|
 |
|
|
Padişahlar tüketimin artmasından korkardı
Çetin Altan'ın 23 Mart 1985'te "Şeytanın gör dediği" köşesinde yayımlanan yazısını kesmişim. Saklamışım.
Çetin Altan'ın yazısının başlığı "Padişahlar tüketimin artmasından korkardı". Yazıda Çetin Altan diyor ki, "... Osmanlıların tüketime karşı çıkmalarının nedeni, insanı insan yerine koymadıklarındandı. Tüketimsiz kalkınma savaşımı, kendinden çok mirasçılara çalışma tatsızlığının pörsümesine dönüşür sonunda. Zora düşmüş iktidarların sloganıdır bu, 'gelecek kuşaklara çalışmak...' Bizde bir tüketim düşmanlığıdır gidiyor... Tüketim artmazsa işsizlere zor açılır iş alanı... İş alanı genişlemeyince de Hazine'ye para zor girer... Yaşamayı öğrenmeden kalkınmayı öğrenmenin olanağı var mıdır?"
Çetin Altan Usta, bunları yirmi yıl önce yazmıştı. Yirmi yıldır değişen bir şey yok. Aslında padişahlardan bu yana değişen bir şey yok. Bir tüketim düşmanlığıdır gidiyor. Herkes, rakama bakmadan, "Halkımız çok tüketiyor" diyerek söylenip duruyor.
Bizde halkın tüketim harcaması "felaket işareti olarak kabul ediliyor..." IMF destekli bütün politikaların amacı halkın tüketimini kısmak... İyi de... Bu halk ne tüketiyor? Halkın tüketimi nasıl artıyor? Rakamlara bakan var mı?
Ben rakamlara baktım. 1987 yılı sabit fiyatlarıyla açıklanan milli gelir tablolarından, son sekiz yılın özel tüketim harcamalarını alt alta dizdim. Bu tüketim harcamalarının en büyük kalemi olan gıda harcamalarını bir yana ayırdım. Sonra bu rakamları her yılın ortalama nüfus rakamına bölerek sabit fiyatlarla kişi başı özel tüketim harcaması, gıda harcaması rakamlarını belirledim. 1998 yılı harcamalarını 100 kabul ederek halkımızın kişi başı özel tüketim harcamalarının (sabit fiyatlarla) nasıl arttığını ortaya çıkardım.
Kişi başı özel tüketim harcaması 1996 yılında 100.0 iken 2001 yılından itibaren 100.0'ün altına düşmüş. 2001'de 94.1, 2002'de 94.2, 2003'te 92.9 olmuş. Bu mu halkımızın çılgınca tüketim harcaması yapması? Halkımızın tüketime harcadığı her 100 liranın 36 - 38 lirası gıdaya gidiyor. Sabit fiyatlarla halkımız 1996 yılında gıdaya 100.0 harcarken, gıdaya harcanan para miktarı giderek düşmüş. 2000 yılında 98.8 olmuş. 2002 yılında 93.4 ve 2003 yılında 90.8 olarak gerçekleşmiş. Açık anlatımıyla halkımız gıdaya sekiz yıl önceden daha az para harcıyor.
Türkiye'de gelir dağılımında çarpıklık giderek büyüyor. Vergisiz faiz geliri olanların otomotiv ve dayanıklı tüketim malı harcamaları yanlış değerlemelere neden oluyor.
Üretim artmadan, işsiz sayısı azalmadan milli gelir büyümez. Milli gelir büyümeden kişi başı gelir büyümez. Kişi başı gelir büyümeden tüketim harcamaları artamaz.
guras@milliyet.com.tr
|
|
|

|