|
 |
|
|
Bebek adımları
Daum, Türkiye'ye gelir gelmez yaptığı bir röportajda sırtına "Daum 15" yazan Fenerbahçe forması giymişti (Sabah, 8 Haziran 2003). Bu bir slogan haline dönüştü. Şimdi ise gerçek. O zaman söyledikleri Daum'un kimliğiydi. Kariyeriyle hatlarını çok belirgin çizdiği stiliydi. 11 ay önceki bu açıklamalarına baktığınızda, sarsıntılara rağmen Fenerbahçe takımının sezon boyunca oluşturmaya çalıştığı tarzını görebiliyorsunuz.
"Futbolda one - man show'la bir yere gelemezsiniz. İyi yönetim, iyi teknik kadro, iyi oyuncular, iyi kulüp çalışanları ve arzulu bir taraftar kitlesine ihtiyacınız vardır. Başarı planlanabilir."
"Ben çok çalışırım, çok söz vermem... Önce takıma yeni bir yüz kazandırmak gerek. İkinci basamak, futbolcuların performansının doruğa çıkması, onlardan yayılacak kıvılcımların çimlerden tribündeki taraftarı ateşlemesi. Üçüncü adım Fenerbahçe'nin kenetlenmiş bir kale olması. Öyle bir kenetleneceğiz ki günlük başarısızlıklarla sarsılmayacağız. Sürekli mücadele eden, pes etmeyen bir takım yaratmak olacak hedefimiz."
"Önemli olan oyun içinde değişiklik yapabileceğiniz esnek bir takım kurmak. Takım içinde yaşlı ve tecrübeli isimler de olacak, gençler de. Teknik olarak iyiler de olacak, fizik olarak güçlüler de. Bana düşen böyle bir kadrodan en iyi takımı yaratmak ve en iyi sonucu alabilmek."
"Fenerbahçe artık Galatasaray maçları için duyduğu heyecanı ve arzuyu diğer 16 rakip için de duymayı öğrenmeli. Bizim için her rakip aynı saygıyı hak ediyor."
Fenerbahçe'nin sorunlu yapısından sıyrılabilmesi için öncelikle detaylara vakit harcaması ve futbolun temel meselelerinde kendini yenilemesi gerekiyordu. Daum'un takımı şekillendirmek için izlediği yoldaki inadı (yanlışları ve iniş - çıkışları olabilir), bu noktayı hedef alıyordu.
Fenerbahçe, az sürede çok yol katetmiş gibi görünüyor. Bu Daum'un yüzündeki şampiyonluk sevincine karışan sıkıntının da kaynağı. Futbolcularına şu anda oldukları noktanın hakkını verebilmeleri için daha fazlasını yapmaları gerektiğini; henüz ne zihinsel ne teknik anlamda hedeflenenin yarısına bile ulaşamadıklarını anlatması gerektiğini biliyor. Bu takım, tıpkı Mustafa Denizli döneminde olduğu gibi, kendini aşan zamansız emellerle çok kolay dağılabilir. Aynı tehlike Trabzon için de geçerli.
Fenerbahçe, koşullara bakıldığında, standartlar üstüne çıkarak beklenmedik bir sampiyonluk kazandı. Koşulları iyi değerlendirdi. Devamını getirebilirse, alışkanlıklarını bozma yolunda da tarihi bir sezon yaşamış olacak. Mesela ilk yarı 5 puan gerideyken teknik direktör kovmanın hiçbir yarar sağlamayacağını öğrenmek gibi! Ama bu "tarz"ını sürekliliğe dökene dek de sınıf atlamış sayılamaz.
ekoksaldi@milliyet.com.tr
|
|
|

|