|
 |
|
|
Duyarlılığa karşı duyarlılık
Mercek / İsmail Özelçinler
Yıllardır yazıyorum. Eleştirilerimde asla art düşünce izleri olmamıştır. Doğru bildiğim tek bir kelimeyi bile söylemekten ve yazmaktan çekinmem. Babamın oğlu da olsa, en yakın dostum da olsa, spor etiğine ters gelen bir konu varsa yazarım ve gündeme taşırım.
Geçtiğimiz hafta köşemde, "Kin ve nefret, sonrası gaflet" başlıklı yazıma, duyarlı okurlarım "Mail" göndermiş. Çok mutlu oldum. Bunlardan biri de, Üniversiteli bir grubun kurduğu "Göztepe Uniforce" üyesi Onur... Mail kodu Onur 35...
Sevgili Onur'a çok teşekkür ediyorum. Gerçek bir Göztepeli olduğundan şüphem yok. Attığı mail de, çeşitli aktivitilerde yer aldıklarını, yemek olsun, sinema olsun her ay biraraya geldiklerini, kulüplerinin iyi ve kötü yanlarını tartıştıklarını, bu fikirler doğrultusunda Göztepe'yi marka yapmada öncü olduklarını vurgulamış.
Beş soruya yanıt
Çok mutlu oldum. Böylesine aydın, pırıl pırıl bir gençliğin takımlarına sahip çıkması beni müthiş keyiflendirdi.
Sahip çıkarken de sporun özüne yöndeş olan spor ahlakı ve davranış biçimlerini içtenlikle sergilediklerine yürekten inanıyorum. Tek dileğim, bu grubun çok kısa sürede genişleyerek tüm tribünleri tıklım tıklım doldurmaları. Sadece iyi gününde değil, kötü gününde de takımlarına destek verecek potansiyellerin çoğalması, şiddet ve tribün terörünün de canına ot tıkayacaktır.
Tabi bu arada sevgili Onur, benden cevaplamamı istediği 5 soru yöneltmiş.
Bu 5 soruyu yanıtlamak için satırlarımız çok yetersiz kalacak. Kısa ve öz şekilde, istediği sorulara yanıt vermeye çalışacağım.
1- Şike söylentileri ve teşvik konusu, maalesef ülkemizde "Kangren" olmuş. Rüşvetin belgesi olmadığı gibi, şikenin ve teşviğin de belgesi yok. "Neden kimse önlem almıyor?" sorusu, bugünkü düzende hep askıda kalacaktır. Önlem alması gerekenlerin o gücü yok ki! O güce sahip gibi görünenler, geçtiğimiz yıl Diyarbakır'da oynanan Diyarbakırspor - Elazığspor maçının şike olduğunu bilmiyorlar mıydı sanki? Bu nedenle de Altay düştü.
2- Basında üç büyük kulübün yer almasının tek nedeni rant. Türkiye'de taraftar sayısına bakıldığında, üç büyük kulübün toplamı yüzde 80'leri buluyor. Maalesef böyle gelmiş böyle gidiyor. Örneğin, bu sezon Trabzonspor şampiyon olsaydı, ertesi gün spor gazeteleri normal 250 bin satardı. Fenerbahçe'nin şampiyonluğunda ise 500 bin satıyor... Bütün mesele bu.
3- Üç büyükler ceza alınca, cezalarını İzmir'de seyircili ve 55 bin kişiye oynuyor. Resmen ceza değil ödül. Federasyon'un bu kulüplere karşı olması demek, Federasyonun bindiği dalı kesmesi demektir. Yani klasik bir "Haklıdan değil, güçlüden yana olma" teorisi.
Kısa ve geç de olsa, sevgili Onur'a istediği yanıtları verdiğimi sanıyorum. Arzu ettiği taktirde, kendisiyle ve grubuyla oturup, sohbet de ederiz.
Sevgilerimle...
ege@milliyet.com.tr
|
|
|

|