

Herkes düşünce ve ifade özgürlüğü hakkına sahiptir; bu hak serbestçe düşünme, hangi yoldan ve nereden olursa olsun bilgi ve görüş alma, araştırma ve yayma özgürlüğünü içerir. İnsan Hakları Evrensel bildirgesi |
|
|
|
|
 |
|
|
Nezaket arayışı
Denktaş'ın referandumdan sonra istifadan vazgeçmesi üzerine kullanılan "Bu ne pişkinlik?" başlığına itirazlar var. Başlığın hakaret içerdiği düşünülüyor
DOĞAN AKIN
Pişkin, gereğince pişmiş gıdalar için kullanılan bir sözcük. İnsanlara ilişkin mecazi karşılığında "yüzsüz" yazıyor.
Büyük Larousse Sözlüğü, pişkin için, "Saygısızca ve görgü kurallarını hiçe sayarak davranabilen kimse, bu kimseye özgü davranış için kullanılır; yüzsüz, yırtık" açıklamasını veriyor.
"Nezaket kurallarını bir yere bırakarak işini yürütmekten çekinmeyen" de, "pişkin"in Türk Dil Kurumu Sözlüğü'nde verilen karşılığı.
Sözcüğün, 24 Nisan'da yapılan referandumda halkının yüzde 65'iyle ters düşen KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'ın istifa etmeme kararını vurgulayan haberin başlığında kullanılması önemli bir tartışma başlattı.
26 Nisan Pazartesi günü manşetten "Yüzde 65'i bile umursamadı" diye verilen haberin iç sayfadaki başlığı, soru işareti ile biten bir hüküm bildiriyordu: "Bu ne pişkinlik?"
'Yayın ilkelerine uygun mu?'
Üslubu eleştirilere yol açan metinde, "evet" sonucu çıkarsa Cumhurbaşkanlığı'ndan istifa edeceğini açıklayan Denktaş'ın, referandumdan sonra "Rumların 'hayır' oylarına sığınarak" kararından caydığı anlatılıyor. KKTC Dışişleri Bakanı Serdar Denktaş ile Ulusal Birlik Partisi Genel Başkanı Derviş Eroğlu'nun çelişkili tutumlarını da içeren üç parçalı haberin Denktaş'a ilişkin bölümü, "Halkının umutlarına bu kadar yabancılaşmış olmasına rağmen istifa etmeyerek olumsuz siyasetin yeni bir örneğini verdi" ifadesiyle bitiyor.
Ankara'da üniversite öğrencisi olduğunu belirten Taha Gökören, "Kıbrıs mücadelesiyle özdeşleşmiş bir insan hakkında kullanılan ifadenin kendisini üzdüğünü" vurguluyor.
Nida Öğütveren, gazetede Denktaş'ın tavrını onaylayan yazarlar da bulunduğunu belirterek, "Milliyet'te böyle bir başlık göreceğimi sanmazdım. Saygısız bir ifade bu" diyor. Öğütveren, "Pişkinlikle nasıl suçlayabilirsiniz? Bu tavır kime ait? Bu haber yayın ilkelerine uygun mu" sorularını yöneltiyor.
Berkan Çiçek ile Erdem Eken de, Denktaş'a vefasızlık yapıldığını, başlığın "saygısızlık ve hakaret" içerdiğini savunuyorlar.
'Gönül rahatlığıyla ad koyduk'
Dış Haberler Servisi Müdürü Kadri Gürsel, eleştirilere şu yanıtları veriyor:
"Türk Dil Kurumu sözlüğünde 'pişkin'in mecazi anlamdaki karşılığı şöyle: 'Nezaket kurallarını bir yana bırakarak işini yürütmekten çekinmeyen.' Bir de gündelik kullanım örneği verilmiş: 'Ne pişkin adam, teklif beklemeden oturuverdi.' 'Pişkinlik' de, 'Pişkin olma hali veya pişkince davranış' olarak geçiyor.
'Bu ne pişkinlik?' başlığı ile yansıtılan durum da, KKTC'de 'siyasi nezaket kurallarını bir yana bırakarak işini yürütmekten çekinmeyen' adamlarla ilgilidir. Gazeteci, mensubu olduğu toplumun içinden geçtiği, tarih duyusunun zirve yaptığı kader anlarında, verilecek kararların gelecek nesillerin hayatlarını belirleyeceği kritik kavşaklarda, en azından durumun adını koyar. Evet, ad koyma eylemi bizi bazen başkalarının gözünde 'tarafsızlık'tan öteye taşıyabilir, ama bu eylem o çok ender yaşanan anlarda zaruridir. Gazetenin ve gazetecinin, okurunun ayaklanmış bilincine cevap verebilme zaruretidir bu. Böyle anlar her ay, her yıl yaşanmaz. Otuz kırk yılda bir gelir ve o an gazeteci söylemelidir. Kıbrıs konusunda da böyle müstesna bir an yaşanmıştır.
İki politikacı, Derviş Eroğlu ve Serdar Denktaş referandum öncesi 'hayır' kampanyası yürütüp, sandığa da 'hayır' oyu attıktan sonra, ertesi gün çıkıp, 'hayır' diyen Rumları 'barışı engellemek'le suçlayabilmişlerdir. Bunun adını koyduk. Kıbrıs Türk halkının tarihsel lideri Rauf Denktaş'ın nasıl bir hayır kampanyası yürüttüğünü örneklendirmeye lüzum yok. Bu demagojik kampanya ile en başta kendisi 'Denktaş ikonu'nu paramparça etmiştir. Referandumu, kendisi için de bir güven oylaması haline getirmiştir. Halkının özlem ve hedeflerinin çok dışına savurmuştur kendisini. Kendi halkı Annan Planı'nı kabul etmiştir. Bize göre bu, 'siyasi nezaket' kuralları çerçevesinde istifayı gerektirir. Denktaş, 'nezaket kurallarını bir yana bırakarak işini yürütmekten çekinmeyen bir adam' olmuştur. Bunun adı 'pişkinlik'tir. Adını koyduk. Gazeteci ile gazetesinin o tarihsel anda duyuları örtüştüğü için de gönül rahatlığıyla yaptık bunu."
Gürsel'in, katılmadığımız görüşlerine yanıtımız aşağıda.
|
|
|

|
|