|
 |
|
|
Nehir kıyısında kahvaltı
Yolunuz Edirne'ye düşerse Meriç kıyısında, eski Gümrük Karakolu binasında kahvaltı yapmayı ihmal etmeyin
Sayın okuyucularıma "görmeyene güzelliği anlatılamaz" bir yeri anlatmaya çalışacağım. Ey İstanbul ve çevresinde yaşayan ve de imkanı olanlar... Tatil günü bir yerlere gitme şansı bulunanlar... Arkadaşlarla bir olup bir otobüs, minibüs kiralayınız. Veya otomobiliniz varsa kendi otomobiliniz ile İstanbul'dan Edirne'ye gidiniz. Trafiği, kesintisi, durması, duraklaması olmayan güzel bir otoyol ile iki saatte Edirne'desiniz. Saat 07.00'de yola çıkarsanız 09.00'da Meriç kıyısında, "yeryüzü cenneti"ndesiniz.
Osmanlı'nın payitahtını gezmeye başlamadan, tarihi Meriç (Mecidiye) Köprüsü Karaağaç çıkışında bulunan; vali beyin gayreti, ÇEKÜL'ün, Prof.
Dr. Metin Sözen'in desteği ile onarılan, daha sonra belediyeye devredilen Gümrük Karakol binasında sabah kahvaltısının zevkini yaşayınız.
Bu küçük tarihi binanın önü yeşillendirilmiş. Bina ile Meriç arasındaki bahçeye masalar dizilmiş. Meriç nazlı nazlı akıyor. Önünüzde
II. Mahmud zamanında yapılan tarihi köprü uzanıyor. Çevre tertemiz. Yemyeşil.
Belediyenin çayhane olarak işlettiği eski Gümrük Karakol binasının sorumlusu Trakya Üniversitesi Beden Eğitimi Fakültesi mezunu Hürrem Gezen isminde sporcu, sempatik, uzun boylu, güler yüzlü, güzel bir hanım kızımız. Genç, pırıl pırıl, yakışıklı delikanlı çocuklarımız servis sorumluluğunu üstlenmiş.
Cumartesi ve pazar sabahları komple kahvaltı 5 milyon lira. Sadece çay içecekseniz 500 bin lira. Türk kahvesi 1 milyon 500 bin lira.
Ben geçen pazar sabahı Prof. Dr. Metin Sözen ve başka arkadaşlarımla Meriç kıyısında kahvaltı zevkini yaşadım... Masamızı şereflendiren Vali Fahri Yücel'in eşi Perihan Yücel'in tavsiyesi ile Hürrem Gezen'in annesinin yaptığı "poy"u tattım. Poy denilen şey Edirne yöresinin özelliği imiş. Esası kabuklu susam. Kabuklu susam havanda kuru ceviz ile eziliyor. İçine yiyenin tercihine göre pul biber, kimyon veya diğer baharat ekleniyor. Çıtır çıtır Edirne simidini önce sızma tereyağına sonra "poy" çanağına batırıyorsunuz... Yiyorsunuz. Anlatıldığına göre, her derde deva imiş! Onu bunu bilemem ama tadı güzel.
Kahvaltıdan sonra tabii ki Selimiye, Üç Şerefeli Cami ile Ulu Cami'yi göreceksiniz ama ben size daha başka görülecek yerlerin listesini vereyim... Adrian Kulesi-Saat Kulesi, Hafız Ağa Konağı, Saray-ı Atik Hamamı, Bahai Bahçesi, Karanfiloğlu Sokağı, Ekmekçizade Ahmet Paşa Kervansarayı, Karaağaç Semti, Trakya Üniversitesi'ne verilen eski Karaağaç Tren İstasyonu, Lozan Müzesi, Pazarkule Hudut Kapısı, Arda-Meriç nehirleri birleşme noktası, Karaağaç Dr. Bahattin Öğütmen Konağı, eski Maarif Caddesi, Darr-ü Şifa, Sarayiçi Adalet Kasrı, Deveci Han Kültür Merkezi, Muradiye Camii de görülmeye değer yerler.
Edirne'ye gidince Selimiye Camii'nin hemen önündeki dostum köfteci Osman'dan (Osman Almadık, tel: 0284-212 77 25) mutlaka köfte yiyeceksiniz (Selamımı söyleyiniz). Biraz ötedeki çorbacı Hakkı Baba'nın (Hakkı Bulut, tel: 0284-213 63 38) mutlaka çorbasını içeceksiniz. Edirne'nin yaprak ciğeri meşhur. En ünlü ciğerci ise Kazım Usta (Kazım Gilan, tel: 0284-212 12 80). Edirne'den ayrılırken dostlarınıza Edirne'nin "aynalı süpürgesi"ni veya başka el işlerinden almak isterseniz Etur el sanatları mağazasına (tel: 0284-214 40 26) uğrarsınız. Perihan Yücel hanım bana bademli Kavala kurabiyesinden tattırdı. Kavala'nın bu kurabiyesini Keçecizade Pastanesi'nde (tel: 0284-225 24 81), Kavalalıların yaptığından daha iyi yapıyorlarmış. Pek lezzetli idi. Ben vakit bularak dostlarım için bir paket satın alamadım.
Bir günde Edirne turunu tamamlayarak akşam hava kararmadan İstanbul'a dönebilirsiniz. Benden yazması... Ötesi size kalmış.
|
|
|

|