Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim 13 Mayıs 2004 / Perşembe  
Bugünkü Milliyet Gazetesi      Business      Otomobil      Popüler Kültür      Cumartesi      Pazar      Ege  
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik
En büyük geyik...

Dokuz / Rıza Tuyuran

Futbol takımları, eksiklerine göre yaptığı araştırmalar ışığında transfer yapar. Hesap, plan ve programlar yeni sezona endekslenir. Sezona başlarken 30 kadar oyuncu olur.
Bu kadroda biten sezondan 15 - 16 oyuncu vardır, ya da olmalıdır. Çekirdek kadro da denilebilir.
Yeni transfer edilen 6 - 8 oyuncu, altyapıdan gelen oyuncular ve gelecek vaat eden oyuncuların katılımı ile bu sayı bulunabilir. Amaç, hazırlık dönemi çalışmalarına ve takımsal birlikteliğe uyumlarını sağlamak ve gözlemlemektir.
Genç takımdan gelen eski oyuncular tarafından bu durum pek yadırganmaz.
Ancak diğerleri için ağır tempoya ve yabancılığa alışmak pek kolay olmaz.

Sezon başı kadro düşer
Bu noktada devreye girebilecek en önemli olgu ilgi, sabır ve hoşgörüdür. Liglerin yaklaşmasıyla ortam değişmeye başlar. Hazırlık maçlarında iki türlü düşünce oluşmazsa, bu oyuncular yavaş yavaş elenmeye mahkumdur.
Oyun yapısının stabilizasyonuna oyuncuların tümünün uyumu hedeflenmediği taktirde klasikleşmiş söylem ortaya çıkar.
"Şu tarihte bize gelmişti ama beğenilmedi" Neyse, sezon başlarken kadro düşer.
Hatta içlerinde hiçbir hazırlık maçında oynatılmamış oyuncular vardır. Sezona girerken 25 - 26 oyuncuyu seçerken 23 - 24'ünden her an yararlanma mantığı olmalıdır. Sezon başlar, takımın hedefine göre hazırlık bir zorunluluktur. Oyuncu organik bir sakatlık yaşamamalı, hastalanmadan yaşamalı, kart görerek takımını en önemli anlarda yalnız bırakmamasını sağlayacak bir eğitim planlanmalı. Yapılan iş profesyonel bir iştir ve buna uygun yaşamak ve davranmak temel kuraldır. Sadece futbolcu için mi? Asla...
Herkes, bu işten nasiplenen herkes bu durumu özümsemeli. Görevler ile ilgili hata yapmama gereği var. Gelelim en büyük geyiğe.

Ateşe atmak anlamsız
Hedefinden geri düşmüş ve umutlarını tüketmiş takımlar şunu söyler. "Gençlere yöneleceğiz" ya da "Oynamayanlar oynayacak" Yahu, bu oyuncular sizin değil miydi?
İlla ki hedeften şaşınca mı akıllara gelir?
Bu çocuk nerede hazırlanacak? O atmosferi yaşamazsa, ilk yaşadığında bocalamayacak mı? Bu bir kaçış. Kamuoyu tepkisini düşürmek adına bu çocukları ateşe atmak anlamsız. Sadece amaçsız maçlarda oynatılsın diye mi transfer edilir ve sezon boyu takımda tutulur? Normal kadroya yavaş yavaş monte edilmesi, kurgusu ve morali bozulmuş bir takımda oynamasından daha yararlı değil mi?
Oyuncuların oynatılıp oynatılmamasının ardındaki gerekçeler ile gerçekler arasındaki çelişkiler, o takımın yapısal bütünlüğü ve gelecek kaygıları arasında sıkışıp kalmamalı. "Bana faydası olmayan kilisenin papazı" mantığını açığa çıkarabilmek kilise ile ilişkili olmayı gerektirir. Oynatılmayacak bir oyuncu hangi beklentilerle takımda tutulur?
Bireysellikle, toplumsallık arasında kalın bir set vardır. İnsanlara şirin görünmek uğruna, başka insanların sırtına basmak hangi ruh haliyle içiçe olunduğunu açıkça ortaya koyar.
Kamuoyu oluşturmak, gelecek beklentilerini daha uzun vadeye yayabilmek ve gizli hesaplara zemin hazırlama adına yapılanların anlaşılmadığını sanmak hataların en büyüğüdür. Anlaşılması ile dillendirilmesi ayrı bir problem. Anlaşılanların dillendirilmesi ya da dillendirilenlerin anlaşılmış olması, sorunu temelden çözümleyecek.Ürkülmesi gereken konu kulüplerin geleceklerine ve yetiştirilecek oyuncuların sunumuna koyulan ipoteklerdir.

egespor@milliyet.com.tr




EGE
F tipi kapalı cezaevi
Ne alırsan al, altı taksit
Lütfen bir kez daha gelmeyin!
Ekonomiyi hafife almak doğru değil
En büyük geyik...





Ege Ana Sayfa
Ekonomi
Spor
Rehber


Bahar Akbaş
Arzu Çetik
Tülay Özüerman
Deniz Sipahi
Rıza Tuyuran
© 2004 Milliyet