Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim 14 Mayıs 2004 / Cuma  
Bugünkü Milliyet Gazetesi      Business      Otomobil      Popüler Kültür      Cumartesi      Pazar      Ege  
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik
Frene basmak!


Yıldırım hızıyla geçti! Böyle denir. Şimdi ne olacak? Çankaya'nın vetosuyla parlamentoya geri gelmesi en yakın olasılık.
Bu durumda iki şık var:
(1) Hükümet kanadının, yasayı virgülüne dokunmadan yine kabul edip Çankaya'ya geri göndermesi... (2) Ya da anayasal süreç bugün için tamamlandı deyip, ileride yeniden ele almak üzere konuyu zamana yatırması...
Hangisi?
Aklın yolu, ikinci şık.
Çünkü dallı budaklı bir konu. Toplumu, siyaseti bölücü ve gerilime itici bir konu. Üstelik öyle bir konu ki, doğrular hiç kimsenin tekelinde değil. Herkesin doğruları da var, yanlışları da...
Bunun için de ilgili tarafların dediğim dedikçilik illetine kapılması gerekmiyor.
Anlı şanlı mevki sahiplerinin kamuoyu önünde birbirleriyle atışmaları ayıp oluyor. Bunun yerine kapalı kapılar arkasına çekilip, karşı karşıya oturup, birbirlerinin yüzüne bakarak güzel güzel konuşsalar çok daha isabetli olacak.
Çankaya'nın vetosu böyle bir fırsatın kapısını aralayabilir.
Eğitim, üniversite düzeni, ilk ve orta öğretim, din eğitimi... Bu yaşamsal konular aileden başlayarak bir toplumun, bütün bir ülkenin geleceğini, laiklik boyutuyla da demokratik rejim ve siyasal istikrarı çok yakından ilgilendiriyor.
Bu nedenle frene basalım.
Köklü bir eğitim reformu için yeni diyalog platformları oluşturalım. Arama konferanslarıyla, beyin fırtınalarıyla kollar niçin iyi niyetle sıvanmasın ki?
Zaman alabilir.
Ama sağlıklı yol budur.
Acele gereksiz.
Bu açıdan bir noktayı daha göz önünde tutmakta yarar var. Hükümet eğer öncelikleri karıştırmaya devam etmez ve bütün enerjisini AB'den tarih alanında harcarsa, unutmayın, Türkiye'yle AB arasında gelecek yıl müzakereler başlayacak. Böylece her konuda Avrupa standartları ve onlara uyum gündeme gelecek.
Eğitim de bunların başında.
O zaman aceleye ne gerek var?
Üniversite düzenini, ilk ve orta öğretimi, eğitimin çerçevesi içinde din eğitimini, bütün bunlara AB perspektifini de hesaba katarak yaklaşmak isabetli olmaz mı?
Biliyorum, çok şey söylenebilir.
Seçilmişler - atanmışlar tartışmasından 'militan demokrasi'ye, demokratik rejimlerde çoğunluk - azınlık konusundan egemenliğin kullanımına kadar herkes kendi meşrebine göre değişik düşünceler üretebilir. "Türkiye'yi kim yönetiyor? Hükümet mi, başka güç odakları mı?" diye sorgulayabilirsiniz. Bunların çoğunda doğruluk payları hiç kuşkusuz vardır.
Ama bir gerçek yine değişmez:
Türkiye gerilmiştir!
Oysa Türkiye'nin böyle bir lüksü yok.
Bu gerilim sivilde olsun, askerde olsun birtakım marjinal odaklarca demokratik rejimi kundaklamak için kullanılmak isteniyor. Bu odaklar karşısında makulü normalde arayanların elleriyse, eğer bu gerilim devam ederse zayıflar.
Fren yapma zamanıdır.

h.cemal@milliyet.com.tr








Taha AKYOL
Seçilmişler ve seçkinler

Çetin ALTAN
Üçüncü Dünya'nın beylik plakları ve ötesi...

Melih AŞIK
Ekonomi bülteni

Fikret BİLA
Tercihler

Hasan CEMAL
Frene basmak!

Güneri CIVAOĞLU
Tansiyon

Abbas GÜÇLÜ
Yasa bu yıl zor uygulanır. Çünkü...

Hurşit GÜNEŞ
Mevduat sigortası nasıl yapılanmalı?

Sami KOHEN
21. yüzyılda bu olur mu?

Mehmet Y. YILMAZ
Kadınla erkek el sıkışır mı?

FAİK ÖZTRAK
Tek parti iktidarında da siyasi belirsizlik oluyormuş

Hasan PULUR
Egemenlik milletindir tartışması..

Derya SAZAK
YÖK, iktidar, AB

Ece TEMELKURAN
Aman hassas olalım sayın seyirciler!

Güngör URAS
'Faiz' ve 'faiz dışı fazla' nedeniyle hükümetin parası kalmıyor

M. Ali BİRAND
Aferin AKP'ye (!)

© 2004 Milliyet