Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim 13 Mayıs 2004 / Perşembe  
Bugünkü Milliyet Gazetesi      Business      Otomobil      Popüler Kültür      Cumartesi      Pazar      Ege  
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik
'Tüp geçit'te yanlış hesap


'BOĞAZ tüp geçidi" için ilk adım atıldı. Tüp geçit yıllardır tartışılıyordu. Biz de bu konuyu en az 5 - 6 kez bu köşede ele aldık. Çeşitli görüşlere yer verdik. Uzmanları konuşturduk.
Öncelikle, Boğaz tüp geçidinin büyük bir depremden etkileneceği yolundaki endişemizi belirttik.
Prof. Dr. Semih S. Tezcan, "Boğaz'da yapılması düşünülen tüp geçit konusunda en önemli sakıncanın yerinin yanlış seçilmiş olmasından kaynaklandığını" öne sürdü.
Zaten İstanbul'u etkileyen büyük depremlerden sonra şehir daha hızlı bir şekilde doğu - batı aksından kuzeye kayarken tüp geçitli ulaşım için güney güzergahını savunmak imkansız gibiydi.
O günlerde bu köşedeki tartışmada yer alan İstanbul milletvekili Bülent Akarcalı da öncelikle şu endişesini belirtiyordu:
"Projede raylı sistem dışında araç geçişi yok. Projede kara taşıtları için geçiş öngörülmediği için tüp geçit 3. köprü ihtiyacını ortadan kaldırmamaktadır."
Bu tespit de doğru çıktı. Bugünlerde 3. köprü için hazırlıklar yapılıyor. Yeni köprünün Sarıyer - Beykoz arasında olması planlanıyor.
***
AMA bizim öncelikle vurgulamak istediğimiz, depremin etkisinin ne olabileceği.
17 Ağustos ve 12 Kasım depreminden önce Bolu Tüneli'nin herhangi bir depremden etkilenmeyeceğini söyleyenlerin sonradan yanıldıkları anlaşıldı.
Ya Boğaz tüp geçişi için de bir gün gelir "Yanılmışız" denirse, bu neyi kurtarır?
***
BOĞAZİÇİ Üniversitesi Yapı Teknoloji Uygulama ve Araştırma Enstitüsü tarafından bir süre önce yapılan sayımlara göre, Anadolu'dan Avrupa yakasına geçen yarım milyon yolcunun sadece yüzde 8'i tarihi yarımadaya ve en çok yüzde 20'si Haliç'in güneyine yönelmektedir. Boğaz köprülerinden geçen yolcuların yüzde 80'i yani her gün 400 bin yolcu Haliç'in kuzeyine gitmektedir. Köprüleri kullanan 400 bin kişiyi, her gün Yenikapı'ya taşıma isteği tüm ulaşım ilkelerine aykırıdır.
Bu sayılar değişse de oranların bugün için değişmediğini sanırım.
***
İSTANBUL'da ulaşım konusu temelden bozuk. Çünkü yerleşim sorunu var. Konut alanlarının, işyerlerinin, sanayinin plansız dağılımı var, daha doğrusu karmaşası var. Nüfus yoğunluk planı yok.
İşyerlerinde lojman sistemi eksikliği var.
Aslında kargaşayı yaratan sebepler ortada durdukça, yani İstanbul'da yerleşim doğru temellere oturtulmadıkça köprü de, tüp geçit de derde deva olmayacak.

VERGİ SOYGUNU
Vergide kaçak oranının yüzde 70 olduğu saptandı. Oysa Anayasa'nın 10. maddesinde neler var:
"... Herkes kanun önünde eşittir. Hiçbir kişiye, gruba imtiyaz tanınamaz. Devlet organları eşitlik ilkesine uygun hareket etmek zorundadır."
Yüzde 70 kaçak hangi eşitliğin ifadesi?

BAŞBAKAN
Uzlaşma beklerken
Hükümet köprüleri attı. Başbakan YÖK ve imam hatipler konusunda adeta etrafa bomba yağdırdı. Tabii aldığı cevaplar, komutanlarınki de dahil, ağır oldu.
Gerilim iktidarların lehine olmaz. Ama Başbakan Erdoğan "uzlaşmacı" değil, "gerici" oldu.
Bugün artık "demokrasi"lere, "katılımcı demokrasi" deniliyor. Başbakan'ın "Meclis'te çoğunluğum var. Her istediğimi yaparım" anlayışı yanlıştır. Aslında bu eskiden de yanlıştı. O kadar yanlıştı ki, aynı görüş çok üzüntü verici sonuçlar doğurmuştu.
Her şeye rağmen uzlaşma umudunu kaybetmek istemiyoruz. O zaman şunu diyebiliriz. Bu olay Cumhurbaşkanı'nın vetosuna kadar gider. O noktadan sonra, ülkeyi daha fazla sarsmadan, "kavga"nın yerini diyalog alır ve sorun çözümlenir.

İKTİSATÇILAR
Dolarda yanıldı, yanılttı
Dolar 1 milyon 300 binli rakamlara indi. Genellikle iktisatçılar; "Yaz geliyor, fiyatlar artık daha yukarı çıkmaz, hatta düşer" diyorlardı. Yani iyimserlik satıyorlardı. Çünkü yaz ayları, işçilerimiz tatile gelecek, turist bollaşacak, döviz akacak, demekti.
Oysa dolar düşmedi, çıktı. 22 haftalık düşüş seviyesini dolar 5 haftada yükselerek kapadı.
Şimdi yine pek çok iktisatçı "Doların fiyatı daha da çıkacak" diyor.
Dövizin fiyatında, "yaz"ın dışında da etkenler rol oynuyorsa, o etkenleri hesaba katmayan kolay yorumlar yapmayın. Halkı yanıltmayın...

GİYİM KUŞAM
Ve Emine Erdoğan
Kimsenin özel yaşamına karışmak haddimiz değil.
Ama söz konusu olan kişi Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı'nın kamuya mal olmuş sayın eşi olunca her vatandaş gibi bize de söz düşer.
Benim, Sayın Emine Erdoğan'ın çok konuşulan kıyafetiyle ilgili önerim şu olabilir:
Sayın Emine Erdoğan önce, o eski evlerimizdeki "kırlent"ler gibi işlemeli elbiselerini hazırlayan modacısını terk etmeli.
Giyim ve özellikle başörtüsü şekli olarak Müslüman Pakistan'ın eski başbakanı Benazir Butto'yu örnek almalı.

dheper@milliyet.com.tr








Taha AKYOL
Demokraside son söz?

Çetin ALTAN
"In vino veritas - Hakikat şaraptadır"

Melih AŞIK
ABD - AB yapımı

Fikret BİLA
Ortak akıl

Hasan CEMAL
Cumhurbaşkanı nerede?

Yılmaz ÇETİNER
Nurbanu Sultan Yahudi değildi

Güneri CIVAOĞLU
Kriz yönetimi

Abbas GÜÇLÜ
Avrupa çok uzakta

Hurşit GÜNEŞ
Ekonomide ısınma bal gibi gözleniyor

Doğan HEPER
'Tüp geçit'te yanlış hesap

Sami KOHEN
Ambargosuz döneme hazır olmalı...

Mehmet Y. YILMAZ
Aynası, 'kadına şiddettir' Türkiye'nin

Hasan PULUR
"Bunlar rahat durmaz!"

Derya SAZAK
Çakıcı ve BJK

Yaman TÖRÜNER
Merkez Bankası ne sundu?

Güngör URAS
Padişahlar tüketimin artmasından korkardı

Serpil YILMAZ
Erdoğan ile Kemal Gürüz yan yana...

M. Ali BİRAND
LİSELİ, İMAM HATİPLİ ÇATIŞMASI...

© 2004 Milliyet