılar ise bu sorunlarımızın ciddiyetini fark etmezmiş gibi davranıyor.
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, TBMM Genel Kurulu'nda görüşülmeyi bekleyen ve çeşitli kesimlerden sert tepki alan YÖK Yasası taslağını geri çekmeyecekleri mesajları veriyor ve diyor ki...
"Bilgi toplumuna geçiş için gerekli reformları yapmak kolay değil. Bu adımlarda zorlanacağız ama atacağız. Bunun için gerekli güçlü liderlik ve siyasi kararlılık bizde var..."
* * *
Bence piyasaların, kamuoyunun duymak istediği cümleler bunlar değil.
Türk Lirası uzun süredir olması gerekenden daha değerli durumda.
Piyasalar bunun sonuçlarını çoktandır hissediyordu.
Hükümet yalancı baharın havasına kendisini kaptırdı ve genel gidişata müdahale etmedi.
"Nasıl olsa serbest kur var" diyerek, ekonominin gerçeklerini hafife aldı.
Sonuç olarak...
Biz bu gidişatın iyi olmadığını çok önceden haberdar ettik.
İzmir'den gelen sinyaller iyi değildi ve sorunların bölgesel olmadığı çok açıktı.
dsipahi@milliyet.com.tr
|
|
|

|